Remaining türkçesi Remaining nedir

Remaining ile ilgili cümleler

English: After a long dispute the coal mines closed and the remaining miners were paid off.
Turkish: Uzun bir tartışmadan sonra kömür madenleri kapatıldı ve kalan madenciler işten çıkarıldılar.

English: Ali poured the remaining beer into the sink.
Turkish: Ali kalan birayı lavaboya döktü.

English: I am the last remaining worshipper of the goddess Demeter.
Turkish: Ben tanrıça Demeterin son kalan tapanıyım.

English: He wavered between going home and remaining at work in the office.
Turkish: Eve gitmek ve ofiste işte kalmak arasında tereddüt etti.

English: In the wardrobe, there is... I'm not saying what's in the wardrobe; that is remaining my great secret.
Turkish: Dolapta, vardır...Dolapta ne olduğunu söylemiyorum; o benim büyük sırrımdan arta kalandır.

Remaining ingilizcede ne demek, Remaining nerede nasıl kullanılır?

Each remaining flag : Kalan her bayrak.

Disc time remaining : Kalan disk süresi.

Time remaining : Kalan zaman. Kalan süre.

Track time remaining : Kalan iz süresi.

Remain anonymous : Adı bilinmemek. İsmi gizli veya saklı kalmak. Anonim kalmak.

Animal remains : Hayvan kalıntıları.

Remainderman : Aday. Mirasçı. Namzet.

 

Remaindering : Ucuza satmak (kitap vb.). Artan. Geri. Para üstü. Bakiye. Elden çıkarmak. Geri kalan. Döküntü. Artık. Elde kalan kitapları ucuza elden çıkarmak.

Remaindered : Elde kalan kitapları ucuza elden çıkarmak. Para üstü. Bakiye. Ucuza satmak (kitap vb.). Döküntü. Artık. Geri. Artan. Geri kalan. Elden çıkarmak.

Remainder of a debt : Borç bakiyesi.

İngilizce Remaining Türkçe anlamı, Remaining eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Remaining ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arrears : Gecikmiş ve yapılmayı bekleyen iş. Ariyerler. Gecikmiş borç. Kalan (ödenmemiş borç). Borç. Ödemesi gecikmiş borçlar. Vadesinde ödenmeyen borçların ileri bir tarihe aktarılması.

Lingering : Duraksama süresi. Geçmek bilmeyen. Ağır ağır kaybolan. Geçmeyen. Oyalanma. Yavaş. Duran. Yavaş ilerleyen. Hasretli.

Effects : Menkul kıymetler. Eşya. Efekt. Ev eşyası. Etkiler. Etmenler. Kişisel varlık. Servet. Kişisel eşyalar.

Lastingly : Sürekli. Devamlı. Kalıcı bir şekilde. Dayanıklı bir halde. Dayanıklı. Sürekli olarak. Uzun zaman dilimi boyunca.

Farther : İlave edilen. Ayrıca. Daha fazla. Daha uzakta. İleriye. Ötedeki. Öteye. Daha ileri. Uzaktaki.

Odder : Tek. Garip. Küsur. Tek sayı. Bambaşka. Teki olmayan. Acayip. Fark. Tuhaf.

Remnants : Kalıntı. Bakaya. Döküntü. Parça kumaş.

The immortals : Kalımlı. Ölümsüz varlık. Ölümsüz. Sonsuza kadar yaşayan üstün varlıklar. Ölmez. Sonsuz. Tanrılar. Ölümsüzler. Daim.

Lasting : Sağlam. Tükenmeyen. Uzun soluklu. İstikrar. Tahammül gücü. Beka. Süreklilik. Sürekli. Sürme.

 

Alternative : Yerine geçebilen. Alternatif. Almaşık. İki şıktan biri. Öbür. Varyant. Seçimli. Çare. Değişik. Şık.

Remaining synonyms : unexhausted, the other, effluent, remanent, remained, survivals, unexpended, survival, everlasting, residue, left behind, any longer, lastings, fag end, consistent, any more, dross, indwelling, dreg, nonvolatile, residuals, growing, perpetual, the farther, enhanced, immortals, left, ever after, remaindered, residual, arrearage, thats, residuary.

Remaining zıt anlamlı kelimeler, Remaining kelime anlamı

Exhausted : Takatsiz. Dermansız. Turşu gibi. Bitmiş. Halsiz. Çok yorgun. Yorgun. İflahı kesilmiş. Ölgün. Canı çıkmış (argo terim).