Solak nedir, Solak ne demek

  • Genellikle sol elini kullanan kimse.
  • Yeniçeri Ocağının, padişahın gözeticiliğini yapan asker sınıfı

"Solak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yanı başındaki elli altmış solaktan başka yeniçerilerle birlikte bütün birliklerin ileri atılması için buyruk verdi." - N. Atsız

Yerel Türkçe anlamı:

Kullanışlı olmayan, ters gelen: Senin bu dükkânın yeri biraz solak.

Hep bir yana koşulan hayvan

Araba teknesini tekerlek bölümüne tutturan kalın, demir çivi.

İnatçı, ters (kişi ya da hayvan)

Meyve düşürmek için ağaca atılan sopa.

1.Beceriksiz. 2.Dengesiz.

Aşık kemiği.

Ağıl.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Çiftçilikte kırım makinesinin bıçağını döndüren düzen. (Yenikent *Aksaray -Niğde)

Diğer sözlük anlamları:

Eski Osmanlı devrinde padişahın özlük muhafızı olan yeniçeri.

İngilizce'de Solak ne demek? Solak ingilizcesi nedir?:

left-handed

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sivas şehri, Suşehri belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Solak hakkında bilgiler

Solaklık (sinistralite olarak da bilinir), sağ el yerine sol eli kullanmak, sola yatkınlık. Solaklar günlük aktivitelerde özellikle el yazısı ve yazı yazmada sol ellerini kullanırlar. Eski zamanlarda pek çok kültürde solaklık kötülüğün ve şeytanın simgesi olarak görülmüş ve hoş karşılanmamıştır. Dünyanın yaklaşık % 10'u solaktır.

 

Pek çok ülkede solaklık hoş karşılanmaz. Latincede "sinistara" solak anlamına gelse de klasik latincede kötülük ve "şanssızlık anlamınada" gelir. Çin kültüründe solak demek aynı zamanda uygunsuz demektir.

Buna en güzel örnek makastır. Makaslar sağ el için tasarlanmıştır. Sol ele uygun makas pek bulunmaz (pazarı daha az). Varsa bile daha pahalıdır. Sağ el için tasarlanmış makası sol elle kullanırsanız 1) tam kuvvet uygulayamazsınız, 2) kesim çizgisini göremezsiniz 3) kesim yönü ve hızını aynı kolaylıkla kontrol edemezsiniz.

İnka uygarlığında solak insanlar İloq denirdi ve bunun anlamı artı değerdir.

Solak ile ilgili Cümleler

  • Ali solak mı?
  • Ali ve Mary ikisi de solak.
  • O solak.
  • Ali solak.
  • Yaraların vücuttaki konumundan, polis saldırganın solak olduğunu tespit etti.
  • Bu makas solak ve sağlaklar için uygundur.
  • Ben okuldayken, solak çocuklar sağ elleriyle yazmaları için zorlanırdı.
  • Solak erkek arkadaşımla ortak çok şeyim yok.

Solak kısaca anlamı, tanımı:

Solaklık : Solak olma durumu.

Genel : Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Yeniçeri : Kapı kulu teşkilatının piyade sınıfı. Bu asker sınıfından olan er.

Padişah : Osmanlı Devleti'nde devlet başkanına verilen unvan, hükümdar, sultan.

 

Gözetici : Koruyucu kimse. Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri. Gözetleme yapan kimse.

Asker : Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Er. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan. Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi veya ödevi.

Sınıf : Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Derslik. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler.

Kullanmak : Harcamak, sarf etmek. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak. İşletmek, değerlendirmek. Araç veya aleti işletmek, yönetmek. Giymek, takmak. Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek. Bir şeyin gereklerini yerine getirmek. Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak. Kelimeyi yazmak, söylemek. Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek.

Genellikle : Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğun, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle.

Sol : Boksta sol yumrukla vuruş. Bu sesi gösteren nota işareti. Gam dizisinde fa ile la arasındaki ses. Peru para birimi. Sosyalizme yakın görüşte olan grup. Bu taraftaki yön. Vücutta kalbin bulunduğu tarafta olan, sağ karşıtı.

Solak davul dövmek : Zararını bile bile, bir işte, bir düşüncede inatlaşmak.

Solak ortaları : Yeniçeri ocağının, padişahın gözetçiliği görevini yapan 60, 61, 62 ve 6 ortaları.

Solak ucaylı : Yayılma doğrultusu ile açısal devinirliği karşıt yönlü olan çembersel ucaylı (ışık).

Solakaşık : Hayvanın sol bacağından çıkan aşık.

Solakbaşı : Bir solak ortasının komutanı.

Solakdemiri : Arka tekerlekleri arabaya bağlayan demir. (Amasya)

Solakga : Sol elle

Solakköy : Antalya kenti, Aksu nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Solaklama : Sol elin tersiyle vurulan şamar.

Solaklama atmak : Sol elle atmak.

Diğer dillerde Solak anlamı nedir?

İngilizce'de Solak ne demek? : adj. left hand, left handed

n. left-hander, southpaw

Fransızca'da Solak : gaucher/ière

Almanca'da Solak : n. Linkser, Linkshänder

Rusça'da Solak : n. левша (F)