Sparser türkçesi Sparser nedir

Sparser ingilizcede ne demek, Sparser nerede nasıl kullanılır?

Sparse array : Aralıklı dizi. Aralıklı sayı dizisi.

Sparse dots : Seyrek nokta.

Sparse : Seyrek. Aralıklı. Kıt.

Sparsely : Kıt bir şekilde. Yoğun olmayan bir şekilde. Yetersiz bir şekilde. Seyrek olarak (yayılmış bitki örtüsü vb). Seyrek bir şekilde. Sığ bir şekilde. Eksik bir şekilde.

Sparseness : Kıtlık. Seyreklik. Planlama. Aralıklı olma.

Spar buoy : Gönderli şamandıra.

Auxiliary spar : Yardımcı lonjeron.

Spars : Ağız kavgası etmek. Kanat ana kirişi. Atışmak. Boks maçı yapmak. Tartışmak. Kavga etmek. Dalaşmak. Tartışma. Boks yapmak. Münakaşa etmek.

Feldspars : Feldispat. Feldispatlar.

Cambered spar : Kavisli lonjeron.

İngilizce Sparser Türkçe anlamı, Sparser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sparser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

At intervals : Fasılalarla. Duraklamalar ile. Sıra ile. Zaman zaman. Aralıklı olarak. Aralıklarla. Aralarla. Ara sıra.

Exiguous : Az. Ufak. Küçük. Yetersiz. Cüzi. Dar.

Spaced : Boşluk bırakmak. Ayrılmış. Ara vermek. Aralıklı dizmek. Aralık bırakmak. Espas koymak.

Refrain : Alıkoymak. Frenlemek. Çekinmek. Nakarat. Geri durmak. Sakınmak. Kendini tutmak. Kaçınmak.

 

Seldom : Seyrek olarak. Pek az. Nadiren. Az. Arada bir. Kırk yılda bir. Belki de hiç. Nadir.

Constricted : Sıkışık. Sıkıştıran. Sıkılmış. Dar. Daralmış. Kısıtlı.

Thin : Sudan. Cılız. Seyrelmek. Seyreltmek (bitkileri). Seyrelmek (saç). Güçsüz. İncelmek. Zayıflamak. Cıvık.

Insufficient : Kifayetsiz. Yetersiz. Eksik. Az. Yeterli değil. Yeterli olmayan. Ehliyetsiz.

Sparser synonyms : sparsest, sparse, far between, intermittent, leanest, limited, spacing out, droughty, scant, in short supply, leaner, distent, spaced out, rarest, few, incompact, infrequent, rare, rarer, fitful, interlaced, scattered, few and far between, scarcer, closer, favor, discontinuous, scarce, scarcest, meager, rarely, discrete, favour.

Sparser zıt anlamlı kelimeler, Sparser kelime anlamı

Concentrated : Dikkatini vermiş. Yoğunlaşan. Yoğunlaşmış. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Birim çözelti oylumunda çözünme oranı çok olan (özdek). Konsantre. Çok güçlü. Birim çözelti niceliği içinde çözünmüş özdeşi çok olan. Yoğuşuk. Yoğun.

Act : Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek. Numara yapmak. Bölüm. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. Numarası yapmak. Yapmak. Eylem. Yasa. Oynamak (rol).