Superintendent türkçesi Superintendent nedir

  • Denetmen.
  • Komiser.
  • İçişleri başı.
  • Yönetici.
  • Başkomiser (ingiliz ingilizcesi).
  • Kapıcı.
  • Şef.
  • Başkomiser.
  • Müfettiş.
  • Amir.
  • Polis şefi (amerikan ingilizcesi).
  • Okul yapılarının, kuruluşlarının ve eşyasının iyi korunması, düzen ve temizliği gibi okulun bütün bakım işlerinin düzenlenmesi ve yürütülmesinden sorumlu olan kimse.
  • Sakçı memuru.
  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Bina sorumlusu.
  • Kontrolör.

Superintendent ile ilgili cümleler

English: Ali Jackson is the superintendent.
Turkish: Ali Jackson kapıcıdır.

Superintendent ingilizcede ne demek, Superintendent nerede nasıl kullanılır?

Chief superintendent : En yüksek rütbeli polis memuru. Baş müfettiş. Başkomiser.

Sidewalk superintendent : Kaldırım mühendisi. Sokak serserisi. Yolda yürürüken durup inşaat çalışmalarını veya yıkım işlemlerini seyreden yaya.

Superintendents : Kontrolör. Polis şefi (amerikan ingilizcesi). Başkomiser (ingiliz ingilizcesi). Müfettiş. Kapıcı. Bina sorumlusu. Denetmen.

Superintendence : Murakabe. Sevk ve nezaret. Teftiş. Kontrol. Sevk ve idare. Denetim. Denetleme veya kontrol. Bakma. Gözetim.

Superintendence document : Gözetim belgesi. Ülke ekonomisine yönelik dış ticaret kaynaklı bir risk ortaya çıktığında, dışalım ve dışsatımı gözetim altında tutmak amacıyla yetkili kuruluş veya kuruluşlar tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen belge.

 

Superintended : Bakmak. Yönetim. Şef. Kontrol etmek. Yönetme. Yönetmek. Yöneticilik. Denetlemek. Nezaret etmek. İdare etmek.

Superintend : Yöneticilik. Bakmak. Yönetim. Yönetme. Denetlemek. Nezaret etmek. İdare etmek. Yönetmek. Kontrol etmek. Şef.

Superintendant of the apparatus : Aygıt görevlisi. Yarışma boyunca, elektrikli aygıtın bulunduğu masada oturup aygıtı denetleyen görevli.

Superintendance : Denetleme.

Superintends : İdare etmek. Yönetme. Denetlemek. Kontrol etmek. Yöneticilik. Şef. Yönetmek. Bakmak. Nezaret etmek. Yönetim.

İngilizce Superintendent Türkçe anlamı, Superintendent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Superintendent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Academic preparation : Belli bir bilim ya da meslek dalında çalışmak için gerekli öğrenimi tamamlamış olma. yüksek öğretimin herhangi bir dalında öğrenim yapmak için gereken ön hazırlık. Akademik hazırlık.

Commissioner : Müdür. Komisyonca atanan görevli. Yetkili kimse. Yargıç. Delege. Şube müdürü. Hükümet temsilcisi. Vekil.

Captained : Lider. Yönetmek. Kaptanlık yapmak. Kaptan. Bir gemi veya uçağın idaresinden sorumlu kişi. Kaptanlık etmek. Kumanda etmek. Yüzbaşı. Baş garson.

Academic year : Ders yılı. Akademik yıl. Öğretim yılı. İlk, orta ve yüksek okullar ile üniversitelerde öğretimin başladığı ve sona erdiği gün arasında geçen süre. Eğitim öğretim yılı.

Chieftains : Başbuğ. Kafile başkanı. Kabile reisi. Reis. Aşiret reisi. Çete reisi. Başkan. Klan şefi. Lider.

 

Checker : Dama. Denetçi. Dama taşı. Dama oyunu. Ekose deseni ile kaplamak. Kare. Kontrolcü. Alacalı yamak. Ekose deseni.

Intendant : Memur. İdare memuru. Müdür. İdareci.

Decreer : Buyuran kimse. Emreden. Karar veren. Hükümdar. Emir veren kimse. Emreden kimse. Buyuran.

Overseer : Şef (fabrikada veya inşaatta). Gözetmen. İdareci. Çavuş. Müdür. Kalfa. Ustabaşı.

Chefs : Ahçı. Ahçıbaşı.

Superintendent synonyms : school superintendent, admins, bosses, examiner, admin, examinator, doorkeeper, administrants, inspector, commissioners, commissars, administrators, academy, commandant, sergeant at arms, liege, custodians, gate keeper, auditor, super, commissar, concierge, gaffers, commanders, lieges, chieftain, academy of economic and commercial sciences, chief superintendent, a priori knowledge, diener, impeditive, in charge, gaffer.

Superintendent ingilizce tanımı, definition of Superintendent

Superintendent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the superintendent of an almshouse. One who has the oversight and charge of some place, institution, or organization, affairs, etc., with the power of direction. Overseeing. Superintending. The superintendent of public works.