Sublimates türkçesi Sublimates nedir

  • Bilinçaltındaki güdüleri iyiye yönlendirmek.
  • Yükseltme.
  • Arıtma.
  • Katı durumdan gaz durumuna geçirmek.
  • Uçuntu.
  • Arıtmak.
  • Süblimleştirmek.
  • [#yüceltme Yüceltmek] (isteği).
  • Süblime.
  • Yüceltme.
  • Yüceltmek.

Sublimates ingilizcede ne demek, Sublimates nerede nasıl kullanılır?

Corrosive sublimate : Aksülümen. Aşındırıcı madde (süblime). Sülümen. Süblime. Biklorit. Civa klorür.

Sublimate : Yüceltme. Bilinçaltındaki güdüleri iyiye yönlendirmek. Yükseltme. Arıtmak. Arıtma. Süblimleştirmek. Yüceltmek. Yüceltmek (isteği). Süblime. Uçuntu.

Sublimated : Süblime. Bilinçaltındaki güdüleri iyiye yönlendirmek. Süblimleştirmek. Katı durumdan gaz durumuna geçirmek. Yüceltmek.

Sublimating : Uçuntu. Arıtmak. Arıtma. Bilinçaltındaki güdüleri iyiye yönlendirmek. Katı durumdan gaz durumuna geçirmek. Yükseltme. Süblime. Yüceltmek. Süblimleştirmek. Yüceltmek (isteği).

Sublimation : Uçunum. Bir içtepiyi ilkel erek ya da amacından, üstün toplumsal değerler taşıyan erek ya da amaçlara yöneltme. ruhsal çözümlemede çocuksu cinsel amaçları toplumsal bakımdan benimsenen etkinliklere yöneltme çabası. Ağınma. Katının ergimeden buhara dönüşmesi olayı. Süblimleşme. Uçunma. Bir maddenin katı halden sıvı duruma geçmeksizin direkt olarak gaz haline geçmesi. Katı bir maddeyi buharlaştırıp tekrar katı durumuna getirme, süblimasyon. Süblimasyon. Eğitim, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Sublimely : Asil bir şekilde.

Sublimations : Uçunlaşım. Arıtma. Süblimleşme. Süblimleştirme. Bilinçaltındaki güdüleri iyiye yönlendirme. Ulvileştirme. Güdüleri iyiye yönlendirme. Yüceltme. Uçunum. Uçunma.

Sublimed : Ulvileşmek. Süblimleşmek. Yücelmek. Bilinçaltındaki güdülerini iyiye yöneltmek. Süblimleştirmek. Yüceltmek. Yükselmek.

Sublime : Süblimleştirmek. Gurur verici. Muhteşem. Yüceleştirmek. Ulvileşmek. Arıtmak. Yüce. Cıva klorür. Yücelmek.

Sublime porte : Babıali. Bab-ı ali.

İngilizce Sublimates Türkçe anlamı, Sublimates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sublimates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elevating : Yükseltilmiş. Yükseğe kaldırılmış. Moralini yükseltme. Terfi ettirme. İhya edilmiş. Yüceltilmiş. Yükseğe çıkarılmış. Kaldırma.

Decontamination : Bir maddedeki zararlı radyoaktif cisimleri ayırmak. Arındırma. Zararlı maddelerden arındırma. Sağlıklı hale getirme. Zehirlenmeye neden olan maddelerin bulunduğu bölgeden uzaklaştırılması. Kir giderme. Temizleme. Dezenfekte.

Escalations : Eskalasyon. Tırmanma. Kızışma. Artırma. Gerginlik. Yükselme. Pahalanma. Artma.

Defecates : Temizlemek. Kakasını yapmak. Büyük abdestini yapmak. Kurtulmak. Dışkı yapmak. Kaka yapmak. Arınmak. Büyük abdest yapmak. Dışkılamak.

Distill : Damıtmak. Ayrıştırmak. Süzülmek. Saflaştırmak. Özünü çıkarmak. Bkz.distil. Biçimlenmek. Damla damla akıtmak. Özünü almak. İmbikten geçmek.

 

Dignification : Değer verme.

Purge : İstenmeyen kişilerden temizlemek. Temizlenmek. Temize çıkarmak. Temizlemek. Müshil almak. Tasfiye etmek. İstifra etmek. Boşaltmak. Düzenlemek.

Canonize : Azizler listesine almak. Takdis etmek. Kutsamak. Aziz ilan etmek. Azizlik mertebesine yükseltmek.

Better : Daha iyi bir hale getirmek. İyileşmek. Yakşırak. İyisimi. Daha iyi. Gelişmek. Daha iyi yapmak. İlerletmek. Geçmek. Islah etmek.

Elevation : Yükselme. Kaldırma. Rakım. Yücelme. Yükseklik. Yükseliş. İrtifa. Deniz seviyesine oranla yükseklik. Terfi. Eğim.

Sublimates synonyms : depurate, distil, improve, amplification, heightening, exaltation, aggrandize, exaltations, decontaminations, converts, sublimate, change, mercuric chloride, clarifications, corrosive sublimate, sublimes, ennobling, corrosive, refine, deified, belaud, apotheoses, brought up, subliming, modify, defecating, cleanses, exalting, aggrandizing, deifies, purify, cleanings, deification.

Sublimates zıt anlamlı kelimeler, Sublimates kelime anlamı

Worsen : Beter etmek. Gerilemek. Daha da kötüleşmek. Kötüleşmek. Kötüleştirmek. Daha da kötü olmak. Daha da kötüleştirmek. Daha kötü bir hale getirmek. Daha kötü olmak. Kötüleşmek (hasta).

Stay : Bastırmak. Durdurmak. Bırakmamak. Germek. İkamet etmek. Bastırmak (açlığı). Ertelemek. Dayanmak. ...olarak kalmak. Beklemek.