Speculating türkçesi Speculating nedir

  • Tahminde bulunmak.
  • Kuramsal olarak düşünmek.
  • Spekülasyon yapmak.

Speculating ile ilgili cümleler

English: We were speculating.
Turkish: Biz spekülasyon yapıyorduk.

English: I'm not speculating.
Turkish: Spekülasyon yapmıyorum.

English: I was just speculating.
Turkish: Ben sadece spakülasyon yapıyordum.

Speculating ingilizcede ne demek, Speculating nerede nasıl kullanılır?

Speculation : Salt düşünceyle türetilmiş, olana aykırı ve geçerlenmeye kapalı bilgiler dizgesi. Vurgun. Kurgu. Yolsuzca kazanç sağlama. satakta malı değerinden çok üstün ederle satma çabası. Dayanaksız görüş. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Vurgunculuk. Spekülasyon. Spekülasyon yapma. Nazariye.

Speculations : Tahmin. Borsada oynama. Spekülasyon. Kuramsal düşünme. Teori.

Speculative : Vurguncu. Borsa oyunuyla ilgili. Kuruntulu. Düşüntülü. Tahmin niteliğinde. Vehmi. Kurgusal. Teorik. Kuramsal. Spekülatif.

Speculative builder : Konut yapıp, kat-konut olarak satan ve geçimini bundan sağlayan girişimci. bk. yapı girişimcisi. Yapsatçı.

Speculative demand for money : Spekülatif para talebi. İktisadi karar birimlerinin piyasa faiz oranlarındaki değişimlere bağlı olarak tahvil fiyatlarında ortaya çıkabilecek değişmelerden kaynaklanan olası sermaye kazançlarından yararlanabilmek veya sermaye kayıplarından kaçınabilmek amacıyla ellerinde bulundurmak istedikleri para miktarı. spekülasyon güdüsüyle para istemi, faizin ters yönlü bir fonksiyonudur. Spekülasyon güdüsüyle para istemi. Spekülatif amaçlı para talebi.

 

Stock market speculation : Borsa spekülasyonu. Borsada mal ya da taşınır değerlerin fiyatlarındaki değişimden yararlanarak kısa ve orta vadede kazanç sağlamak amacıyla yapılan işlemler.

Destabilizing speculation : İstikrar bozucu spekülasyon. Spekülasyonun olduğu bir piyasada fiyat dalgalanmalarının artmasına neden olan spekülasyon.

Land speculation : Toprak vurgunculuğu. Arazi spekülasyonu. Taşınmazların pazar değerindeki yükselmelerden yararlanarak, para kazanmak amacıyla yapılan toprak alım satımı. Arsa spekülasyonu.

Speculative market : Spekülatif piyasa.

Speculative investment : Spekülatif yatırım.

İngilizce Speculating Türkçe anlamı, Speculating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Speculating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Foreshows : Önceden haber vermek. İlahi ilham vasıtasıyla önceden haber vermek. Belirtisi olmak. Önceden göstermek. Kehanette bulunmak.

Foreshown : Belirtisi olmak. İlahi ilham vasıtasıyla önceden haber vermek. Önceden haber vermek. Önceden göstermek. Kehanette bulunmak.

Speculate : Yorumda bulunmak. Yorum yapmak. Borsada oynamak. Düşünmek. Kafa patlatmak. Vurgunculuk yapmak. Tahmin etmek.

Gambles : Rizikolu iş. Riskli girişim. Kumar oynamak. Kumar. Riske atmak. Oynamak.

Speculates : Tahmin etmek. Üzerinde düşünmek. Yorum yapmak. Yorumda bulunmak. Kafa yormak. Kafa patlatmak. Düşünmek.

 

Bears : Getirmek. Gütmek (kin). Borsa fiyatlarını düşürmek. Yönelmek. Taşımak. Sineye çekmek. Çekmek. Üstlenmek. Dönmek.

Prognosticate : Belirtisi olmak. İşaret etmek (gelecek hakkında bir şeye). Prognostikat. Tahmininde bulunmak (gelecekte bir şey olacağı). Kehanette bulunmak. Önceden haber vermek.

Risky : Müstehcen. Çekinceli. Rizikolu. Tehlikeli. Açık saçık. Sakat. Dokuncalı. Terbiyesiz. Riskli.

Guess : Düşünmek. Sanmak. İçine doğmak. Oranlamak. Keşfetmek. Tahmin. Zannetmek. Sezmek. Tahmin etmek.

Prophesies : Önceden haber vermek (bir olayın gerçekleşeceğini). Kestirimde bulunmak. Gaipten haber vermek. Önceden haber vermek. Vahiyle haber vermek. Gelecekten haber vermek. Kehanette bulunmak. Önceden haber verme.

Speculating synonyms : high risk, guessing, prophesied, prognosticated, foreshowed, conjecture, gambling, bulled, operates, hypothesis, speculated, possibility, guessed, bull, guesses, bulling, foreshow, play the market, prognosticating, prophesy, unsound, bear, theory, operate, gambled, hazard a guess, prognosticates, gamble, bad.

Speculating zıt anlamlı kelimeler, Speculating kelime anlamı

Sound : Muayene etmek. Sert. Bozulmamış. Emin. Derin (uyku). Ses vermek. Söylemek. Sağlam. Derine dalmak (balina). Oturaklı.

Empirical : Deneyime dayalı olarak. Görgül. Deneye dayanan. Deneysel. Tecrübi. Yöntemli olsun olmasın genellikle deney ve gözlem üzerine kurulu olan. Kuramsal nedenini aramadan, denemeyle kimi nicelikler arasında bağıntılar bulmaya ilişkin. Ampirik. Deneyimsel. İhtibari.