Superposed valley türkçesi Superposed valley nedir

  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Üstoluşumlu yarma koyak.
  • Üstteki yumuşak örtü katmanları içinde yataklarını kazdıktan sonra, temeldeki eski, sert katmanlar içine gömülerek açılmış derin boğaz biçimli koyak.

Superposed valley ingilizcede ne demek, Superposed valley nerede nasıl kullanılır?

Superposed : Çakıştırmak. Süperpose. Üstüne koymak. Üst üste koymak. Üst üste yapmak.

Valley : Çukur. Kadınlarda iki göğsün ortası. Çatı oluğu. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Koyak. Köşe dikmesi. Vadi. Karalarda, akarsu aşındırmasıyle biçimini almış, bir yöne doğru eğimli uzunluğuna çukurluk. Dere. Dalgalar arasındaki çukur.

Antecedent valley : Bir dağ yükselirken, yatağını kazmakta olan bir akarsuyun, yükselme süresince ilkel doğrultudan sapmamaksızın, yükselmeye ayak uydurarak, yatağını derinleştirmesiyle oluşturduğu, dağı yaran boğaz biçimli koyak. Dağ-yaran vadi. Öncel yarma koyak.

Anticlinal valley : Antiklinal vadisi. Kemer koyağı. Kıvrımlı yapılarda, bir kemer ekseni üzerine yerleşmiş ve gömülmüş koyak. Antiklinal vadi.

Asymetrical valley : İki yamacı benzer görünüşte olmayan, birinin ötekine göre daha dik ya da yatık durumda bulunduğu koyak türü. Bakışımsız koyak.

Beit shean valley : Beit shean vadisi. İsrail'de doğuda ürdün'le sınır olan bir vadi (adını antik ve modern çağ kenti olan ve vadinin ortasında bulunan beit shean şehrinden almaktadır).

 

İngilizce Superposed valley Türkçe anlamı, Superposed valley eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Superposed valley ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Algonkian : Bir prekambriyen sistemi. Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi. Algonkiyen. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Alkongien.

Adjacent rock : İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç. Yantaş.

Abyss : Derinlik. Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu. Cehennem. Hufre. Varta. Tamu. Boşluk. Dibi olmayan çukur. Dipsiz gibi görünen yer.

After shock : Artçı sarsıntı. Art sarsıntı. İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı. Artçı şok. Artçı deprem (depremden sonra).

Advance of aglacier : Buzul ilerlemesi. Buzulun önden uzanması.

Abrasive power : Aşındırıcı güç. Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.). Akarsuyun aşındırma gücü. Aşındırıcı kuvvet.

Alcalic fumarole : 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller. Alkali tüten.

 

Abysal environment : Derin ova. 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı.

Adventive cone : İlerleme hunisi. İlerleme konisi. Bir yanardağın yamacında ve eteğinde, çoğunlukla bir yarık üstünde bulunan lav ya da tüf konisi. Parazitik koni. Ek koni.

Acid fumarole : Asit tüten. Ekşit (asit) tüten. Asit fümarol. 200°-800° c. sıcaklıkta, hcı, so2 nh2 cl, h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

Superposed valley synonyms : absolute age, alkali rocks, acrozone, agricultural geology, aggregats, absolute chronology.