Strained türkçesi Strained nedir

Strained ile ilgili cümleler

English: Ali restrained himself from hitting Mary.
Turkish: Ali kendini Mary'ye vurmaktan engelledi.

English: He strained his eyes by reading too much.
Turkish: Çok okumaktan gözlerini zorlamıştı.

English: The atmosphere became strained when he came.
Turkish: O geldiğinde ortam gerginleşti.

English: All of his friends were body pillows, and all of hers were dolls; so they bonded over their fondness for animating the inanimate. However, because they were not inanimate objects but people with complex emotions, their relationship was sometimes strained.
Turkish: Onun arkadaşlarının hepsi vücut yastığıydılar,ve onunkilerinin hepsi oyuncak bebektiler;böylece bir ölüyü canlandırmaya olan düşkünlüklerine yapıştılar.Fakat onların cansız nesne olmamalarından fakat kompleks duyguları olan insanlardan dolayı onların ilişkileri bazen gergindi.

English: Tom's patience is being strained.
Turkish: Tom'un sabrı zorlanıyor.

Strained ingilizcede ne demek, Strained nerede nasıl kullanılır?

Strained caviar : Doymuş tuz çözeltisinde bir saat süreyle tutularak sertleştirilmiş, mersin balıkları yumurtalıklarının bir tarama eleği üzerinde ovma ve didiklemeyle yumurtalarından ayrılması, kanlı sularının elek altına yerleştirilen bir tülbentten süzülmesi, içme suyuyla yıkanmasıyla elde edilen yumurtalara ürotropin serpilerek, elle karıştırılmasıyla elde edilen mamul. Süzme havyar.

 

Be constrained : Mecbur kalmak.

Constrained : Yapmacık. Zorlamalı. Zorlanmış. Zoraki. Alışılmadık. Sıkıntılı. Doğal olmayan davranış. Rahatsız.

Constrained estimator : Kısıtlanmış tahminci.

Constrained objective function : Kısıtlanmış amaç fonksiyonu.

Feel constrained : Mecbur hissetmek.

Unrestrained hooliganism : Dizginlenemez holiganizm. Engellenemez holiganizm. Zapt edilemez holiganizm. Kontrol edilemez holiganizm (taşkıncılık).

Restrained : Ilımlı. Sade. Kontrollü. İhtiyatlı. İtidalli. Kendine hakim. Tutulmuş. Dar (tiyatro terimi). Ölçülü. Bastırılmış.

Unconstrained indirect estimator : Kısıtsız dolaylı tahminci.

Unconstrained objective function : Kısıtsız amaç fonksiyonu.

İngilizce Strained Türkçe anlamı, Strained eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strained ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eyeing : Dikkatle bakmak. Gözetlemek. Süzmek. Yakından seyretme. Bakma. İzlemek. Kuşkuyla bakmak. Tek gözle ihtiyacını karşılama.

Ants in the pants : Yerinde duramayan. Hareketsiz oturamayan. Huzursuz. Ayağına diken batmış gibi olmak.

Affected : Etkilenmiş. Yakalanmış (medikal tıp terimi). Sarsılmış. Düşkün. Suni. Taklitçi. Etki altında kalmış. Yapmacıklı.

Labored : Tabii olmayan. Yorucu. Rahat olmayan. Çok çalışan. Zahmetli. İşi olan. Çalışan. Çalışkan. Doğal olmayan.

 

Geared up : Hızlanmak. Hazırlanmak. Sıkıntılı. Etkinliği arttırmak. Endişeyle bekleyen. Niteliğini yükseltmek. Çalışma etkinliği arttırmak. Heyecanlı bir durumda olan. Vitesi yükseltmek.

Badgered : Canı sıkılmış. Kafa ütülemek. Hiç rahat bırakmamak. Rahatsız etmek. Yılmış. Tacize uğramış. Porsuk. Yakasına yapışmak. Rahat vermemek.

Permeations : Nüfuz etme. Nüfuz. Geçme. Süzülme. Gözenekten geçme. İçine işleme. Geçirme. Sızma. Yayılma.

Colder : Kaçınılmaz. Sıkıcı. Üşümüş. Duygusuz. Daha soğuk. Sakin. Soğuk. Donuk. Baygın.

Fed up : Sıkkın. Melül. Bıkkın. Usanmış.

Cardboard : Yapay. Karton. Mukavvadan yapılmış. Mukavva. Gerçek olmayan. Doğal olmayan. Kalın karton.

Strained synonyms : apocryphal, stiffest, constrained, exhausted, leaching, edgy, artificials, percolating, edgier, campier, bushed, fraught, tensed, stiffer, goosier, barely, counterfeit, outstretched, far fetched, goosy, baleful, stiff, draining, tautest, ghastliest, contrived, dripping, campy, tensing, all in, forcedly, goosiest, drained.

Strained zıt anlamlı kelimeler, Strained kelime anlamı

Graceful : Hoş. Dal gibi. Çekici. Latif. Nazik. Endamlı. İnce. Nezaket sahibi. İncelikli. Vakur.

Relaxed : Gevşek. Gevşemiş (kişi). Yumuşamış. Gevşemiş. Rahatlamış.

Strained ingilizce tanımı, definition of Strained

Strained kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Subjected to great or excessive tension. Wrenched. As, strained relations between old friends. Weakened.