Stuff in türkçesi Stuff in nedir

Stuff in ile ilgili cümleler

English: There's a lot of dangerous stuff in this warehouse.
Turkish: Bu depoda bir sürü tehlikeli şey var.

English: Ali is putting stuff in his backpack.
Turkish: Ali çantasına eşyalarını koyuyor.

English: Put your stuff in your backpack.
Turkish: Eşyanı sırt çantana koy.

English: Please put your stuff in the closet.
Turkish: Lütfen eşyalarını dolaba koy.

English: You carry too much stuff in your purse.
Turkish: Cüzdanında çok şey taşırsın.

Stuff in ingilizcede ne demek, Stuff in nerede nasıl kullanılır?

Stuff : Kaçak içki. Hamur. Tıkınmak. Tahnit etmek. Şey. Zırva. Tıkmak. Tıkamak. Uyuşturucu. Macunlamak.

In : İçine. Olarak. Çok moda olan. İçeri. İçinde. De. Dahili. Da. İç. Halinde.

Stuff and nonsense : Saçma sapan laf. Saçma sapan (laf). Saçma sapan. Fasa fiso. Fasafiso.

Stuff oneself : Tıka basa yemek. Tıkınmak.

Stuff somebody : Kazıklamak. Kandırmak. Aldatmak.

Stuff somebody with lies : Yalanlarla kandırmak.

İngilizce Stuff in Türkçe anlamı, Stuff in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stuff in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cramp : Mengene. Hareketi kısıtlamak. Krampon. Engel olmak. Mengene ile sıkıştırmak. Sıkıştırmak. Kenetlemek. Kısıtlamak. Sınırlandırmak. Kramp.

 

Crams : Sınav için çok çalışmak. Sınava hazırlamak. Tıka basa yedirmek. Tıka basa yemek. Semirtmek. İnekletmek. Çok çalışmak. Tıkmak. Sınava çalışmak.

Huddling : Aceleyle giyinmek. Bir araya toplamak. Sürmek. Yumaklanmak. Bir işi acele ve üstünkörü yapmak. Birbirine sokulup sarılmak. Sürü gibi toplanmak. Koyun gibi sıkı bir halde toplanmak. Bir araya sıkışmak.

Jam in : Kıstırmak. Takılmak. Küçücük yere sıkıştırmak. Sıkışmak. Sıkışıp kalmak. Sıkıştırmak.

Cram : Semirtmek. Ağzına kadar doldurmak. Çok çalışmak. Tıka basa doldurmak. Tıkınmak. Acele ile sınava hazırlanmak. Tıka basa yedirmek. Tıka basa yemek. Tıkmak.

Gulp down : Götürmek. Yutuvermek. Lüplemek. Soluğu kesilmek. Boğazı düğümlenmek. Acısını içine atmak. Küçük dilini yutmak. Yutmak. Gövdeye indirmek.

Shoves : Dürtmek. Sokuşturmak. İtilip kakılmak. İtişip kakışmak. Kıpırdamak. Tıkmak. Sürmek. İtip kakmak. İtmek.

Bundle : Demet. Sepetlemek. Yığın. Bohçalamak. Palas pandıras yollamak. Paldır küldür yollamak. Paket. Çok para. Bağ.

Shoved : İtilip kakılmış. İtişip kakışmak. Kıpırdamak. İtip kakmak. Tıkmak. Dürtmek. İtilip kakılmak. Sokuşturmak. İtmek.

Stuff : Kereste. Kumaş. Tıkamak. Madde. Yünlü kumaş (ingiliz ingilizcesi). Macunlamak. Zırva. Tıka basa yemek. Şey.

Stuff in synonyms : squeeze, huddle, squeezes, huddles, pile in.