Snap türkçesi Snap nedir

  • Kopmak.
  • Şıklatmak.
  • Kırmak.
  • Çat diye kapanmak.
  • Şakırdatmak (parmaklarını).
  • Şaklamak.
  • Çıkışmak.
  • Havada kapmak.
  • Pat diye söylemek.
  • İçindekilerle satın almak.
  • Terslemek.
  • Parlamak (öfke ile).
  • Çatırdamak.
  • Şipşak fotoğraf çekmek.
  • Isırmaya çalışmak.
  • Şaklatmak.
  • Koparmak.
  • Isırmak.
  • Çarparak kapamak.
  • Kırılmak.
  • Patlamak.

Snap ile ilgili cümleler

English: I didn't mean to snap at you.
Turkish: Seni terslemek istemedim.

English: I made a snap judgment.
Turkish: Bir gıyabi karar verdim.

English: Ali certainly is good at making snap decisions.
Turkish: Ali kesinlikle anlık kararlar vermede iyidir.

English: A cold snap spread across Europe.
Turkish: Bir soğuk hava dalgası Avrupa'ya yayıldı.

English: I need to calm down and snap out of it.
Turkish: Sakinleşmem ve kendime gelmem gerekiyor.

Snap ingilizcede ne demek, Snap nerede nasıl kullanılır?

Snap at : Kırıcı konuşmak. -ı paylamak. -ı ağzıyla yakalamak. Bağırmak. -a kaba bir şekilde konuşmak. -ı ısırmak. -a bağırmak. Isırmaya çalışmak (köpek). -a haykırmak. Ağzıyla kapmaya çalışmak.

Snap at somebody : Kırıcı konuşmak. Kaba davranmak.

Snap at the chance : Fırsata atlamak. Fırsatın üstüne atlamak.

Snap back : (futbol) topu bacaklar arasından geriye doğru geçirmek (genellikle oyun kurucuya). Çabucak toparlanmak. Çabuk bir iyileşme gerçekleştirmek.

 

Snap bean : Yenilebilen nazik bir çalı fasulyesi türü.

Snap elections : Erken seçim. Ani seçim. Anlık seçim. Çok önceden haber vermeden yapılan seçim.

Snap catch : Sustalı kavram.

Snap hook : Dekor panolarını, ışıldakları tutturmada kullanılan kilitli kanca. Kanca. Kilitli kanca. Yaylı kanca.

Snap into it : Kendini vermek. Enerjik bir şekilde hareket etmek. Acele etmek. (bir işe vb) kendini vermek.

Snap decision : Çabuk karar. Ani karar. Sürpriz karar. Anlık karar. Acele verilen karar.

İngilizce Snap Türkçe anlamı, Snap eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Snap ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crashes : Çarpışmak. Düşmek. Kırılma. Gürlemek. Gürültü etmek. Gürültüyle çarpmak. Gürültüyle düşmek. İflas bayrağını çekmek. Düşmek (kaza sonucu).

Creaks : Gacırdamak. Gıcırtı. Gıcırdamak. Cayırtı. Gacırtı.

Clicked : Şapırdatmak. Sükse yapmak. Çıt etmek. Ses çıkarmak. Başarmak. Hoşlanmak. Kapanıvermek. Mandallamak. Tıkırdamak.

Gnaws : Eziyet vermek. Acıtmak. Kemirmek. Ezilme. Dişlemek.

Clack : Çatırtı. Takırdamak. Gevezelik etmek. Laklak etmek (argo terim). Tıkırdatmak. Gıcırdamak. Gıcırtı. Tıkırtı. Tıkırdamak.

Inveigh : Azarlamak. Tenkit etmek. Veryansın etmek. Paylamak.

Champing : Hapur hupur çiğnemek. Çiğnemek.

Nibbling : Küçük lokmalar halinde yeme. Sık aralarla ancak az miktarda besin alma. Sık aralıklarla az miktarda gıda alma. İlgilenmek. Kemirmek. Dişlemek. Otlanmak. Ağır ağır yeme.

Inveighed : Tenkit etmek. Azarlamak. Paylamak.

 

Affords : Vermek. Karşılamak (parasal olarak). Göze almak. Parası yetmek. Zaman ayırabilmek. Bulabilmek. Gücü yetmek. Zamanı olmak. Maddi gücü yetmek. Satın almaya gücü yetmek.

Snap synonyms : snap at, utter, break open, get after, gnaw, cracks, ruptures, plumps, chip, break off, rebuff, creak, afforded, aggrieve, verbalise, break, whang, jump on, nibble, inveighing, bust, give way, champ, break away, be broken, scolded, swished, affront, come off, come down upon, verbalize, bite off, detonate.

Snap zıt anlamlı kelimeler, Snap kelime anlamı

Stand still : Hareket etmemek. Kımıldamadan durmak. Kımıldamamak. Hareketsiz kalmak. Kıpırdamamak. Hareketsiz durmak.

Open : Karara bağlanmamış. İçten. Ferah. Serbest. Genişletmek. Deşmek. Fora etmek. Geniş. Açık. Açık (kapı).

Snap ingilizce tanımı, definition of Snap

Snap kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A needle snaps. To catch out sharply (a batsman who has just snicked a bowled ball). Any task, labor, set of circumstances, or the like, that yields satisfactory results or gives pleasure with little trouble or effort, as an easy course of study, a job where work is light, a bargain, etc. To part asunder suddenly. As, a snap judgment or decision. A snap political convention. Of the eyes, to emit sudden, brief sparkles like those of a snapping fire, as sometimes in anger. A sudden breaking or rupture of any substance. Done, performed, made, executed, carried through, or the like, quickly and without deliberation. As, a mast snaps. To break short, or at once. To break short, as substances that are brittle. To break at once.