Kicking türkçesi Kicking nedir

Kicking ile ilgili cümleler

English: He came kicking and screaming.
Turkish: Tekmeleyerek ve bağırarak geldi.

English: The baby was kicking and screaming.
Turkish: Bebek tekmeliyordu ve çığlık atıyordu.

English: She was kicking up her heels with delight.
Turkish: O, bol para harcayarak eğleniyordu.

English: Stop kicking me.
Turkish: Bana tekme atmayı bırak.

English: He's kicking me!
Turkish: O bana tekme atıyor!

Kicking ingilizcede ne demek, Kicking nerede nasıl kullanılır?

Kicking about : Sağa sola atmak (top).

Kick a goal : Gol atmak. Topa vurup gol atmak.

Kick about : Sağa sola atmak (top). Dövmek.

Kick against : Karşı çıkmak. Başkaldırmak.

Kick against the pricks : Nafile itiraz etmek. Karşı gelmek. Hoş olmayan şeylere itiraz etmek. Sürekli muhalefet etmek. Boşa zırlamak. Otoriteye karşı çıkmak. Otoriteye karşı gelmek. Direnmek. Boşuna dırlanmak. Karşı çıkmak.

Kick butt : Gaz vermek. Ezici bir üstünlükle yenmek. Çok şaşırtıcı olmak. (argo) bir hedefe ulaşmak için kuvvetli veya zorlayıcı önlemler kullanmak. Harika veya mükemmel olmak. (birilerini bir iş yapmaları için) dürtmek. Haddini bildirmek.

 

Kick back : Geri tepme. Geri tepmek. Rüşvet vermek. Rahatlamak. Çalınmış eşya veya parayı sahibine geri vermek. Geri tepmek (tüfek). Yeniden uyuşturucuya başlamak.

Kick down the ladder : Merdivenden düşmek.

Kick down : Otomatik araçta gaz pedalına basarak vitesi düşürme (argo terim).

Kick and stamp : Tepinmek.

İngilizce Kicking Türkçe anlamı, Kicking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kicking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stomps : Ayağıyla ezmek. Paldır küldür yürümek. Ağır ağır yürümek. Hora tepmek. Ayağını yere vurmak. Bastırmak. Basmak. Ayakla ezmek. Yere vurmak.

Allowing : İndirim yapmak. İmkan vermek. Fikrinde olmak. İzin verilen. Koyvermek. Kabul etmek. Göz önüne almak. Düşünmek. İzin vermek. Ayırmak.

Back fire : Erken ateşleme yapmak (motor). Ard yakma. Geri tepme. Ters gitmek. Aleyhine dönmek.

Reactions : Geri tepme. Karşı kuvvet. Alerji. Tepkime. Tepki. Gericilik. Reaksiyon. İrtica.

Scouted : Keşfetmek. Reddetmek. Keşfe çıkmak. Keşif yapmak. Keşfedilmiş.

Cavort : Hoplamak. Sıçramak. Zıplamak. Oynamak. Hoplayıp sıçramak.

Punt : Altı düz geniş bir bot. Tekne ile gitmek (nehir). Degaj (amerikan futbolu). Kumar oynamak. Şişe dibi. Altı düz sandal. Topa havadayken vurmak. Bahse girmek. Topa havada vurmak (rugby). Sırıkla itmek (sandal).

Misfired : Ateş almamak (silah). Patlamamak. Anlaşılmamak (espri). Ateş almamak. Tutukluk yapmak. Hedefe isabet ettirememek. Ateş almak. İstenen sonucu elde edememek. Sonuca varamamak.

Backlash : Ters tepme. Salgı (mühendislik terimi). Laçka. Boşluk (mühendislik terimi). Geriye ani hareket. Büyüyen. Beklenmedik kötü sonuç. Aralık. Geriye doğru yapılan ani hareket. Beklenmedik sonuç (kötü).

 

Kicking synonyms : place kick, place kicking, kick and stamp, blow, abdicated, bemoan, abandons, boomeranging, bemoaned, bellyaches, toe, abdicating, belly, hesitate, malfunction, give the boot, bequeath, scout, spurning, complain about, backfired, boot, back away, abjure, misfire, bequeaths, beef, chugged, hesitated, abjures, backfiring, punting, bleated.