Stranded türkçesi Stranded nedir

  • Sıkıntıda.
  • Karaya oturan.
  • Sahile vurmuş.
  • Çıkmaza düşmüş.
  • Yolda kalmış.
  • Başarısız olmuş.
  • Sıkışmış.
  • Karaya oturmuş.

Stranded ile ilgili cümleler

English: We were stranded.
Turkish: Biz çıkmaza düşmüştük.

English: She was stranded in the city.
Turkish: O, şehirde karaya oturmuştu.

English: They were stranded on a deserted island.
Turkish: Onlar ıssız bir adaya düştüler.

English: Ali's stranded.
Turkish: Ali mahsur.

English: If you were stranded on a desert island, what books would you want to have with you to read?
Turkish: Eğer ıssız bir adada karaya otursaydın, okumak için yanında hangi kitapların olmasını isterdin?

Stranded ingilizcede ne demek, Stranded nerede nasıl kullanılır?

Stranded conductor : Örgülü iletken. Halat iletken.

Stranded wire : Bükülü tel.

Single stranded dna : Tek iplikli deoksiribonükleik asit. Ssdna.

Single stranded ena : Tek iplikli ribonükleik asit. Ssrna.

Be left stranded : Yüzüstü kalmak. Karaya oturtulmak.

L strand : Ağır izotopla işaretlenmeyen ya da hafif izotopla işaretlenen polinükleotit zinciri. dna'nın hafif ipliği. l ipliği. Hafif iplik.

Positive strand virus : Pozitif iplikli virüs. Tek iplikli rna içeren pozitif kutupluluğa sahip virüs. bu virüsün rna'sı hücreye girdikten sonra doğrudan virüs mrna'sı olarak görev yapar, aynı nükleotit dizisine sahiptir ve virüs proteinlerine tercüme edilir. negatif iplikli virüslerde ise virüs rna'sı önce mrna'yı sentezler ve sonra bu, proteine tercüme edilir. tek iplikli dna içeren pozitif kutupluluğa sahip virüs. bu virüs dna' sı hücreye girdikten sonra önce ±dna sentezlenir, sonra aynı nükleotit dizisine sahip virüs mrna'sı yapılır (sadece dna'daki timin yerine mrna da urasil girer) ve bu da virüs proteinlerine tercüme edilir. 3.tek iplikli rna içeren pozitif kutupluluğa sahip bir retrovirüs. bu rna önce revers transkriptaz ile negatif dna'ya, sonra ± dna'ya, daha sonra da virüsün orijinal tek iplikli rna'sı ile aynı baz dizisine sahip mrna'ya çevrilir.

 

Double stranded : İki ipten meydana gelmiş genom yapısı. Çift iplik.

Leading strand : Lider zincir. Dna’da ilerleyen replikasyon çatalıyla birlikte 5ı ? 3ı yönünde kesiksiz olarak sentezlenen zincir. Lider dna zinciri. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Dna kopyalanması sırasında çift ipliğin 3'-5' yönündeki ipliğini tamamlayan yeni sentezlenmiş zincir. dna'nın 5'-3' yönündeki ipliğini ise kesik dna zinciri ya da e.coli'deki gibi okazaki parçaları olarak adlandırılan yeni sentezlenmiş, süreksiz parçalar halindeki zincir tamamlar. tamamlayıcı nükleotitler her iki zincirde de 5'-3' yönündedir.

Single strand binding protein : Ssb. Tek iplikli dna'yı bağlayan protein.

İngilizce Stranded Türkçe anlamı, Stranded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stranded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Stick fast : Kötü takılmış.

In a tight spot : Zor durumda. Darda.

Tight : Sık (saflar). Gergin. Kritik. Kısa ve özlü. Cimri. Sıkışık. Sıkı. Zor. Dar. Kasılmış.

Embattled : Savaş durumuna geçmiş. Savaş halinde. Savunma durumunda. Diş diş. Güç durumda. Savaş hazırlığında olan. Savaş düzenine girmiş.

Down in the dumps : Morali bozuk. Çökmüş. Keyifsiz. Üzüntülü. Asık surat ile. Üzgün. Depresyonda. Mutsuz. Hüzünlü. Canı sıkkın.

Jammed : Sıkıştırılmış. Ezilmiş. Tıkıştırılmış. Sıkışık. Tıkanmış. Hıncahınç. Tıklım tıklım. Karışmış.

Straitened for : Muhtaç.

Grounded : Oturmuş veya ayakları yere basan. Gerçekçi. Topraklı. Topraklanmış. Aklı başında. Çakılıp kalmış. (evden çıkamama) cezalı. Havalanamayan. Evde kalma cezası almış.

Up against a stone wall : Zor durumda. Taş bir duvara karşı. Darda. Başı dertte. Zorda.

Stranded synonyms : astrand, down in the mouth, bottled up, stuck fast, beached, in a bad fix, marooned, isolated, entrapped, oppressed, at a pinch, locked, high and dry, hard up, wrecked, compressed, straitened, pressed, aground, unaccompanied.

Stranded zıt anlamlı kelimeler, Stranded kelime anlamı

Accompanied : Eşliğinde. Birlikte olmak. Aynı anda yapmak. Yanında olmak. Yanında. Eşlik etmek. Refakat etmek.