Struggled türkçesi Struggled nedir

Struggled ile ilgili cümleler

English: Ali struggled to express how he felt.
Turkish: Ali nasıl hissettiğini ifade etmek için çabaladı.

English: Ali and Mary struggled to make ends meet.
Turkish: Ali ve Mary sonunda kavuşabilmek için savaştılar.

English: Ali struggled to climb to the top.
Turkish: Ali tepeye tırmanmak için çabaladı.

English: Ali struggled to keep calm.
Turkish: Ali sakin olmak için mücadele etti.

English: Ali struggled frantically.
Turkish: Ali çılgınca mücadele etti.

Struggled ingilizcede ne demek, Struggled nerede nasıl kullanılır?

Struggle against : Karşı mücadele etmek.

Struggle against difficulties : Zorluklara karşı mücadele etme. Zorluklarla mücadele etmek.

Struggle against terrorism : Terörle mücadele.

Struggle for existence : Varoluş mücadelesi. Varolma mücadelesi. Varolma savaşı.

Struggle for life : Yaşama uğraşı. Hayat savaşı. Yaşam mücadelesi. Yaşam savaşı. Hayat mücadelesi.

Competitive struggle : Rekabetçi mücadele. Bir malın sataklarda tutunmasını sağlama amacıyla aynı tür malı yapıp satanlarla yapılan satış çabası. Yarışım savaşı. Rekabet mücadelesi.

 

Struggle on : Uğraşmak.

Bitter struggle : Haşin kavga. Hasmane yarışma. Amansız mücadele. Sert mücadele. Sert savaşım.

Hand to hand struggle : Göğüs göğüse mücadele.

Fierce struggle : Acımasız savaş. Vahşi döğüş. Ölümcül şekilde karşılaşma.

İngilizce Struggled Türkçe anlamı, Struggled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Struggled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conflict : Tutmamak. Çatışma. Zıtlık. Uyuşmazlık. Anlaşmazlığa düşmek. Olay dizisinin gelişmesinde basamakları ortaya çıkaran kişiler arasındaki iç ve dış çatışmalar. bir oyun kişisinin kendi içindeki bunalımı. Görüş ve kanıların aykırılığından doğan karşıtlık. Uyuşmamak. Çarpışma. Savaş.

Crusading : Savaşım. Cihat. Haçlı seferleri. Haçlı seferi. Savaşa katılmak. Kampanya. Din uğruna yapılan savaş.

Combating : Çarpışmak. Savaş açmak.

Rising : Yükselen. Güneş, ay ve yıldızların gözerimi üstüne çıkması. Ayaklanma. Ucu sararmış sivilce. Doğma. Yükselme. İlerleme. Çıkış. Şiş. İsyan.

Endeavor : Denemek. Çaba göstermek. Wisconsin'de bir köy (abd). Bkz.endeavour. Gayret etmek. Yapmaya çalışmak. Endeavour uzay mekiği.

Labor : Çaba harcamak. Üretimi geliştiren en önemli etken; yapılana katılan insan gücü. yapılan işte para ile ölçümlenen insan emeği. İş gücü. Çalışma. Doğum sancısı çekmek. Emek. Emek vermek. Ağrı çekmek.

Controversies : Anlaşmazlık. Çekişme. İhtilaf. Tartışma. Uyuşmazlık. Münakaşa.

Contends : Rekabet etmek. Tartışmak. Çarpışmak. Çekişmek. Yarışmak. (bir sorunla veya zorlukla) yüzleşmek. İleri sürmek. İddia etmek.

 

Brawls : Sesli tartışmak. Gürül gürül akmak. Tartışmak. Kavga etmek. Arbede. Dalaş. Dalaşmak. Ağız dalaşı yapmak. Kavga.

Struggled synonyms : turf war, group action, struggles, functions, endeavoured, grapple, romp, buffet, flickers, attend to, tug of war, be occupied with doing, agonise, flitters, give a try, contending, flittered, fighting, conation, fight, conflicted, combat, catch, buffeted, wallow, strive, wallows, floundered, tussless, insurrection, weltering, be up against, weltered.

Struggled zıt anlamlı kelimeler, Struggled kelime anlamı

Defend : Müdafaa etmek. Himaye etmek. Reddetmek. Kanat açmak. Saklamak. Arkasında olmak. Korumak. Savunmak.

Make peace : Barışmak. Barış yapmak. Barıştırmak.

Uninhibited : Sınırsız. Ketlenmemiş. Kısıtlanmamış. Engellenmemiş. Yasaklanmamış. Teklifsiz. Serbest davranışlı. Sınırlandırılmamış. Çekinmesiz. Serbest.