Spokesmen türkçesi Spokesmen nedir

Spokesmen ingilizcede ne demek, Spokesmen nerede nasıl kullanılır?

Spokesman : Baş sözcü. Sözcü. Temsilci. Konuşmacı.

Foreign ministry spokesman : Dışişleri bakanlığı sözcüsü.

Idf spokesman : Idf sözcüsü. İsrail savunma kuvvetleri'nin resmi konuşmacısı (israil ordusu).

Spokes : Tekerlek telleri. Tekerlek desenleri. Fren düzeni. At arabası tekerine dönmemesi için sokulan çomak. Tekerlek parmaklığı. Portatif merdiven basamağı. Tekerlek teli.

Spokeshave : Kürekçi rendesi. Parmaklık rendesi.

Spokeswoman : Konuşmacı kadın. Sözcü. Konuşmacı bayan. Başka bir kimse veya grup adına konuşma yapan kadın. Sözcü kadın.

Spokespeople : Sözcü olarak görev yapan kadın veya erkekler. Sözcüler. Konuşmacılar.

Spoke in response : Karşılık vermek.

Spokeswomen : Sözcü. Konuşmacı bayan. Sözcü kadın. Başka bir kimse veya grup adına konuşma yapan kadın. Konuşmacı kadın.

Spoke bone : Önkol kemiği.

İngilizce Spokesmen Türkçe anlamı, Spokesmen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spokesmen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Representative : Milletvekili. Aracı olarak başkası adına mal satmakla görevlendirilen ve çoğunlukla yasal çalışma yeri ve elinde malı bulunmayan kişi. Tipik. Sembolik. Temsilen. Vekil. Temsili. Aracı olarak başkasına mal satmakla görevlendirilen kişi veya işletme. Mümessil. Kişileştiren.

 

Barr : Barrister (avukat). Dava vekili. Avukat. İnce çizgili.

Interpreter : Çevirmen. Yorumlayıcı. Yorumlamak program. Mütercim. Dilmaç. Yorumlamalı program. Veri kartlarına işlenmiş olan bilgilerin dökümlerini yazılı olarak veren elektriksel araç. Girdi olarak verilen deyim ya da yordamları, herhangi bir amaç izlence üretecek biçimde derlemeksizin, doğrudan uygulayan bir izlence, bk. çevirici, derleyici. Yorumcu. Tercüman.

Canvassers : Plasiye. Sipariş toplayan kimse. Anketör. Propagandacı. Oy tasnifiyle görevlendirilen memur.

Rapporteur : Raportör.

Ballyhoo man : Avukat. Yüksek sesle propaganda yapan. Tanıtım yapan kimse (özellikle de bir restoran dışında müşterilere yönelik olarak yüksek sesle).

Concessionaires : Bayi. İmtiyaz sahibi. Ayrıcalıklı kimse.

Commissionaire : (sinema veya otel vb) kapıcı. Sinema veya otel kapıcısı. Dış satmalma acentesi. Vekil. Kapıcı. Tiyatro kapıcısı.

Debaters : Tartışmacı.

Orator : Hatip. Şikayetçi. Nutuk çeken kimse. Dilekçi. Davacı. Dilekçe sahibi. Başvuru sahibi. Güzel konuşan kimse.

Spokesmen synonyms : discourser, collocutor, commissary, ambassador, lecturers, coryphaeus, discussant, rapporteurs, speakers, agent, discoursers, spokesperson, spokeswomen, ambassadors, concessionaire, coryphaei, dialogist, canvasser, spokesman, conversationalists, orators, debater, delegate, spokespersons, announcers, attorney, mouthpiece, deipnosophist, mouthpieces, voice, conversationalist, speaker, spokeswoman.