So long as türkçesi So long as nedir

  • -mek şartıyla.
  • Şartıyla.
  • Kadar.
  • -mek koşuluyla.
  • Sürece.
  • -dikçe.
  • Eğer.

So long as ile ilgili cümleler

English: I can only keep a secret so long as no one asks me about it.
Turkish: Sadece kimse bana onu sormadığı sürece sır saklarım.

English: I'll help you so long as you do your best.
Turkish: Elinden geleni yaptığın sürece sana yardım edeceğim.

English: Any time will do so long as it is after six.
Turkish: Altıdan sonra olmak şartıyla herhangi bir zamanda olur.

English: Three people can keep a secret so long as two of them are dead.
Turkish: Üç kişi onlardan ikisi ölmek koşuluyla bir sırrı saklayabilir.

English: I will never forget your kindness so long as I live.
Turkish: Yaşadığım sürece nezaketini asla unutmayacağım.

So long as ingilizcede ne demek, So long as nerede nasıl kullanılır?

So : Özel düğüme geçiş damgası. Bu yüzden. Öyle. Güya. Böyle. Kafi. Sol notası. Standart damga takımının çizisel damgaları yerine, üzerinde uzlaşma sağlanmış başka bir damga takımına geçiş için kullanılan bir düğüm genişletme damgası. Demek ki.

Long : Özlemek. Uzun. Hasret kalmak. Arzu etmek. İstemek. Gözlemek. Hasretini çekmek. Can atmak. Susamak. Hasret olmak.

As : Rağmen. İçin. Gibi. Mademki. Ki. Babında. Dahi. İken. -e rağmen. Karşın.

 

As so long as : Boyunca. Takdirde.

So long : Şimdilik hoşça kal. Hoşçakal. Şimdilik hoş çakal. Güle güle. Hoşça kal. Görüşmek üzere.

As long as : Şartıyla. -mek koşuluyla. -mek şartıyla. Sürece. Boyunca. -diği takdirde. Yeter ki. -diği sürece. Dığı takdirde. -dığı sürece.

Face as long as a fiddle : Kederli yüz. Çok üzgün yüz ifadesi. Suratı beş karış.

As long as i live : Öleceğim güne kadar. Ömrüm oldukça.

For as long as he lived : Yaşadığı sürece. Yaşamı boyunca.

İngilizce So long as Türkçe anlamı, So long as eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak So long as ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

On condition that : Koşuluyla. Şartı ile. Koşullu olarak. Dahil olmak üzere. Karşılığında. Kaydıyla.

Bearing in mind : Göz önünde bulundurma. Göz önüne alma. Göz önüne alınacak olursa. Hesaba katma. Göz önünde tutulursa. Hatırlama. Akılda tutma. Hatırda tutma. Dikkate alma.

Provided : Sağlamak. Sağlanmış. Tedarik edilen. Koşul koymak. Yeter ki. Temin etmek. Şayet.

Supposing that : Varsayalım ki. Takdirde. Sanki. Diyelim ki. Varsayalım ki eğer.

As much : İstenilen miktara kadar. Aynı seviyeye kadar. Aynı miktarda.

In scale : Ölçüsünde. Kararında.

In view of : -sı düşünülerek. Yüzünden. Göz önüne alınacak olursa. Göre. Göz önüne alınca. Hesaba katınca. -den dolayı. -den dolayı hesaba katınca. -den ötürü.

Proportion : Pay. Orantılamak. Simetri. Nicelik. Miktar. Ayarlamak. Bölüm. Uyum. İki niceliğin bölümü.

Ever : Asla. Bir kez. Hayatında. Hiç. Daima. Şimdiye kadar. Her zaman. Gitgide. Hep.

 

Just so : Tamböyle. Evet. Tamamen doğru. Düzenli. Düzgün. Aynen öyle. Çok dikkatli bir şekilde. Çok düzenli bir halde.

So long as synonyms : amounting, as, providing, if perchance, on condition of, assuming, suppose, as well as, by, as much as, if, as near as, byss, as long as, on condition, taking into account, as as, pending, during, insomuch as, only if, as far as, or so, according as, inasmuch as, if ever.