Spit türkçesi Spit nedir

  • Kıyı oku.
  • Kıyının bir çıkıntısından ötekine doğru uzanan ve dalganın getirmiş olduğu tortullarla doldurulmuş, dar ve uzun kumsalı.
  • Şişe geçirmek.
  • Şişlemek.
  • Kebap şişi.
  • Tükürmek.
  • Kum tepecikli kumsal.
  • Bir bel boyu derinlik (toprak).
  • Basmak (çığlık).
  • Tıslama.
  • Tükürük.
  • Haykırmak.
  • Çiseleme.
  • Salya.
  • Tıslamak (kedi).
  • Fokurdamak.
  • Kopya.
  • Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Dil.
  • Şiş.
  • Tükürme.
  • Şiş (kebap).
  • Denize uzanan kara parçası.
  • Atıştırmak.
  • Saplamak.
  • Tıpatıp aynı.
  • Çiselemek.
  • Kıyı dili.
  • Dalgaların, kıyıyı yalayan akıntıların taşıyıp elverişli yerlere biriktirdikleri kum ve çakıl karışımı, bir ucu karaya bağlı, ince, uzun yığıntılara verilen ad.

Spit ile ilgili cümleler

English: Ali spit out his gum.
Turkish: Ali sakızını tükürdü.

English: Come on, spit it out!
Turkish: Haydi çıkar ağzındaki baklayı.

English: A gentleman would not spit on the street.
Turkish: Bir beyefendi sokakta tükürmez.

English: Ali ate only three or four bites then spit out the food.
Turkish: Ali sadece üç ya da dört lokma yedi sonra yemeği tükürdü.

English: Ali spit out the poison.
Turkish: Ali zehiri tükürdü.

Spit ingilizcede ne demek, Spit nerede nasıl kullanılır?

Spit and polish : Düzen. Temizlik. Düzenlilik. Tertipli. İyi bir görüntü verme konusunda katı. Düzenli. Temiz.

 

Spit at somebody : Tıslamak. Tükürmek.

Spit ball : Tükürük topu.

Spit blood : Tepesi iyice atmak. Kan kusmak. Ateş püskürmek.

Spit cotton : Kuru bir ağzı olmak.

Spit it out : Konuş!. Anlat!. Söyle!.

Spital : (eski kullanım) hastane (özellikle de cüzamlılar için).

Spit somebody in the eye : Yüzüne tükürmek. Suratına tükürmek.

Spit on : Hor görmek. Dalga geçmek. Aşağılamak. Tepeden bakmak. Üzerine tükürmek.

Spit on somebody : Tükürmek.

İngilizce Spit Türkçe anlamı, Spit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Broach : İleri sürmek. Açmak (bir konuyu). Konu açmak. Açmak. Konuya girmek. Del. Delik açmak. Delmek.

Bulgier : Pörtlek. Şişkin. Kabarık. Şişmiş. Pırtlak. Karınlı.

Counterpart : Eş. Taydaş. Mevkidaş. Karşılık. Akran. Emsal. Benzer. Suret. Kopyası. Tam benzeri.

Spitting : Yeterli. Tüküren. Şişleme.

Slavish : Köleye yakışır. Başkalarına boyun eğen. Aşağılık. Adi. Kopya edilmiş. Köle gibi. Köpek gibi. Kopyası.

Spits : Söylemek. Serpiştirmek. Tıslamak. Cızırdamak. Saçmak. Çıkarmak.

Salivary : Tükürük salgılayan. Tükürük getiren. Tükürük ile ilgili. Salya ile ilgili.

Spit synonyms : ptyalise, ptyalize, salivas, spit on somebody, mizzling, copy of, bawled, bubble, skewer, stab, blain, bray, lodge, blains, drizzled, copy, gob, gobbled, nebulizing, gobbles, expectorating, sand bar, cribbings, gorges, caterwauls, exspuition, emit, language, slobbers, nebulized, bump, nebulise, boil.

Spit ingilizce tanımı, definition of Spit

 

Spit kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A long, slender, pointed rod, usually of iron, for holding meat while roasting. To throw out saliva from the mouth. To fix upon a spit. Saliva. To attend to a spit. The secretion formed by the glands of the mouth. As, to spit a loin of veal. To thrust a spit through. To use a spit. To eject from the mouth. Sputum. To throw out, as saliva or other matter, from the mouth. Hence, to thrust through or impale. Spitle.