Spur on türkçesi Spur on nedir

Spur on ingilizcede ne demek, Spur on nerede nasıl kullanılır?

Spur : Teşvik eden şey. Mahmuzla vurmak. Güdü. Kışkırtmak. Mahmuzlamak. Dürtmek. Mahmuz takmak. Cumba. Teşvik eden bir şey.

On : Devrede. De. Hazır. Üstünde. Makbul. Üzerinde. Açık. E doğru. Yönünde. Olmakta olan.

Spur cell : Yüzeyinde, 5-10 adet sitoplazmik çıkıntı içeren alyuvar. morfolojilk olarak akontositlere benzemekle birlikte, biyokimyasal olarak farklıdırlar. Mahmuz hücresi.

Spur gear : Alın dişlisi. Düz dişli.

Spur gearing : Alın dişlisi. Düz dişli. Düz dişli düzeni.

Spur pinion : Düz dişli. Dikey ekseni etrafında döndüren dişli. Fener dişli.

İngilizce Spur on Türkçe anlamı, Spur on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spur on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Impulse : Bir iş yapmak, bir eyleme geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek. bireyi, doğrudan doğruya eyleme geçmeye zorlayan güçlü dürtü. İtki. İtiş. Sevk. Uyarma sonucu bir sinir teli boyunca meydana gelen kimyasal ve elektriksel değişiklikler. Bireysel tepkileri devindiren güç ya da etken. Ani bir istek. Uyarı etkisi. Ani hareket. Bir kuvvetin çok kısa bir süre için etkimesi durumunda, kuvvetin büyüklüğü ile etki süresinin çarpımı.

 

Encouraging : Umut verici. Umut veren. Teşvik edici. Cesaret verici. Yüreklendirici. Ümit verici. Suça yataklık etmek. Cesaretlendirici. Özendirici.

Boost : Voltajını yükseltmek. Reklamını yapmak. Kaldırmak. Yükselme. Kuvvetini artırmak. Artırmak. Yükseltmek. Artırmak (fiyat). Canlandırmak.

Cheering up : Yüreklendirme. Desteklenme. Destekleme. Cesaretlendirilme.

Prod : Özendirmek. Dürtmek. Üvendire. Çivili sopa. Teşvik etmek. Dürtme. Hatırlatıcı şey. Kışkırtmak. Gaz vermek.

Sending : Gönderiyor. Sevk. Salma. Yollama. Gönderme şekilleri. Gönderme. İrsalat.

Repulsions : Antipati. Geritepki. Nefret. Cisimlerin birbirini itme gücü. İğrenme. Geri tepme. Defetme. Tiksinti. Tiksinme.

Inducing : Harekete geçirme. İndükleme. Neden olma. Yönlendirme. Doğurma. Sebep olma. Tetikleme. Meydana getirme.

Repulsion : İki molekül ya da taneciği birbirinden uzaklaştıran kuvvet. İtici güç. Birbirini uzaklaştırma gücü. Nefret. Bir öğeciğin bir parçacık ya da erke nicemi ışıdığı anda toplam devinirliğinin korunabilmesi için ters yönde bir itim edinmesi. İtim. Her bir homolog kromozomun bir mutant, bir de yabani tip geni taşıması durumu (a+/+b). Tiksinti ve korku. İki özdeciği ya da taneciği birbirinden uzaklaştıran kuvvet. Tiksinti.

Incitation : Ayartma. Kışkırtma. İnsitasyon. Tahrik.

Spur on synonyms : impulsion, harassing, impulses, exhortations, emboldening, jabs, fostering, encouragement, abetment, repultion, incentive, goading, impulsions, jog, jab, shot in the arm, furthering, egging, consignation, retropultion, encouragements, pushing, incentives, exhorting, push, propulsion, jabbing, impellent, shipping bill, exhortation, incitations.