Spur türkçesi Spur nedir
- Güdü.
- Mahmuz.
- Cumba.
- Teşvik eden bir şey.
- Dürtü.
- Veterinerlik alanında kullanılır.
- Teşvik eden şey.
- Teşvik etmek.
- Dehlemek.
- Mahmuz takmak.
- Teşvik etme.
- Dürtmek.
- Mahmuzla vurmak.
- Kışkırtmak.
- Horozların bacaklarındaki sivri çıkıntı, kalkar.
- Mahmuzlamak.
Spur ile ilgili cümleler
English: He says things on the spur of the moment.
Turkish: O şeyleri hazırlıksız söylüyor.
Spur ingilizcede ne demek, Spur nerede nasıl kullanılır?
Spur cell : Mahmuz hücresi. Yüzeyinde, 5-10 adet sitoplazmik çıkıntı içeren alyuvar. morfolojilk olarak akontositlere benzemekle birlikte, biyokimyasal olarak farklıdırlar.
Spur gear : Alın dişlisi. Düz dişli.
Spur gearing : Düz dişli düzeni. Alın dişlisi. Düz dişli.
Spur on : Sevk etme. Tahrik etme. Teşvik etme. Provoke etme. Motive etme. Cesaretlendirme. İtme.
Spur pinion : Fener dişli. Düz dişli. Dikey ekseni etrafında döndüren dişli.
Bone spur : Osteofit. Kemik mahmuzu.
Spur track : Yan hat. Tali hat.
Spur wheel : Düz dişli çark. Alın dişlisi.
Need the spur : Motivasyona gerek duymak. Dürtüye ihtiyacı olmak. Teşvike ihtiyacı olmak.
Spur somebody on : Teşvik etmek. Dürtmek.
İngilizce Spur Türkçe anlamı, Spur eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Spur ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Embolden : Cesaret vermek. Gaza getirmek. Yüreklendirmek.
Ginger up : Hız vermek. Canlandırmak. Hızlandırmak. Can katmak. Coşkulandırmak. Ortamı renklendirmek. Ortamı canlandırmak.
Groyne : Kıyı koruyucu şedde. İki kemerin birleştiği nokta. Nedenlerin açıklaması. Set. Erezyonu önleyici set. Dalgakıran. Nakit. Taş seti. Kasık.
Fostering : Gayretlendirmek. Koruyucu ailelik. Bakmak. Gelişmesine yardım etme. Besleme. Sütannelik. Dişi bir hayvanı kendisine ait olmayan bir yavrunun annesi yapmak veya bir yavruyu başka bir anneye vermek, kabullendirme.
Egg : Yumurta atmak. Bomba. Damarına basmak. Tahrik etmek. Torpido. Genellikle yuvarlak şekilli, dişi eşey organında mayoz bölünmeleri sonucu teşekkül eden haploit kromozom sayılı, erkek eşey hücresi ile birleşerek zigotu meydana getiren, büyük, hareketsiz, bir hücre. ovum.
Agitating : Tekrar karma. Sallamak. Çalkalanmak. Altüst etmek. Karıştırma. Propaganda yapmak. Çalkalamak. Çalkalama. Sarsmak. Karıştırmalı.
Motive : Neden. Etkilemek. Motif. Hareket ettirici. Tepki ve davranışları devindiren iç ve dış etki. Sebep. Genel anlamda gerek bilinçli, gerek bilinçsiz olarak davranımı doğuran, devamını sağlayan ve ona yön veren herhangi bir içtepi, itki ve tavır. organizmanın, belli bir amaca göre, birbirine bağlı bir dizi davranım göstermesini gerekli kılan gereksinim. bir etkinlik ya da eylemin gizli nedeni. kaynağı, dürtüde olduğu gibi, duygulanım olmayıp us olan neden. Bireyleri bilinçli ve amaçlı eylemlerde bulunmaya yönelten dürtü ya da dürtüler bileşkesi. Yönlendirmek.
Abdominal palpation : Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon. Karın bölgesinin elle muayenesi. Abdominal palpasyon.
Gingering : Kızıl renk. Kızıl saç. Hızlandırmak. Zencefil katmak. Canlandırmak. Hız vermek.
Encouragement : Bir gözlem sürecinde kendisinden bilgi istenen kişilerin istemli katılımını sağlamak üzere yapılan güdüleme, bk. özendirme. Özendirme. Cesaretlendirme. Yüreklendirme. Cesaret verme. Teşvik.
Spur synonyms : motivations, urging, encouragements, abdominal fat necrosis, hustles, groining, cathect, bumper, furthering, advance, prod, antagonize, toss off, incentives, motion, agitates, spurring, aggravates, hustled, abdomen, urge on, further, goading, bumpering, a c deformity, gingers, rowels, exhortation, goad, emboldening, cheer, countenances, gingering up.
Spur zıt anlamlı kelimeler, Spur kelime anlamı
Discouragement : Hevesin kırılması. Engel. Vazgeçme. Cesaretin kırılması. Hevesini kırma. Cesaretsizlik.
Discourage : Caydırmak. Kandırmak. Engellemek. Mücadele gücünü kırmak. Yıldırmak. Önlemek. Umudunu köreltmek. Vazgeçirmek. Korkutmak. Gözünü korkutmak.
Spur ingilizce tanımı, definition of Spur
Spur kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, to press forward in any pursuit. To travel with great expedition. To hasten. A sparrow. A branch of a vein. As, to spur a horse. To incite to a more hasty pace. An implement secured to the heel, or above the heel, of a horseman, to urge the horse by its pressure. Modern spurs have a small wheel, or rowel, with short points. Spurs were the badge of knighthood. To urge or goad. To spur on one` horse. To prick with spurs.

Bu kısımda Spur kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Spur ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Spur anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Spur ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.