Superintend türkçesi Superintend nedir

Superintend ile ilgili cümleler

English: Ali Jackson is the superintendent.
Turkish: Ali Jackson kapıcıdır.

Superintend ingilizcede ne demek, Superintend nerede nasıl kullanılır?

Superintendance : Denetleme.

Superintendant of the apparatus : Yarışma boyunca, elektrikli aygıtın bulunduğu masada oturup aygıtı denetleyen görevli. Aygıt görevlisi.

Superintended : Şef. İdare etmek. Kontrol etmek. Denetlemek. Nezaret etmek. Yönetmek. Bakmak. Yönetme. Yönetim. Yöneticilik.

Superintendence : Kontrol. Sevk ve idare. Sevk ve nezaret. Denetim. Denetleme veya kontrol. Teftiş. Gözetim. Bakma. Murakabe.

Superintendence document : Gözetim belgesi. Ülke ekonomisine yönelik dış ticaret kaynaklı bir risk ortaya çıktığında, dışalım ve dışsatımı gözetim altında tutmak amacıyla yetkili kuruluş veya kuruluşlar tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen belge.

Chief superintendent : Baş müfettiş. En yüksek rütbeli polis memuru. Başkomiser.

Viral superinfection : Viral süper enfeksiyon. Enfekte bir konağın ikinci bir virüsle enfekte olması.

Sidewalk superintendent : Kaldırım mühendisi. Sokak serserisi. Yolda yürürüken durup inşaat çalışmalarını veya yıkım işlemlerini seyreden yaya.

 

Supering : Süper. Birinci sınıf mal. Bina sorumlusu. Kaliteli şey. Fazlalık. Kapıcı. Gözetmen. Kıyak. Denetmen. Polis şefi.

Superintends : Nezaret etmek. Kontrol etmek. Yönetim. Yönetmek. Yönetme. Denetlemek. Şef. Yöneticilik. İdare etmek. Bakmak.

İngilizce Superintend Türkçe anlamı, Superintend eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Superintend ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Oversee : Sınavda gözetmenlik yapmak. İzlemek. Gözetmek. Seyretmek. Göz kulak olmak.

Examines : Muayene etmek. İmtihan etmek. Eleştirmek. İrdelemek. Sınav yapmak. Sorguya çekmek. İncelemede bulunmak. Sınamak. Yoklamak.

Government : Devlet. İdare. Rejim. Toplum bireylerinin iç ve dış güvencelerini ve birbirleriyle ilişkilerini sağladığı gibi onların her tür gereksinmelerini karşılayan bir ya da birkaç kişiden oluşan yasal ya da geleneksel yönetici güç. bk. halk katmanı, büyücü. Devlet işlerini yürütmekle görevli kuruluşlar ve kişiler. Yönetme (dilbilgisi terimi). Hüküm.

Bestridden : Aşmak. Bacaklarını ayırarak binmek. Her iki tarafında uzanmak. Her iki yakasında olmak. Üzerinden geçmek. Ata biner gibi oturmak. Üzerine binmek. Hükmetmek. Her iki tarafında bulunmak.

Supervising : İdare etme. Kontrol etme. Denetleyen. Gözleme.

Breen : Denetleme işini gerçekleştirmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Bossed : Kabartma yapmak. Otoriter olmak. Patronluk yapmak. Patron. Ustabaşı. Damlataşı. Kabara.

Audited : İncelemek. Denetlenmiş. Teftiş edilmiş.

Gaffer : Patron. Pinpon. Yaşlı insan. Yaşlı adam. Müdür. Dede. Ustabaşı. İhtiyar. Saka.

 

Superintend synonyms : rection, examine, boss, governorships, helm, babysit, management, chairmanships, adhibit, managing, commander, executive, governorship, administered, captaining, beheld, check out, take in hand, oversaw, ethnarch, break, chieftain, gubernation, check on, attends, administrating, beat about, directorship, be in charge of, guiding, care for, bestrode, calls the shots.

Superintend ingilizce tanımı, definition of Superintend

Superintend kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, an officer superintends the building of a ship or the construction of a fort. To have or exercise the charge and oversight of. To oversee with the power of direction. To take care of with authority. To supervise.