Splines türkçesi Splines nedir

  • Oluk.
  • Kama.
  • Tahta şerit.
  • Yiv.
  • Eğri cetveli.
  • Şaft dişi.
  • Şerit (metalurji terimi).

Splines ingilizcede ne demek, Splines nerede nasıl kullanılır?

Spline function : Kama fonksiyonu.

Spline models : Kama modeli.

Thin plate spline model : İnce tabaka kama modeli.

Spline : Şaft dişi. Şerit (metalurji terimi). Çubuk. Eğri cetveli. Freze oluklu geçme yapmak. Tahta şerit. Mil yuvası. Oluk. Kama. Mil yivi.

Splined : Dişler vasıtasıyla birbirine geçmiş. Kanallı.

Splint procedures : Splint uygulamaları. Kırılan kemiğin bağlı olduğu bacağı tamamen içine alarak onu hareketsiz tutacak tarzda yapılan, bir nevi çemberli sabit baston. park-hill, stader, kirschner, tower, schroeder ve thomas splintleri gibi birbirine çok benzeyen modelleri vardır.

Splint : Kemik içindeki çıkıntı. Atel. metakarpus ekzostozları. Süyek. Kırık tahtası. Splint. Cebire ile bağlamak. Kırık sarmada kullanılan tahta. Atel. Maşalı pim. Süro.

Splinter party : Partiden ayrılanlar tarafından kurulan parti. Partiden ayrılanlarca kurulan parti.

Splint bone : Atın bacağındaki iki çıkık kemik. Kemik içindeki çıkıntı. Kemiğin iç tarafındaki çıkıntı. Fibula.

Splinter off : Bölünmek. Ayrılmak.

İngilizce Splines Türkçe anlamı, Splines eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Splines ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cotters : Anahtar. Çivi. Supap tırnağı. Maşalı pim. Kopilya. Çatal pin.

Flutes : Pli. Flüt. Fitil. Oluklu alan. Flütçü. Farbala.

Cleat : Kelepçe. Pençe (ayakkabı). Pençe ayakkabı. Koçboynuzu (gemi). Mesnet takozu. Koçboynuzu gemi. Kal (bisiklette). Koç boynuzu. Kastanyola. Cunda bastikası.

Chute : Kızak pisti. Kayılan yer. Akıntı. Çöp atılan baca. Paraşüt. Üst kattan alt kata inen. Çamaşır atılan baca. Şut.

Flake : Tanecik. Kuşbaşı parça. Pul pul olmak. Acayip tip. İnce parça. Kar taneciği. Kavlamak. Lapa lapa yağmak. Tane tane yağmak. Gitar, madencilik alanlarında kullanılır.

Chutes : Çağlayan. Paraşüt. Kayılan yer. Kanal. Akıntı. Kızak pisti.

Conduit : Ark. Su yolu. Suyolu. Aracı kuruluş. Arna. Kablo kanalı. Avgın. Mecra. Boru.

Groove : Adet. Çizgi. Oluk açmak. Saban izi. Yiv açmak. Alay etmek. Alışkanlık. Alışkanlık edinilmiş yaşam biçimi. Ay yüzeyinde görülen uzun yarıklardan her biri.

Channel : Hat. Alıcı oluğu. Çevirmek. Dağıtımı yapılan bir mal ya da değerin izlediği olağan yol ya da yön. Alıcı ile bunun bağlı olduğu öbür aygıtların oluşturduğu bütün. alıcıdan bu aygıtlara uzanan yol. Maceraya sevk etmek. Bağlantı. Arna. Yönlendirmek. Arna açmak.

Corrugation : Kırışma. Ondüle. Kıvrık. Dalga. Ondülasyon. Buruşturma. Kırışık. Kırıştırma.

Splines synonyms : isotonic solution, isosmotic solution, dirking, gully, bit, cleft, rabbets, poniarded, chamfer, grooves, drainpipes, fillister, dirks, chase, saline solution, conduits, gullies, dagger, flute, couloir, scrap, drainpipe, duct, canaliculus, chock, rabbet, coulisse, fleck, daggers, fids, breech, dirk, poniards.

Splines zıt anlamlı kelimeler, Splines kelime anlamı

Unite : Kaynaşmak. Birleşmek. Birlik olmak. Bitişmek. Raptetmek. Evlenmek. Bağlamak. Birleştirmek. Kavuşturmak.

Disjoin : Bağları kopmak. Ayırmak. Birleşmesine engel olmak.