Staying türkçesi Staying nedir

Staying ile ilgili cümleler

English: Ali has been staying with us for the past three days.
Turkish: Ali son üç gündür bizimle kalıyor.

English: A man named George was staying at a hotel.
Turkish: George adında bir adam bir otelde kalıyordu.

English: Ali has no intention of staying in Boston for the rest of his life.
Turkish: Ali hayatının geriye kalan kısmında Boston'da kalmaya niyeti yok.

English: Ali has been staying at a homeless shelter.
Turkish: Ali evsiz sığınağında kalıyor.

English: Ali chewed Mary out for staying out all night long.
Turkish: Ali Mary'ye bütün gece boyunca dışarda kaldığı için fırça attı.

Staying ingilizcede ne demek, Staying nerede nasıl kullanılır?

Staying away : Uzak durma.

Staying power : Dayanıklılık. Metanet. Dayanma gücü.

Staying powers : Metanet. Dayanma gücü. Dayanıklılık.

Do you like staying here : Burada kalmaktan memnun musunuz.

Outstaying : Geçirmek (tatil). Fazla kalmak. -den daha fazla kalmak. Gereğinden fazla kalmak. Geçirmek (tatil vb.).

Overstaying : Gereğinden fazla kalmak. Çok uzun kalmak.

Stay an order : Kararı durdurmak.

Stay away : Uzak durmak. Başka yerde kalmak. Çağrıya uymama.

Stay behind : Geri kalmak. Geride durmak. Yedek. Arkada kalmak.

 

Stay away from : Uzak durmak.

İngilizce Staying Türkçe anlamı, Staying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Staying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Transposition : Denklemin diğer tarafına geçirme. Tersyüzleme. Kanuna. Aktarma. Devirme. Transpoziyon. Bir genin, bulunduğu kromozom üzerinde yer değiştirmesi. genomun bir parçasının bulunduğu yerden bir sıçrama ile başka bir yere kolaylıkla ve süratle yerleşmesi ve bu arada kromozom yapısında dikkate değer bir değişiklik olmaması olayı. Yerdeğiştirme. Dna transpozisyonu. Bir organın olmaması gereken bir yerde bulunması. bir doku parçasını kesip başka bir yere yapıştırma ameliyatı. bir genin veya genlerin hücrede bir kromozomdan diğerine veya aynı kromozom içerisinde yer değiştirmesi.

Bracings : Zindeleştiren. Zinde yapan. Kuvvetlendirici. Canlandırıcı. Dayanak. Bağlantı. Destekleyiş. Temiz ve sağlıklı.

Remaining : Kalık. Arda kalan. Bakiye. Baki. Artan. Kalan. Öteki. Kaldı. Artık.

Straining : Asalet. Süzme. Sünme. Genime.

Bracing : Canlandırıcı. Kasalı gitarlarda kasanın sağlam ve dengeli durabilmesi, sesin doğru ve gür çıkabilmesi için ses tahtası içerisine yapıştırılan tahta çubuklar. Kasalı gitarda ses tahtasının kirişlerle desteklenmesi işlemi. Kiriş. Zinde yapan. Temiz ve sağlıklı. Dayanak. Bağlantı.

Dwelling : Mesken. Mukim. Yapı. Konut. İkametgah. İnsanların oturması için yapılıp düzenlenen yer. Yalnız bir ailenin oturabileceği biçim ve büyüklükte konut. kat iyeliğine göre kullanılan çokbarklı yapılardaki bağımsız bölümlerden her biri. Bir ya da birkaç ev halkının yaşaması için yapılmış, insan yaşamasının gerekli kıldığı uyuma, yemek pişirme, soğuktan ve sıcaktan korunma, yıkanma ve ayakyolu gibi temel gereksinme konularında kolaylıkları bulunan barınak. İkamet.

 

Tensile : Gerilebilir. Uygulanan bir güce karşı güç yönünde gösterilen direnç. Gerilme. Çekmeye dayanır. Gerginlik. Gerilir. Çekme. Sündürülebilir.

Corroboration : Doğrulama. Teyit. Onaylama. Tasdik.

Abode : Olduğu yer. Sükna. Oturulan yer. İkamet yeri. Konut. İkametgah. Bir yerde ikamet etmek. Ev. İkamet etme (bir yerde).

Spreading : Açma. Serpme. Yaygınlaşan. Yayma. Yayılan. Açılma. Neşir. Dağıtan. Yaylım.

Staying synonyms : gram's procedure, gram method, gram's method, gram's stain, piping, musical performance, gram stain, propping, espousals, living, lifting, underpinning, habitation, logrolling, aboding, shoring, kathiasis, elongation, inhabitance, aboded, survival, drawdown, distension, bowing, alimentation, stopping, tauting, espousal, strutting, livings, tension, bridgings, distention.

Staying zıt anlamlı kelimeler, Staying kelime anlamı

Low : (inek) böğürmek. Yıkmak. Az. Alçak. Böğürme. Böğürmek (inek veya öküz). Düşük. (ses) yavaş. Böğürmek.