Tail türkçesi Tail nedir

  • Azalmak.
  • Kuyruk takmak.
  • Yazı.
  • Peşine takılmak.
  • Arka.
  • Kuyruk.
  • Bozuk paranın resimsiz tarafı.
  • Hazırlama artığı.
  • Göt.
  • Kuyruk yapmak.
  • Gütmek.
  • Sapını ayıklamak.
  • Kuyruk gibi peşine takılmak.
  • Biyoloji, madencilik alanlarında kullanılır.
  • İzlemek.
  • Art uç ya da bir hayvanın arda doğru uzayan kesimi.
  • Yakından izlemek.

Tail ile ilgili cümleler

English: Cookie wagged his tail and barked.
Turkish: Cookie kuyruğunu salladı ve havladı.

English: Better to be the head of a dog than the tail of a lion.
Turkish: Bir aslanın kuyruğu olmaktansa bir köpeğin başı olmak daha iyidir.

English: I saw a whale tail today.
Turkish: Bugün bir balina kuyruğu gördüm.

English: Cats have a tail and four legs.
Turkish: Kedilerin bir kuyruğu ve dört bacağı var.

English: A cat has a tail and four legs.
Turkish: Bir kedinin bir kuyruğu ve dört bacağı var.

Tail ingilizcede ne demek, Tail nerede nasıl kullanılır?

Tail absense : Kuyruksuzluk. Sığır, kedi ve domuzlarda görülen ve kuyruğun biçimlenmemesiyle belirgin kalıtsal yapılış bozukluğu. kimi koyun ve köpek ırklarında bir ırk özelliği olarak biçimlenir.

Tail after : Peşine takılmak.

Tail assembly : Kuyruk takımı.

Tail away : Yavaş yavaş kaybolmak. Azalarak bitmek. Kötüye gitmek. Azalmak.

Tail back : Kuyruk oluşturmak (araba).

 

Tail feather : Kuyruk tüyü.

Tail feathers : Kuyruk tüyü.

Tail fin : Kuyruk. Kuyruk (uçak). Kuyruk stabilizörü. Kuyruk yüzgeci.

Tail beam : Bindirme kiriş.

Tail behind : Birinin peşinden gitmek.

İngilizce Tail Türkçe anlamı, Tail eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tail ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Keisters : Popo. Kıç.

Fluke : Balina kuyruğu. Ok damağı. Beklenmedik talih. Kelebek. Zıpkın ucu. Şans eseri. Yassı balık. Bal. Kararsız. Sondaj kepçesi.

Jacksie : (british argo) kıç. Anüs (hakaret edici kelime). Kıç. Popo.

Trail : Koku. Bir bilgi ya da yordamı uygulama yoluyla ya da denenceyle sınama. İzini sürmek. Takip etmek. İncecik tütmek. Gelişigüzel uzanıp gitmek. Peşinden sürüklemek. Deneme. Kuyruk (elbise vb.).

Clericals : Ruhani. Memura ait. Sekretere ait. Yazı işleriyle ilgili. Rahip. Daire işleri. Sekreterlik. Rahiplere özgü. Papaza ait.

Brood over : Sarmak. Kuşatmak.

Guts : Kararlılık. Büzük. Azim. Metanet. İç. Sindirim sistemi. Bağırsaklar. Kişilik gücü. Babayiğitlik.

Tail fin : Kuyruk yüzgeci. Kuyruk stabilizörü. Kuyruk (uçak).

Backsides : Taraf. Kıç (argo terim). Popo. Kıç. Arka taraf.

Breech : Kuyruk (top). Dip. Kıç. Kama. Namlunun genelde fişek yatağının da bulunduğu arka ucu. Ters doğum. Kıç (argo terim). Bebeğin doğum sırasında ters (ayakları önde) gelmesi. Top kuyruğu.

Tail synonyms : uropygium, caudal appendage, keister, backside, keester, paper, bobtail, follow about, drives, follow, queue, black and white, come on, cauda, follows, keep a close watch on, derriere, dogging, article, fanny, arse, continuations, become smaller, prat, inscriptions, ensue, buttocks, clerical, scut, have an eye on, be reduced, flag, be with.

 

Tail zıt anlamlı kelimeler, Tail kelime anlamı

Middle : Orta. Vasat. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Aradaki. Göbek adı. Ara. Bel. Ortanca. Görünçlüğün ortasında yer alan bölüm; ortaya düşen yerler. Ortadaki.

Beginning : Esas. Başlama. İptida. Başlangıç çekidi. Neşet. Başlangıç. İlk adım. Menşe. Milad. Başlangıç noktası.

Obverse : (para) ön yüz. Yüzü dönük. Meselenin öbür yanı. Yüz tarafı. Yüz. Ters önerme. Ön yüzü (para veya madalyon). Yüz (para, madolyon vb).

Tail antonyms : head.

Tail ingilizce tanımı, definition of Tail

Tail kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : In flying machines, a plane or group of planes used at the rear to confer stability. To be attached closely to, as that which can not be evaded. Said of a timber when it rests upon a wall or other support. Abridged. Limitation. As, estate tail. To hold by the end. Limited. The terminal, and usually flexible, posterior appendage of an animal. In some forms of rope-laying machine, pieces of rope attached to the iron bar passing through the grooven wooden top containing the strands, for wrapping around the rope to be laid. Curtailed. Abridgment. Reduced. To follow or hang to, like a tail. With in or into.