Spokesman türkçesi Spokesman nedir

Spokesman ile ilgili cümleler

English: The swimmer, Cindy Nicholas, barely made it ashore at Dover at the end of the exhausting swim, but a spokesman from the Channel Swimming Association announced that she was in very good shape.
Turkish: Yüzücü, Cindy Nicholas, yorucu bir yüzmenin sonunda zorlukla Daver'de kıyıya vardı fakat Kanal Yüzme Derneğinden bir sözcü onun çok iyi bir durumda olduğunu duyurdu.

English: The spokesman explained the contents of the treaty to the press.
Turkish: Sözcü, anlaşmanın içeriğini basına açıkladı.

English: Who will act as spokesman?
Turkish: Kim sözcülük yapacak?

Spokesman ingilizcede ne demek, Spokesman nerede nasıl kullanılır?

Foreign ministry spokesman : Dışişleri bakanlığı sözcüsü.

Idf spokesman : Idf sözcüsü. İsrail savunma kuvvetleri'nin resmi konuşmacısı (israil ordusu).

Spokesmen : Sözcü. Baş sözcü. Temsilci. Konuşmacı.

Spokes : Tekerlek desenleri. Tekerlek telleri. Portatif merdiven basamağı. Tekerlek parmaklığı. Tekerlek teli. Fren düzeni. At arabası tekerine dönmemesi için sokulan çomak.

Spokeshave : Kürekçi rendesi. Parmaklık rendesi.

Spoke in response : Karşılık vermek.

Spokeshaves : Kürekçi rendesi. Parmaklık rendesi.

Spokespersons : Başka bir kimse veya grup adına konuşma yapan kimse. Sözcü. Konuşmacı. Sözcü olmak. Marka yüzü.

 

Spokeswoman : Konuşmacı kadın. Konuşmacı bayan. Başka bir kimse veya grup adına konuşma yapan kadın. Sözcü kadın. Sözcü.

Spoke out : Sesli konuşmak. Açıkça söylemek. Serbestçe konuşmak.

İngilizce Spokesman Türkçe anlamı, Spokesman eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spokesman ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rapporteur : Raportör.

Orators : Davacı. Nutuk çeken kimse. Dilekçi. Şikayetçi. Güzel konuşan kimse. Hatip. Dilekçe sahibi. Başvuru sahibi.

Dialogist : Diyalogçu.

Spokeswoman : Konuşmacı bayan. Sözcü kadın. Konuşmacı kadın. Başka bir kimse veya grup adına konuşma yapan kadın.

Attorney : Yetkili. Bir başkasının adına ve sayışımma iş yapabilmek üzere yetkilendirilen kişi. Mümessil. Avukatlık. Yasal ya da türesel işlerde, gerçek ve tüzel kişilere ilişkin hakları davacısı gibi gütmeye ve savunmaya yetkili kişi. avukat sayısı beşten az olan yerlerde bunların yetkisini taşıyan aynı konularda savunma işi yapan kişi. Yasal kovuşturucu. Avukat. Dava vekili.

Announcers : Sunucu. Spiker. İlan eden kimse. Mübelliğ. İlan eden. Cazgır.

Rapporteurs : Raportör.

Canvassers : Oy tasnifiyle görevlendirilen memur. Sipariş toplayan kimse. Plasiye. Propagandacı. Anketör.

Concessionaire : Bayi. İmtiyaz sahibi. İmtiyaz sahibi kimse. Ayrıcalıklı kimse.

Ballyhoo man : Yüksek sesle propaganda yapan. Tanıtım yapan kimse (özellikle de bir restoran dışında müşterilere yönelik olarak yüksek sesle). Avukat.

Spokesman synonyms : collocutor, concessionaires, deipnosophist, commissary, debaters, barr, agency, debater, coryphaeus, speaker, ambassadors, commissionaire, orator, lecturer, lecturers, discussants, conversationalists, mouthpieces, interpreter, voice, discourser, representative, announcer, discussant, speakers, spokeswomen, ambassador, spokesmen, canvasser, mouthpiece, agent, coryphaei, conversationalist.

 

Spokesman ingilizce tanımı, definition of Spokesman

Spokesman kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who speaks for another.