Stutter türkçesi Stutter nedir

Stutter ile ilgili cümleler

English: I am stuttering.
Turkish: Ben kekeliyorum.

English: Why are you stuttering?
Turkish: Neden kekeliyorsun.

English: Ali is stuttering.
Turkish: Ali kekeleyerek konuşuyor.

English: When she began to stutter, her classmates couldn't help laughing.
Turkish: O kekelemeye başladığında sınıf arkadaşları gülmekten kendilerini alamadılar.

English: Ali stutters.
Turkish: Ali kekeliyor.

Stutter ingilizcede ne demek, Stutter nerede nasıl kullanılır?

Stutter out : Kekeleyerek söylemek.

Have a stutter : Kekeme olmak. Kekelemek.

Stuttered : Kekeleme. Kekelemek. Gevelemek. Pepelik. Pepeleme. Kekeleyerek söylemek. Pepelemek. Teklemek. Kekemelik.

Stutterer : Kekeme.

Stutterers : Kekeme.

Nastute : Keskin koku alma duyusu olan. Geniş burnu olan.

Marginal rate of technical substution : Üretimde iki üretim faktörü kullanıldığı varsayımı altında, üretim faktörlerinden birindeki bir birimlik artış (azalış) sonucu, belirli bir çıktı düzeyinin korunabilmesi (aynı eş ürün eğrisi üzerinde kalınabilmesi) için diğer üretim faktörünün kaç birim azaltılması (artırılması) gerektiğini gösteren ve eş ürün eğrisinin herhangi bir noktasındaki eğimin eksiyle çarpımına eşit olan oran. Marjinal teknik ikame oranı.

 

Stutters : Pepelemek. Teklemek. Gevelemek. Kekelemek. Pepelik. Kekeleme. Kekeleyerek söylemek. Pepeleme. Kekemelik.

Authorized instutitions : Yetkili müesseseler. İlgili bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde dövize ilişkin işlemler yapmasına izin verilen ve dövizin yanı sıra değerli maden, taş ve eşyalara ilişkin işlemler de yapabilen anonim şirket.

Astutely : Dirayetli bir biçimde. Kurnaz bir şekilde. Akıllıca. Dirayetle. Ferasetli olarak. Keskince. Becerikli bir şekilde.

İngilizce Stutter Türkçe anlamı, Stutter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stutter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bumbled : Kekeleyerek konuşmak. Bozmak. Eline yüzüne bulaştırmak. Hata yapmak. Berbat etmek. Yanısıra çekilmek. Ayağı takılmak. Gaf yapmak. Perişan etmek.

Waffle : Zırvalama. Saçma. Pasta. Saçmalamak. Susmak bilmemek. Saçma sapan konuşmak. Gofre veya bir çeşit gözleme. Gözleme. Bir tür gözleme. Gofret.

Speech defect : Sürçü lisan. Dil sürçmesi. Konuşma kusuru. Konuşma özürü. Pepemelik, kekemelik, yanlış söyleyiş gibi konuşma bozukluklarını da kapsayan ve heceleri, sözcükleri, cümleleri seslendirme konusunda görülen yetersizlik. Konuşma bozukluğu.

Sputter : Sönecek gibi titremek (alev). Tükürerek konuşmak. Mürekkep akıtmak. Konuşurken tükürükler saçmak. Sıçramak. Cızırdamak. Yağ sıçratmak. Boğulmak (motor). Kuru gürültü.

Chug : Kafaya dikmek. Nefes almadan içmek. Vuruntu sesi. Lıkır lıkır içmek. Tıkırtılı bir ses çıkarırken hareket etmek (güçsüz patlama sesi, çalışan bir motorun tıkırtısı). Pat pat ederek gitmek. Pat pat. Pat pat etmek.

 

Mumbles : Ağzında gevelemek. Mırıltı. Dili dolaşmak. Mırıldamak. Mırıldanmak.

Kicking : Vazgeçmek. Çitme atmak. Geri tepmek. Yakınmak. Tekmelemek. Tepinmek. Tepme. Bırakmak. Sızlanmak.

Chew : Kafa yormak. Düşünüp taşınmak. Derin derin düşünmek. Düşünüp taşınma. Lokma. Çiğnenen tütün. Düşünmek. Tütün çiğnemek. Çiğneme.

Act up : Aktifleşmek. Kötü davranmak. Gösteriş yapmak. Yaramazlık yapmak. Arıza çıkarmak. Üzmek. (hastalık vs.) nüksetmek. Dert açmak. Yaramazlık etmek.

Stutter synonyms : defect of speech, stutter out, champ, hum and haw, mouth, stammer out, malfunction, waffled, verbalise, falters, kick, hesitates, verbalize, hesitated, speech disorder, misfires, hesitate, chews, misfire, stuttering, stutters, knock, stumble, chugs, stuttered, chugged, mumble, stammers, stammering, mumbled, speak, knocks, utter.

Stutter ingilizce tanımı, definition of Stutter

Stutter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To hesitate or stumble in uttering words. The act of stuttering. To stammer. To speak with spasmodic repetition or pauses. A stammer. [Bakınız: Stammer] and [Bakınız: Stuttering].