Statistical law türkçesi Statistical law nedir
- Sayılamsal yasa.
- Herhangi bir düzene geçmişte getirilmiş olan değişme eğilimlerinin gerçekleşme olasılığının nesnel ölçüsünü sağlıyan bir nedensellik bağlantısı biçimi.
- Sosyoloji alanında kullanılır.
Statistical law ingilizcede ne demek, Statistical law nerede nasıl kullanılır?
Statistical : İstatistik. Sayım işlemine ya da sayımbilime ilişkin. İstatistiğe dayanan. İstatiksel. İstatistiki. Sayılamaya dayalı. İstatistiklere dayanan. Sayımsal. İstatistiksel.
Law : Adalet. Yasal çözüm. Her bağlamda geçerli olan ve çıkarımları geçerlendiği için belli bir güvenirlik düzeyine ulaşmış nedensel ilişkiler, bk. genellik. Usul. Tüze. Olguların zorunlu, doğal gelişimlerini belirleyen temel içsel bağıntı; olgular ya da nesnelerin özellikleri arasındaki nedensel, zorunlu ve durağan (güvenilir) bağlantı. devlet gücünce yerleştirilmiş ve yaptırıma bağlanmış, insan etkinliklerini düzenleyen buyurucu davranış kuralları ve ölçüleri. İlke. Doğa olaylarının oluş nedenlerini ortaya koyan ve gelecekteki olayları önceden kestirme olanağı veren bağıntı; newton kanunu, kepler kanunları. Dava. Kural.
Statistical analysis : İstatistiksel çözümleme. İstatistiksel analiz. İstatiksel analiz.
Statistical approach : Sayımsal yaklaşım. Gözlem birimlerini belli ayrıtlarına ayrıştırarak bu ayrıtların çeşitli seçeneklerine göre yapay kesimler içinde toplayan ve böylace birimin devinimsel bütünlüğünü özellikler yığınına indirgeyen yaklaşım.
Statistical data : İstatistiksel veriler.
Statistical hypothesis : İstatistiksel önsav. İstatistiksel hipotez. İstatistik varsayımı. İstatistiki hipotez.
İngilizce Statistical law Türkçe anlamı, Statistical law eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Statistical law ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Age distribution : Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Yaş dağılımı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları.
All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.
Aesthetical ideal : Güzelduyusal ülkü. Belli bir kümenin, bir halkın kendine özgü sanatsal tasarımlarında yansıyan ve bireyin fiziksel, tinsel yeteneklerinin belli somut tarihsel koşullar altında gerçekleşebilecek özgür, tam ve her yönde uyumlu gelişmesine ilişkin olan ülkü.
Age grade : Yaş katmanı. Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman.
Achievement motive : Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü. Başarı güdüsü. Başarma güdüsü. Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı.
Agression : Saldırı. Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri.
Abilities : İktidar. Beceri. Yeterlik. Yetenek. Güç. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Kabiliyet. Yetenekler.
Acculturation : Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci. Kültürleşme. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Çevresindeki kültürü kabullenme. Kültür etkileşimleri. Kültürlenme. Kültürel etkileşim. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Ekinsel yozlaşma.
Aesthetic : Bedii. Estetik. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Güzelduyu.
Alienation : Soğutma. Uzaklaşma. Devretme. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Yabancılaştırma. Yabancı emek. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Dengesizlik. Yabancılaşma.
Statistical law synonyms : adjustment in marriage, agnation, adaptive behavior, acclimatation, affection, age group.

Bu kısımda Statistical law kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Statistical law ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Statistical law anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Statistical law ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.