Take a walk türkçesi Take a walk nedir

  • Yürüyüş yapmak.
  • Dolaşmak.
  • Gezinmek.
  • Gezmeye gitmek.
  • Gezintiye çıkmak.
  • Hava almak.
  • Gezmek.
  • Dolaşmaya çıkmak.
  • Hava almaya çıkmak.
  • Yürüyüşe çıkmak.
  • Biraz yürümek.

Take a walk ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't want to take a walk now.
Turkish: Ali şimdi yürümek istemiyor.

English: After dinner, I take a walk on the beach.
Turkish: Akşam yemeğinden sonra, sahilde bir yürüyüş yaparım.

English: Go take a walk in the park.
Turkish: Parkta bir yürüyüşe çıkın.

English: Ali will take a walk in the park this afternoon.
Turkish: Ali bu öğleden sonra parkta yürüyüş yapacak.

English: Ali used to take a walk every day.
Turkish: Ali her gün yürüyüşe çıkardı.

Take a walk ingilizcede ne demek, Take a walk nerede nasıl kullanılır?

Take : (sınava) girmek. Kabul edilmek. Avalanan hayvan miktarı. (fotoğraf) çekmek. Çekim. Çevirmek. Alıntı. Tutulan balık miktarı. Kavramak. Tepki.

A : (herhangi) bir. Miktar belirtir. Amperin simgesi. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Bir. Pek iyi. Atom ağırlığı. Argonun simgesi. Herhangi bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf.

Walk : Yürüyüş. Dolaştırmak. Yürüterek yormak. Yürümek. Eşlik etmek. Gezinti. Gezdirmek. Yürütmek. Dolaşmak. Yürüyüş biçimi.

Take a back : Kendini göstermemek. Arka planda kalmak.

 

Take a back seat : Ön plana çıkmamak. Geri plana çekilmek. Arka planda yer almak. Köşesine çekilmek. Geri planda yer almak. Kenara çekilmek. Arka planda kalmak. Bir kenara çekilmek. Önemini yitirmek.

Take a bath : Çok para kaybetmek. Banyo almak. Zarar etmek. Yıkanmak. Duş almak. Banyo yapmak.

Take a bashing : Dayak yemek. Sopa yemek.

Take a bow : Teşekkürleri kabul etmek. Alkışları kabul etmek. Tiyatro'da eğilerek selam vermek.

Take a bite : Bir ısırık al.

Take a breath : Soluk almak. Soluklanmak. Ferahlamak. Nefes almak.

İngilizce Take a walk Türkçe anlamı, Take a walk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take a walk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Go on an excursion : Tura çıkmak. Geziye çıkmak.

Take a ride : Seyahat etmek. Atla gezintiye çıkmak. Yolculuk yapmak.

Ambulating : Yürümek. Dolaşıp durmak.

Hang around : Sürtmek. Sallanmak. Amaçsızca ortalarda dolanmak. Üşenmek. Aylak aylak dolaşmak. Beklemek. Oyalanmak. Başıboş gezmek. Sağda solda oyalanmak.

Have a walk : Yürümek.

Take the air : Tenek almak. Dışarıya çıkmak. Hava almak için yürüyüşe çıkmak. Dışarıya çıkıp dolaşmak.

Do : Tamamlamak. Temizlemek. Düzeltmek. Meydana getirmek. Neden olmak. Yetmek. Dolandırmak (argo terim). Eylemek. Davranmak.

Jaunt : Gezinti.

Circulates : Tedavül ettirmek. Dolaştırmak. Yaymak. Deveran etmek. Sürümde olmak (para). Dolaşmak (kan veya hava). Yayılmak. Tamim etmek. Tedavül etmek.

Circuiting : Turneye çıkmak. Devretmek. Etrafında dönmek.

Take a walk synonyms : ambulated, vents, go for a walk, get some fresh air, browse around, vent, go on a trip, cruise, venting, circulate, draw a blank, ambulates, moseying, circuit, ambulate, meanders, moseyed, circuited, hiked, hang about, jaunts, take an airing, cruise along, vented, knock about, get about, circulated, take for a walk, cruises, jaunted, become tangled, meandered, bat.