Stalactite türkçesi Stalactite nedir

  • Stalaktit.
  • Mukarnas.
  • Damla taş.
  • İstalaktit.
  • Karst bölgelerinde, mağaraların tavanından aşağıya doğru direk biçiminde uzanan kireçli oluşuklar, bk. dikit.
  • Damlataş.
  • Sarkıt.
  • Mağara veya in tavanlarından sarkan ve mineral yüklü suların söz konusu tavandan sızmasıyla meydana.
  • Coğrafya alanında kullanılır.

Stalactite ingilizcede ne demek, Stalactite nerede nasıl kullanılır?

Stalactites : Damlataş. Damla taş. Sarkıt. Mağara veya in tavanlarından sarkan ve mineral yüklü suların söz konusu tavandan sızmasıyla meydana. Stalaktit. İstalaktit. Mukarnas.

Stalactitic : Sarkıtlarla ilgili. Sarkıta benzeyen.

İngilizce Stalactite Türkçe anlamı, Stalactite eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stalactite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alluvial deposit : Lığ. Alüvyon. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın.

Pendant : Askı. Benzer olan şey. Avize. Sallantılı. Kolye. Askıda. Tamamlanmamış. Pandantif. Sarkan.

Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Dripstone : Damlalık taşı. Yağmurluk taşı. Sarkıt ve dikitlerde biriken kalsiyum karbonat (jeoloji). Denizlik. Damlalık. Sarkıt ve dikitlerde biriken kalsiyum karbonat. Damlataşı. Taş dökümü olarak kullanılan damlalık (mimarlık).

 

Aluvial terrace : Akarsu sekisi. Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme.

Agricultural specialisation : Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi. Tarımsal özelleştirme.

Adventife cone : Yan koni. Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler.

Abandoned meander : Akmaz. Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm.

Aboriginal population : Yerli nüfus. Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus.

Stalactite synonyms : stalactites, age pyramid, afforestation, agricultural co operative, air route, agricultural production, ageing of the population, cave, cylinder, abrasion platform, altimetric profile, agrarian geography.

Stalactite ingilizce tanımı, definition of Stalactite

Stalactite kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A pendent cone or cylinder of calcium carbonate resembling an icicle in form and mode of attachment. Stalactites are found depending from the roof or sides of caverns, and are produced by deposition from waters which have percolated through, and partially dissolved, the overlying limestone rocks.