Snap at türkçesi Snap at nedir

  • -a bağırmak.
  • -ı ısırmak.
  • -ı ağzıyla yakalamak.
  • Ağzıyla kapmaya çalışmak.
  • -a kaba bir şekilde konuşmak.
  • Terslemek.
  • -a haykırmak.
  • Kırıcı konuşmak.
  • Isırmaya çalışmak (köpek).
  • -ı paylamak.
  • Bağırmak.

Snap at ile ilgili cümleler

English: Sorry, I didn't mean to snap at you.
Turkish: Üzgünüm, amacım sizi terslemek değildi.

English: I didn't mean to snap at you.
Turkish: Seni terslemek istemedim.

English: You don't have to snap at me like that.
Turkish: Beni öyle terslemek zorunda değilsin.

Snap at ingilizcede ne demek, Snap at nerede nasıl kullanılır?

Snap : Şaklamak. Koparmak. Çat diye kapanmak. Çarparak kapamak. Çıkışmak. Terslemek. Çatırdamak. Patlamak. Şakırdatmak (parmaklarını). Pat diye söylemek.

At : Ye. Ya. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Bir miktarı göstermek için kullanılır. Bir zamanı belirtmek için kullanılır. A. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Üzerinde. E. Nezdinde.

Snap at somebody : Kırıcı konuşmak. Kaba davranmak.

Snap at the chance : Fırsatın üstüne atlamak. Fırsata atlamak.

Snap back : (futbol) topu bacaklar arasından geriye doğru geçirmek (genellikle oyun kurucuya). Çabucak toparlanmak. Çabuk bir iyileşme gerçekleştirmek.

Snap bean : Yenilebilen nazik bir çalı fasulyesi türü.

 

İngilizce Snap at Türkçe anlamı, Snap at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Snap at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bellow : Kükreme. Bağırış. Böğürmek. Kükremek. Öğürmek. Feryat etmek. Körük. Böğürtü. Feryat.

Bawled : Haykırış. Yüksek sesle ağlamak. Haykırmak. Bas bas bağırmak. Avazı çıktığı kadar bağırmak. Zırlamak. Feryat etme. Haşlamak. Avazı çıktığı kadar bağırmak (argo terim).

Barked : Öksürmek. Havlamak. Kabuğunu soymak. Sıyırmak. Çığırtkanlık yapmak. Soymak.

Snubs : Kötü davranmak. Beğenmemek. Hor davranmak. Hakir görmek. Yönünü değiştirmek (gemi). Adam yerine koymamak. Haddini bildirmek. Küçümsemek. Küçük düşürmek.

Snapping : Şaklatmak. Çatırdamak. Kırmak. Kapma. İçindekilerle satın almak. Şipşak fotoğraf çekmek. Şıklatmak. Kırılmak. Şaklamak.

Snap : Kopmak. Çıkışmak. Parlamak (öfke ile). Şıklatmak. Patlamak. Kırılmak. Kırmak. Havada kapmak. Şakırdatmak (parmaklarını). İçindekilerle satın almak.

Acclaim : Bağırarak bir şeyi ilan etmek. Bağırarak ilan etmek. Yürekten onaylama. Alkışlamak. Tezahüratla ilan etmek. Alkışlarla karşılamak. Alkışlarla ilan etmek. Beğeni. Alkış.

Calling out : Düelloya davet etmek. Yüksek sesle konuşmak. Sesleniş. Birliklere toplanmaları için emir vermek.

Acclaims : İlan etmek (alkışlarla). Tezahüratla ilan etmek. Alkışlamak. Açık oyalamada lehte oy verme. Beğeni. Bağırarak bir şeyi ilan etmek. Alkışlarla karşılamak. Övme. Alkışlarla ilan etmek.

Snub : Küçümseme. Aşağılama. Kalkık uçlu. Haddini bildirmek. Yönünü değiştirmek (gemi). Hor görme. Hiçe saymak. Aşağılamak. Küçümsemek.

Snap at synonyms : rebuffing, bellowing, call, snubbed, bark, have a rough tongue, rebuffed, cried, blare, bark at, send to the rightabout, bawls, rebuff, call out, bellowed, bawl, snaps, rebuffs, snap at somebody, scolds, snubbing, scold, scolded.