Staffers türkçesi Staffers nedir

Staffers ingilizcede ne demek, Staffers nerede nasıl kullanılır?

Staffer : Çalışan. Personel üyesi. Personel. İşçi. Bir gazetecilik ekibinin üyesi. Eleman.

Staffed : Kadro oluşturmak. Kadrosu olmak. Personel sağlamak. Çalışanları olan. Kadrolu.

Short staffed : Gerekli olandan az işçisi ya da elemanı olan. Az çalışanlı. Çalışanı az olan. Yetersiz sayıda çalışanı olan. Az çalışanı olan. Personeli yetersiz. Yeterli personeli olmayan.

Overstaffed : Memur kadrosu kalabalık olan. Gerekenden çok çalışanı olan.

Understaffed : Kadrosu yetersiz. Az çalışanlı. Az çalışanı olan. Çalışanı az olan. Personeli az olan. Personeli yetersiz. Personel eksikliği olan. Yeterli personeli olmayan.

Staff college : Harp akademisi. Harp okulu.

Staff nurse : Kadrolu hemşire.

Staff manager : Danışman yönetici. Personel müdürü.

Staff only : İşi olmayan giremez.

Staff reductions : Personel indirimi. Personel sayısını düşürme. Personel azaltımı.

İngilizce Staffers Türkçe anlamı, Staffers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Staffers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flier : Hızlı tren. El ilanı. Uzun atlama. Ekspres otobüs. Pilot. Trapezci. Uçan bir şey. Düz basamak. Havacı. Uçan canlı.

 

Factor : Değişken. İstatistiksel çalışmalarda, kategorik ve nitel özelliğe sahip değişken. Katsayı. Öğe. Biyolojik, iklimsel, besinsel vb. olabilen ve bir etki yapan herhangi bir ajan. bir biyokimyasal olayda görev yapan, henüz tamamıyla tanımlanmamış bir madde ya da etken. çoğunlukla tanımlandıktan sonra da kullanılmaya devam edilir ya da ayrıca isimlendirilir. Bir sonucun ortaya çıkmasına yol açanların her biri. birden fazla sayıda aracın bir araya gelerek bir ürünün oluşmasını sağlaması, etmen. Faktör. Kahya (isk.). Çarpan. Unsur.

Going : Gidiş hızı. Ayrılış. İşleyen. Şu anki. Mevcut. Gidişat. Gidiş. Tempo. Satılan (mal).

Manpower : İnsan gücü. İnsan işgücü. İktisat, madencilik alanlarında kullanılır. Bir işi yapabilecek toplam kişi sayısı veya harcanacak emek zaman miktarı. bk. işgücü. El emeği. İş gücü. Emek. İşçi sayısı. İşgücü.

Employees : Çalışanlar. Personeller. Görevli. Hizmetli. İşçiler. Adam.

Oaring : Kayık küreği. Kürek çekmek. Sal ya da benzeri bir deniz aracının insan gücü ile suda hareket etmesini sağlayan alet. Kürekçi. Kürek.

Scissors : Makaslama vuruş. Makas (kesmek için kullanılan). Makas. Kaycı. Denge sanatının gösterişli bir numarası : sanatçı at üstünde amuda kalkmış durumda giderken dengesini bozmadan büyük bir makas gibi bacaklarını açıp kapar.. Genellikle karşıdan gelen topa havada, bacakları makas gibi devindirerek yapılan vuruş.

Components : Parça. Öğe. Bileşen. Elemanlar bütünü meydana getiren. Tamamlayıcı parça.

 

Element : Esas. Bir parça. Küçük bir miktar. Bir bileşiğin yapı taşları ya da bir örüntüyü oluşturan bileşenlerden her biri. Tek türdeki atomlardan oluşan ve olağan kimyasal yöntemlerle bozunmayan özdek. Bir dalgalığı oluşturan parçalardan her biri. Unsur. Bütünün gerekli parçası. Cüz. Amil.

Bill : Tiyatro programı. Senet. Cetvel. İlan etmek. Hesap. El ilanı. Beyanname. Balta (eski). Yasa tasarısı. Alım ve satım işlemlerinde satıcı tarafından düzenlenerek alıcıya verilen, satılan malın miktarını, cinsini, niteliklerini, fiyatını ve dış ticaret söz konusu olduğunda teslim ve ödeme biçimini de gösteren belge.

Staffers synonyms : radiators, mechanical man, handbill, operant, flyer, oar, factors, liveware, labour, component, men, laborings, personnel, jobholder, labourers, staffer, elements, workman, employed, labored, throwaway, operative, member, manpowers, crewing, labourer, pair of scissors, employe, radiator, circular, laboring, worker, peon.

Staffers zıt anlamlı kelimeler, Staffers kelime anlamı

Employer : Bir iş sözleşmesine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran tüzel ya da gerçek kişi. İşçi çalıştıran. İş sahibi. İşletme sahibi. İşveren. İstihdam eden. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İşçileri düşünü ya da beden gücüyle çalıştıran gerçek ya da tüzel kişi. Patron. Çalıştıran.

Clothed : Bürümek. Giysi sağlamak. Giydirmek. Giydirilmiş. Renklendirmek. Güzel bir dille anlatmak. Sarmak. Kaplamak. Giyinmiş. Örtmek.