Soil türkçesi Soil nedir

  • Lekelenmek.
  • Arazi.
  • Semirtmek.
  • Vatan.
  • Pislik.
  • Ülke yurt.
  • Leke.
  • Başka yerlerden taşınıp biriktirilen ya da yerli kayaların fiziksel, kimyasal ve dirimsel yollarla dağılıp çözülmeleriyle oluşan, türleri, kalınlığı, sürekliliği ve tarım bakımından değerleriyle ayrımlı yüzeysel örtü.
  • Kirletmek.
  • Kir.
  • Kirlenmek.
  • Lekelemek.
  • Lağım pisliği.
  • Biyoloji, coğrafya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Pisletmek.
  • Ülke.
  • Taze otla beslemek.
  • Toprak.
  • Namusunu kirletmek.
  • Gübre.
  • Kayaçların ufalanıp ayrışmasından oluşan ve içine organik kalıntılar karışmış olan yeryüzünün en üst katmanı.
  • Kimyasal, fiziksel ve biyolojik faktörler etkisiyle oluşmuş, organik ve mineral maddelerin değişim ve karışımından meydana gelmiş olan litosferin gevşek kısmı.
  • Pislemek.
  • Bulaşmak.
  • Leke sürmek.

Soil ile ilgili cümleler

English: She put new soil in the flower pot.
Turkish: Saksının toprağını değiştirdi.

English: Fertile soil is indispensable for agriculture.
Turkish: Verimli toprak tarım için zaruridir.

English: Fertile soil is indispensable for a good harvest.
Turkish: Verimli toprak iyi bir mahsul için zaruridir.

English: The air is soft, the soil moist.
Turkish: Hava yumuşak ve toprak nemli.

English: In order to grow well, these plants need soil that does not contain too much moisture.
Turkish: İyi büyümek için, bu bitkilerin çok fazla nem içermeyen toprağa ihtiyacı var.

 

Soil ingilizcede ne demek, Soil nerede nasıl kullanılır?

Soil amelioration : Toprak ıslahı.

Soil branch : Katlardaki pis ve kirli suları toplayan ve kolona ileten boru. Bağlantı borusu.

Soil carrier : Kir taşıyıcı.

Soil colloids : Toprak kolloitleri. Kil ve humustan oluşmuş negatif elektrik yüküne sahip ve toprağın emme kuvvetini oluşturan elementler.

Soil conditions : Zemin şartları. Temel şartları.

Soil dressing : Toprak gübrelemesi.

Soil drainage : Toprak drenajı.

Soil fertilizer : Gübre.

Soil land acquisition : Toprak haritası. Bir ülkede, kırsal ve kentsel toprakların, niteliklerine ve verim durumlarına göre sınıflandırılıp ayrı ayrı belirtkelerle gösterildikleri harita.

Soil creep : Zemin sünmesi. Zemin sürüklenmesi. Yer kayması.

İngilizce Soil Türkçe anlamı, Soil eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Soil ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blobbed : Su damlası. Küçük damla. Küçük yuvarlak. Küçük kütle. Damlamak. Kıvamı koyu iri bir damla. Hata yapmak. Küçük yuvarlak kütle. Damla.

Dirties : Pislenmek. Pis. Kirli. Batırmak. Bulaştırmak.

Bedaubed : Bulamak. Sürmek. Bulaştırmak. Sıvamak. Karalamak.

Contaminates : Bulaştırmak. Bozmak. Kirletmek (mikrop veya zehir vb ile).

Draggling : Islanmak. Ağır ağır takip etmek. Bulaştırmak. Yerde sürüyerek kirletmek. Sürükleyerek çamurlamak.

Miring : Çamura saplanmak. Çamur. Çamurlamak. Çamur bulaştırmak. Çamura saplamak. Çamura batmak. Batak. Çepel. Çamura batırmak.

 

Habitat : Yerleşim. Canlı varlıkların (örneğin insan küme ve topluluklarının) oluşup gelişmesine elverişli koşullar barındıran yer. Hayvan veya bitkinin yetiştiği doğal ortam. Yerleşim çevresi. Ortam. Yaşamsal coğrafya. Bitkilerin doğal yetiştiği yer. Çevre. Biyoloji, sosyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Bir canlı türünü ya da canlı birliklerini barındıran ve kendine özgü özellikler gösteren yaşama ortamı.

Grease : Gresyağı. Rüşvet vermek. Katı yağ. Para yedirmek. Yağlamak. (hayvansal) yağ. Briyantin. Makine yağı. Olağan koşullarda katı durumda bulunan yağlama yağı. Yağ sürmek.

Undersoil : Toprakaltı. Alt toprak. Yeraltı. Alttoprak. Satıh altı toprağı.

Native shore : Memleket.

Soil synonyms : gumbo soil, podsol soil, desertic soil, prairie soil, alluvial soil, gilgai soil, podzol soil, sedimentary clay, wiesenboden, podsolic soil, indian red, fuller's earth, regosol, indurated clay, sewerage, holding, bemires, besmirch, be involved, begrimes, native land, blighters, attainted, residual clay, fouled, crud, shame, bedaubing, motherland, be stained, ground, be polluted, loam.

Soil zıt anlamlı kelimeler, Soil kelime anlamı

Cleanness : Masumiyet. Arılık. Paklanma durumu. Saflık. Kirsiz olma durumu. Temizlik.

Clean : Arı. Saf. Yıkamak. Kusursuz. Pak. Temiz. Ruhsatlı. Parlatmak. Temizlemek. Bitirmek.

Soil ingilizce tanımı, definition of Soil

Soil kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To enrich with soil or muck. As, to soil a garment with dust. A soiled place. The mold, or that compound substance which furnishes nutriment to plants, or which is particularly adapted to support and nourish them. To foul. To defile. Spot. As, to soil a horse. That which soils or pollutes. Hence, a wet place, stream, or tract of water, sought for by other game, as deer. Hence (such food having the effect of purging them), to purge by feeding on green food. Stain. The upper stratum of the earth. A marshy or miry place to which a hunted boar resorts for refuge. To feed, as cattle or horses, in the barn or an inclosure, with fresh grass or green food cut for them, instead of sending them out to pasture. To dirty. As, light colors soil sooner than dark ones. To manure. To make dirty or unclean on the surface. To become soiled.