Supposed to türkçesi Supposed to nedir

Supposed to ile ilgili cümleler

English: Ah! I forgot again! I was supposed to go to the library to return a book today!
Turkish: Ah! Tekrar unuttum! Bugün bir kitabı iade etmek için kütüphaneye gitmem gerekiyordu.

English: "What am I supposed to do?" "I don't know. Do something."
Turkish: "Ne yapmam gerekiyor?" "Bilmiyorum. Bir şey yap."

English: Ali and Mary were supposed to meet us here.
Turkish: Ali ve Mary'nin bizi burada karşılaması gerekiyordu.

English: "Speak to me in French too - not just in German!" "No, because once I start, it'll become a habit and then how am I supposed to improve my German?"
Turkish: "Benimle Fransızca da konuş, sadece Almanca değil!" "Hayır, çünkü bir kez başlarsam bu bir alışkanlık olacak ve ben nasıl Almancamı geliştireceğim?"

English: "What's that?" "How am I supposed to know?"
Turkish: "O ne?" " Nasıl bilmem gerekiyor?"

Supposed to ingilizcede ne demek, Supposed to nerede nasıl kullanılır?

Supposed : Varsayılan. Farzedilmiş. Farazi. Farzedilen. Sözde. Varsayılmış. Sözümona. Zannedilen.

To : Göre. E. Kadar. Ya. -e göre. Karşı. -mek -mak (mastar). İle. Arasında. Ye.

Be supposed to : -meli. İzin verilmek. Lazım olmak. -e yaramak. Gerekmek. -meli -malı. Beklenmek. Farzedilmek. -mesi gerek. -malı.

 

What is that supposed to be : Ne olabilir. Neye benziyor.

Supposedly : İddialara göre. Diyorlar ki. Sözüm ona. Tahminen. Güya. Söylendiğine göre. Varsayıldığı gibi. Varsayılarak. -dığı farzediliyor. Sözde.

Ab intestato : (latince) vasiyet bırakmadan vefat (louisiana medeni yasası, abd).

İngilizce Supposed to Türkçe anlamı, Supposed to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Supposed to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Behoove : İcap etmek. Yakışık almak. Düşmek (iş). Yakışmak. Yaraşmak.

Behooving : Yakışmak. Yaraşmak. Düşmek (iş). İcap etmek. Yakışık almak.

Be essential : Hayati önem taşımak. Hayati önemde olmak.

Intail : Neden olmak. İstemek. Gerektirmek. Sebep olmak. Bir mal veya mülkü miras alabilecek bir kimseye sınırlama getirmek. Karışmak. Talep etmek. Parmağı olmak.

Be necessary : Gerek duyulmak. İktiza etmek. Lazım olmak. Gerekli olmak. Vacip olmak. İcap etmek. Zaruri olmak.

Be supposed to : -meli. Lazım olmak. -malı. İzin verilmek. Zannedilmek. Farzedilmek. -e yaramak. -meli -malı. Beklenmek.

Have to : -mek zorunda olmak. Mecbur olmak. Zorunda olmak. -meli. Mecburiyetinde kalmak. Zorunda kalmak. -malı.

Must : Gerekli şey. Şart. -malı. Kızmış hayvan. Kızgınlık. Zorunluluk. Şıra. Meli. -meli.

Behoved : Yakışmak. İcap etmek. Yaraşmak. Yakışık almak. Düşmek (iş).

Call for : Gerekli olmak. Çağırmak. Uğrayıp almak. Gidip gelmek. İhtiyaç duymak. Gerektirmek. İstemek. İcap ettirmek. Çağrıda bulunmak.

Supposed to synonyms : behove, musting, get to, be required, behooved, behoves.