Stipend türkçesi Stipend nedir

Stipend ingilizcede ne demek, Stipend nerede nasıl kullanılır?

Stipendiary : Ücretli. Maaşlı hakim. Maaşlı. Maaş alan. Vergi veren.

Stipendiary magistrate : Sulh hakimi. Sulh hakimi yetkilerine sahip yargıç. Maaşlı hakim.

Stipends : Aylık. Ücret. Yaşamsal gereksinmelerini karşılayacak para (bursiyer için). Maaş (papaz için). Burs. Maaş. Cep harçlığı.

Stipe : Uzantı. Sap. Kongövde.

Stipes : Uzantı. Sap. Böceklerde sapa benzer uzuv.

Stipplers : Tampon fırçası.

Stipulate : Koşul koymak. Şart koymak. Garanti etmek. Taahhüt etmek. Koşul olarak koymak. Öngörmek. Koşula bağlamak. Şarta bağlamak. Anlaşma yapmak. Şart koşmak.

Stipulated : Öngörülen. Şart koşulmuş. Taahhüt etmek. Şart koşmak. Şart koymak. Şartları belirlemek. Garanti etmek. Koşul olarak koymak.

Stipula : Yaprak sapının gövdeye bağlandığı noktada sapın iki yanında sapa bağlı olan ya da olmayan pulsu, dikensi, zarsı yapılar. Stipul.

Stipulates : Şartları belirlemek. Anlaşma yapmak. Koşul koymak. Taahhüt etmek. Şarta bağlamak. Koşula bağlamak. Öngörmek. Şart koşmak. Şart koymak. Garanti etmek.

İngilizce Stipend Türkçe anlamı, Stipend eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Stipend ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Salaries : Maaşlar. Aylık bağlamak.

Scholarship : Alimlik. Öğrenim. İrfan. İlim. Derin bilgi. Burslu öğrenim. Bilim. Ciddi çalışma. Kimi öğrencilere orta ya da yüksek öğrenimlerini sürdürebilmeleri için, belli bir süre devlet ya da özel kuruluşlarca ödenen aylık para.

Hires : Kira. Tutmak. Ücretle tutmak. Kira ile tutmak. İstihdam etmek. Ücretle çalıştırmak. Kiralık. (ücret vererek) tutmak. Kiralamak.

Fee : Giriş vergini. Ödemek. Ödemelik. Bahşiş vermek. Tımar. Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi. Fiyat. İktisat, sinema, televizyon, tarih, ekonomi alanlarında kullanılır.

Pay : Ödemek. Etmek. Karşılığını vermek. Yarar sağlamak. Ücret ödemek. Toslamak. Yararı olmak. Para vermek.

Emoluments : Kazanç. Aylık (maaş vb). Hizmet karşılığı ödenen her türlü resmi olmayan ücret ve ek ödemeler. İkramiye. Gelir. Temettü.

Bursary : Muhasebeci odası (üniv.). Kimi öğrencilere orta ya da yüksek öğrenimlerini sürdürebilmeleri için, belli bir süre devlet ya da özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Okul muhasebesi.

Payment : Kesin sayışım. sayışımın arıtımı. Ödeme. Karşılık. Bir borcun kısmen ya da tamamen, parayla ya da ayni olarak kapatılması. Cebren tahsil. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Taksit. Borcu ödeme.

Remuneration : İstihkak. Hizmet karşılığı ödeme. Ücretler. Mükafat. Ödeme. Mükafatlandırma. Karşılık. Yevmiye.

Compensation : Bireyin, belli bir çalışma alanında başarı göstererek ya da özel bir davranış yolu seçerek, bilinçli ya da bilinçsiz olarak geliştirdiği yetersizlik ve aşağılık duygularını yenmesiyle kişiliğini dengede tutması. Bitki, eğitim, iktisat, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kamu yararı amacıyla, taşınmazı kamulaştırılan kişiye, bu işlemi gerçekleştiren kamu kuruluşunun yasalar uyarınca ödediği para. Kamulaştırma karşılığı. Taşınmazı kamulaştırılan bir kimseye, yasalarda belirtilen yöntemlere göre hesaplanarak verilmesi gereken ödence. Karşılama. Örneklemeyle elde edilen bir örnek evrende çeşitli nedenlerle örnekten düşürülenlerin yerine konmak üzere daha başlangıçta örnek büyüklüğünün % 10 kadar büyük tutulması. Taviz. Yerini doldurma. Ödünleme.

 

Stipend synonyms : regular payment, bursaries, prebend, monthly, salary, pension, feeing, pocket money, grant, money, monthly pay, salarying, honorariums, scholarships, spending money, allowance, fellowship, cost, hire, bursar, emolument, earnings, mensal, stipends, paying, per mensem, compensations, charge, wage, menstrual, pensioned, dues, honoraria.

Stipend ingilizce tanımı, definition of Stipend

Stipend kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To pay by settled wages. Settled pay or compensation for services, whether paid daily, monthly, or annually.