Socialite türkçesi Socialite nedir

  • Sosyetenin renkli siması.
  • Sosyetik kimse.
  • Sosyetik sima.
  • Sosyete.
  • Sosyeteden biri.

Socialite ile ilgili cümleler

English: A socialite is a person who is well known in fashionable society and is fond of social activities and entertainment.
Turkish: Bir sosyete moda toplumda iyi tanınan ve sosyal faaliyetlere ve eğlenceye düşkün bir kişidir.

English: Paris Hilton and Kim Kardashian are some of today's most famous socialites.
Turkish: Paris Hilton ve Kim Kardashian günümüzün en ünlü sosyetelerinden bazılarıdır.

Socialite ingilizcede ne demek, Socialite nerede nasıl kullanılır?

Socialites : Sosyeteden biri. Sosyetenin renkli siması. Sosyetik kimse. Sosyetik sima. Sosyete.

Sociality : Sosyal olma durumu. Cana yakınlık. Sosyallik. Arkadaş canlısı olma durumu. Sokulganlık. Sosyal gruplar oluşturma eğilimi.

Socialisation : Sosyalist olma. Sosyalistleştirme. (britanya ingilizcesi) sosyalleşme. Sosyal entegrasyon. Sosyalleştirme. Toplumsallaştırma. Başka kimselerle ilişki ve etkileşim kurmayı öğrenme süreci. Çevresindeki kültürü kabullenme. Sosyalleşme. Çevresel kültürün davranış biçimlerini özümseme süreci.

Socialise : Sosyal faaliyetlere katılmak. Sosyalistleştirmek. Başkalarıyla etkileşim içinde olmak. Sosyalleşmek. Devletleştirmek. Başka kimselerle ilişki ve etkileşim kurmayı öğrenmek. Sosyal olmak. Sohbet etmek. Sosyal hayata hazırlanmak. Toplumsallaştırmak.

 

Socialised : Bir grubun kontrolü altında (tıbbi bakım gibi). Sosyalizmin ilkelerine göre kurulmuş (enstitü kurum hükümet vs). Çevresel kültürün davranış biçimlerini özümsemiş. Sosyal olan. Sosyalleşmiş. Sosyal amaçlarla bir araya gelmiş. Başka kimselerle ilişki ve etkileşim kurmayı öğrenmiş. Başkalarıyla etkileşim içinde olan. (britanya ingilizcesi) hükümet tarafından yönetilen. Sosyalistleştirilmiş.

Socialist economy : Sosyalist ekonomi.

Socialist emulation : Toplumun ortak yararı temelinde çalışma niteliğinin geliştirilmesi, emek üretkenliğinin artırılması amacını güden sosyalist sistemin rekabet anlayışı. Sosyalist rekabet.

Socialist industrialisation : Sosyalist sanayileşme. Sanayileşmenin ağır sanayinin gelişimine dayandırıldığı ve merkezi planlama ile gerçekleştirilmesi öngörülen sosyalist sistemdeki sanayileşme biçimi.

Socialism : Ana üretim maddelerinin elde edilmesi, dağıtımı ve kullanılmasında ortaklaşa mülk iyeliğini ya da devletçiliği öngören; kooperatifçiliğe, toplumsal hizmetlerin etkili biçimde görülmesine ve gelirin doğrulukla dağıtımına önem veren bir siyasa ve ekonomi görüşü. Eğitim, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Komünizmin birinci aşaması olup, üretim araçları mülkiyetinin ve siyasal iktidarın işçi sınıfının elinde olduğu ve kaynakların herkese üretime yaptığı katkı ölçüsünde (herkese emeği kadar veya herkesin yeteneğine göre) dağıtıldığı iktisadi ve siyasal sistem. stalin’in tanımladığı beş toplum biçiminden biri olup, üretim araçları mülkiyetinin halka ait olduğu toplum. krş. kapitalist sistem 2, köleci sistem, ilkel komünal sistem, feodal sistem 2. Sosyalizm. Toplumculuk. Üretim araçlarını kamusal iyelik altında bulunduran, bu yolla ekonomik etkinliklerde kar yerine insan gereksinmelerini en iyi biçimde karşılamayı amaçladığını savunan toplum düzeni. böyle bir düzeni savunan toplumsal- siyasal öğreti. Sosyalist sistem.

 

Socialist : Sosyalizme özgü. Toplumcu. Sosyalist.

İngilizce Socialite Türkçe anlamı, Socialite eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Socialite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The people of quality : Yüksek sosyete. Yüksek sınıftan halk.

High society : Kibarlar alemi. Yüksek sosyete.

Personage : Önemli şahıs. Mühim kimse. Kişilik. Önemli kişi. Ünlü ya da önemli kimse. Şahsiyet. Karakter. Sima. Zat.

Society : Şirket. Biyoloji, sosyoloji alanlarında kullanılır. Dostluk. An, karınca, termit sosyeteleri gibi toplu halde ve iş bölümü yaparak yaşayan organizmalar grubu. cemiyet. Çevre. Oda. Yaşamlarını sürdürmek, birçok temel çıkarlarını gerçekleştirmek için işbirliği yapan, aynı toprak parçası üzerinde birlikte yaşayan ve ortak bir ekini olan insan kümesi. Sosyal kuruluş. Dernek. Halk.

Leisured : Çalışmayan. Boş zamanı çok olan. Serbest. Bol bol boş zamanı olan.

Socialite synonyms : important person, influential person, socialites, society man, society woman.