Syring türkçesi Syring nedir

  • Siring.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Boru, çatlak, fistül.

Syring ile ilgili cümleler

English: They will begin distributing free syringes and needles to drug users.
Turkish: Onlar uyuşturucu kullanıcılarına ücretsiz şırıngalar ve iğneler dağıtmaya başlayacak.

English: There was blood in the syringe.
Turkish: Şırıngada kan vardı.

English: I was calm until I saw the syringe.
Turkish: Enjektörü görünceye kadar sakindim.

Syring ingilizcede ne demek, Syring nerede nasıl kullanılır?

Syringa : Leylak. Ful. Beyaz yasemin.

Syringe : Bir yere sıvı doldurmaya yarayan pompa. Şırınga etmek. Enjekte etmek. Pülverizatör. Üstüne su püskürtmek (bitkinin). Şırınga. Püskürteç. Enjektör. İğne. Şırıngayla temizlemek.

Syringe needle : Şırınga iğnesi.

Syringed : Pülverizatör. Üstüne su püskürtmek (bitkinin). İğne. Şırınga etmek. Şırınga ile yıkamak (kulak). Püskürteç. Şırıngalamak. Enjektör. Enjekte etmek. Şırınga.

Syringes : Üstüne su püskürtmek (bitkinin). Enjekte etmek. Enjektör. Pülverizatör. İğne. Püskürteç. Şırınga etmek. Bir yere sıvı doldurmaya yarayan pompa. Şırıngalamak. Şırınga.

Syringobulbia : Medulla oblangata ve ponsta sıvıyla dolu boşlukların bulunması. Sirengobulbi. Siringobulbi.

 

Syringomyelitis : Siringomiyelitis. Siringomiyelit. Omuriliğin içi sıvı dolu boşluklar içeren yangısı.

Syringocarcinoma : Sirengokarsinom. Ter bezinin kötücül tümörü. Siringokarsinom.

Syringotomy : Sirengotomi.

Hypodermic syringe : Hipodermik şırınga. Derialtı şırıngası. Hipodermik enjektör. Enjektör şırıngası. Şırınga. Derialtı altı iğne. İğne. Deri altı şırıngası. Enjektör.

İngilizce Syring Türkçe anlamı, Syring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Syring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abamectin : Abamektin. Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç.

A c syndrom : A-c sendromu. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

Land : Ülke. Çakmak. Kara. Karaya getirmek. Toprak. Karaya çıkmak. İniş yapmak. Arsa. Arazi.

Tube : İçlastik. Uzun, içi boş ve bir ucu kapatılmış boru. 2-yüksek basınçtaki gazların içinde saklandığı özel metal kap (bunlara bomba da denir.). Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. temel parçacıkları algılayan geiger borulanndan televizyon görüntü borusuna ve eksicik borularına değin değişik kullanım yerleri vardır. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yeraltı treni. Boru. Deney tüpü. Motorlu taşıtlarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde yeralan ve içine hava doldurulan lastik. Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü. Metro.

 

Abdomen : Batın. Karnın altı. Karın (böcek gövdesinde). Karın. Abdomen. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Böcek gövdesinin alt kısım.

Change : Değiş tokuş etmek. Değişikliğe gitmek. Yer değiştirme. Çoğunlukla liradan küçük ufak madeni para. Para bütünlemek. Bozmak. Değişim. Değişmek. Tebdil etmek. Çiftlerde başlama atışı yapan oyuncunun bundan sonra karşıdakilerin yapacağı 5 atışı karşılayacak olan takım arkadaşı ile yer değiştirmesi.

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

Abdominal palpation : Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon. Abdominal palpasyon. Karın bölgesinin elle muayenesi.

Conduct : Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Kılavuzluk etmek. Gidiş. Sevk ve idare etmek. Yöneltmek. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Olayların kendiliğinden akışı ya da yönlendirme sonucu izlediği süreç. Davranış. İdare etmek. İletmek.

Abdominal ovariectomy : Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma. Abdominal ovaryektomi.

Syring synonyms : come, get, come up, abdominal pain, a crochordon, a dna, take, ferry, abdominal fat necrosis, abdominal distention, take back, a clay, whisk, channel, abattoir, transmit, convey, transport, carry, bring back, return, a amplitude mod, impart, a c deformity, abaxial, modify, transit, fetch, alter.

Syring zıt anlamlı kelimeler, Syring kelime anlamı

Go : İlerlemek. Girişim. Gitme. İddiaya girmek. Uymak. Söylenmek. İş görmek. Olmak. Koyulmak. Erişmek.

Autumnal equinox : Sonbahar çekidi. Güz ılımı. Sonbahar noktası. Sonbahar ekinoksu. Güz ılımı 23 eylül'e rastlayan ekinoks.