Syllabic equilibrium türkçesi Syllabic equilibrium nedir

  • Hece denkleşmesi.
  • Uzun ünlü taşıyan bir hecenin kısa ünlüsü olan iki heceye ayrılarak denkleşmesi olayı: ana altayca köke> ana türkçe kök «gök», moğ. köke; ana altayca ere> t. er, moğ. ere; tkm beş >yak. bies «beş»; tkm. bol-> yak. buol- «olmak»; tkm. ot, yak. uot «ot»; tkm. tört> yak. tüört «dört» vb.
  • Gramer alanında kullanılır.

Syllabic equilibrium ingilizcede ne demek, Syllabic equilibrium nerede nasıl kullanılır?

Syllabic : Hece ile ilgili. Heceli. Hece. Hece ölçüsüyle yazılmış. Hecesel. Heceye uygun.

Equilibrium : Balans. Bir nesneye etkiyen kuvvetlerin birleşkelerinin sıfır olduğu durum. ısıldirik bilgisinde, kapalı bir dizgenin en son ulaştığı, zamanla değişmeyen durum. Denge. Kararlılık. Karalılık. Halk kültürünü oluşturan öğeler arasında varolduğu savunulan denge. (bu öğelerden biri üzerine yapılan bir baskı, kendini diğer öğeler üzerine ileteceğinden ilgili halk kültürü düzeni bozulacaktır. eğer, öğe üzerindeki baskı kaldırılacak olursa, çok kez halk kültürü düzeni eski durumuna dönüşmektedir.) bk. denge kuramı. Tarafsızlık. Isildevimbilimde, kapalı dizgenin en son vardığı, ne denli beklense de değişmeyecek duru. İki ya da daha çok gücün eşitleşmesinin, başka deyişle aralarındaki etkileşmenin ürünü olan göreli bir durgunluk durumu. Denge .

 

Syllabic companding : Hecesel sıkıştırma-genleştirme.

Syllabic method : Heceleyerek okuma yöntemi. Heceleri birleştirme temeline dayanan bir okuma yolu.

Syllabic peak : Hece doruğu. Hecenin duyulma gücünün en yüksek olduğu nokta. hece doruğunu, duyulma güçlerinin yüksek olduğu görülen ünlüler, kayan ünlüler ve bazen de ünsüzler oluşturur. || türkçede hece doruğunu her zaman bir ünlü oluşturur ve hecenin diğer sesleri doruğun bir veya iki yanında açıklık derecelerine göre sıralanır. ak, su, kal, alt, sarp, brak, bronz gibi. || bazı ünlemlerde akıcı ve hışıltılı sesler de hece doruğu olabilir; kşt, pst, prt gibi || türkçenin heceleri hep tek dorukludur. diğer dillerde ar. sabr, ömr, nakl, devr, zehr; almanca stamm, zahl; ing. sleep, stop örneklerinde görüldüğü üzere çift doruklu hece türleri de vardır.

Syllabic writing : Seslemsel yazı. Hece yazısı. Bir dildeki kelimelerin her sesini değil her hecesini ayrı bir işaretli gösterme sistemine dayanan yazı türü; heceleri temsil eden sembollere bağlı yazı türü. eski kıbrıs yazısı, çivi yazısı, çin, japon ve kore yazısı gibi.

İngilizce Syllabic equilibrium Türkçe anlamı, Syllabic equilibrium eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Syllabic equilibrium ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjektive : Sıfat. Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme, belirtme, yer gösterme, sayı gösterme, sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran, sınırlayan kelime türü: doğru imla, ağır yük, uzun yol, ince iş, güzel fikir, hünerli kişi, doru at, kızıl elma, bin bir dert, tek yol, o zaman, bu durum; hangi iş vb. sıcacık, ışıltılı günü bekliyordu (y. kemal, ortadirek, s. 190). tekmil otların taze, yeşil, gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu (y. kemal, göst, e., s. 191). taşbaşoğlunun keskin, umutlu gözleri teker teker üstündeydi (y. kemal göst.e, s. 301). tenha, sessiz yollarda yürür, yürürüm (p. safa, biz insanlar, s. 181). mavi duman, bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı (s. faik, bütün eserleri 1, s. 69). biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş! (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 298). bazen bir kaç hafta fazla, bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor (k. tahir, göst. e., s. 322). hacer! — ha bak, gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir (m.n. sepetçioğlu, çardaklı bacı, s. 96) vb.

 

Abstract noun : Oyut ad. Soyut isim. Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk). Soyut ad. Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut ad’dır.

Active verb : Etken eylem. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken fiil.

Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.

Action verb : Hareket veya eylem fiili. Kılış fiili. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Eylem fiili. Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb.

Ablative : Den halindeki. Aşınan. Buharlaşan. Ablatif. İsmin -den hali. Den hali. Kelime gruplarında ve cümlede, fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek için kullanılan ad durumu: ikisinde de aynı sebeplerden gelme derin bir hüzün vardı (p. safa, şimşek, s. 34). önlerinden geçtiğimiz bütün bu yalılar, mehtaplık halleriyle, bizi guya bir «elite» bulunduğuna inandırıyordu (a.ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 133). gençlikte önümüzde atinin bitmez mesafeleri gibi serilen bütün zamanlar elimizden ne kadar çabuk geçiyor. (göst.e. s. 225). fatmayı derinden beri daldığı içlenmelerden, unutulmanın acılarından, en keskin hareketle geçirmek için bu kadarı kafiydi (a.h. tanpınar, huzur, s. 77). tanıdığı adamdan bu odada ne vardı? maddenin ıstırabından başka hemen hemen hiçbir şey (göst.e., s. 324) vb. Çıkma durumu. Ayrılma hali.

Accidence : Büküm. Sarf usul ve prensipleri. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Yapıbilim. Morfoloji. Bükün. Tasrif. Çekim.

Accentuation : Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Belirtme. Vurgulu okuma. Önemle belirtme. Ahenk vurgusu. Vurgu işaretlerini koyma. Vurgu. Harekeleme. Vurgulama.

Adjectival construction : Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb. Sıfat tamlaması.

Active voice : Aktif ses. Etken çatı. Düz çatı. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır. Aktif çatı.

Syllabic equilibrium synonyms : accusative, adams apple, actif, ablaut, action noun, accent of group.