Spilling türkçesi Spilling nedir

Spilling ile ilgili cümleler

English: Ali admitted to spilling the red wine.
Turkish: Ali kırmızı şarabı döktüğünü kabul etti.

English: Ali was going to lie, but he ended up spilling the beans.
Turkish: Ali yalan söyleyecekti ama baklayı ağzından kaçırmakla sonuçlandırdı.

English: The flight attendant apologized for spilling hot coffee on Tom.
Turkish: Uçuş görevlisi Tom'un üzerine sıcak kahve döktüğü için özür diledi.

Spilling ingilizcede ne demek, Spilling nerede nasıl kullanılır?

Spillikin : Mikado oyunu.

Spillikins : Mikado kemikleri. Mikado çöpleri.

Spill blood : Kan dökmek.

Spill light : Yayınıma uğramış ışık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yayınmış ışık.

Spill over : Taşmak. Dökülmek.

Spill over with : Kaynamak (ile). Dolu olmak.

Spill the beans : (sırrı vb) yaymak. (sırrı vb) ötmek. (sırrı vb) açıklamak. (sırrı vb) açık etmek. (bir sürprizi vb) ağzından kaçırmak. Ağzından baklayı çıkarmak. Açığa vurmak. Ağzından kaçırmak. Ötmek. Baklayı ağzından çıkarmak.

Spill the dope : Sırrını söylemek.

Oil spill : Petrol yayıntısı. Petrol yayılması. Petrol dökülmesi. Petrol sızıntısı. Petrol döküntüsü. Petrolün konteynırdan sızması.

 

Spillages : Dökülen. Döküntü. Dökülme. Dökülmüş şey.

İngilizce Spilling Türkçe anlamı, Spilling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spilling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scatter : Savurmak. Saçıp savurmak. Dağılmak. Yayılmak. Serpiştirmek. Boşa harcamak. Hedefe erişememek.

Discharge : Taburcu olma. Akmak. Serbest bırakmak. Tahliye. Ödemek. Biriktirilmiş erkenin dizgeden dışarıya kaçışı. Bir akarsuyun, belli bir noktadan zaman biriminde geçirdiği su. Tahliye etmek. İbra. Boşalma.

Apprising : Bilgi vermek. Bildirmek. Haberdar etmek. Haber vermek.

Spread : Açmak. Genişlik. Genişleme. Sürüştürmek. Sürmek. Kurmak (sofrayı). Fark. Örtmek. Yayılım.

Dumping : Ucuzluk. Fiyat indirme. Boşaltma. Çöp yığını. Bir malın satak ederinden daha düşük ederle satılması. bir malın yurt için satış değerinden indirim yapılma yoluyla yurt dışında daha düşük değerle satılması. Atıklama. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Tenzilat. Dökme. Damping.

Coursed : Köpeklerle kovalamak. Av sürmek. Koşturmak. Akmak. Sürgün avına çıkmak. Koşmak.

Birch : Değnekle vurmak. Sopayla dövmek. Vurmak. Sopalamak. Huş ağacı. Falaka sopası. Kamçılamak. Huş. Dövmek.

Bring down : (yönetimi) düşürmek. Yaralamak. Yıkmak. Azaltmak. Sürdürmek. Vurup indirmek. Aşağıya indirmek. Devirmek. Değerini düşürmek.

Effusing : Dışarı taşma. Dışarı akıtmak. Sızdırmak. Dışarı akan. Dışarı taşan. Sızmak. Açılmak. Yayılmak. Dışarı akma.

 

Irrigations : Sulama. İrigasyon. Sulama (toprağı). Antiseptik suyla yıkama. Yıkama.

Spilling synonyms : teleselling, willing and able, telecommerce, private treaty, disclose, effuse, adit, advance heading, spiling, acidization, disgorged, betrays, articulate, draping, resale, curtail, articulates, dripped, spilled, retail, dutch auction, drain, detract, divulge, apprises, deducts, vendition, disposition, strews, draped, funnel, dabbles, bestrewing.

Spilling zıt anlamlı kelimeler, Spilling kelime anlamı

Involuntary : İradedışı. İstemeyerek. İstenmeden yapılan. İrade dışı. İstenilmeden yapılan. İstemeyerek yapılan. Bilinçsizce yapılan. İstençdışı. Gönülsüz yapılan. İstemeden yapılan.

Unready : Çabuk davranmayan. Hazır olmayan. Hazır değil. Hazırlıksız. Ağırkanlı.

Unwilling : Kafasının dikine giden. Zoraki. Gönülsüz. Hevessiz. İnatçı. Boyun eğmeyen. İsteksiz.

Spilling antonyms : disinclined, defiant, wholesale, retail.