Taking advantage of türkçesi Taking advantage of nedir

Taking advantage of ile ilgili cümleler

English: We're going to make sure that no one is taking advantage of the American people for their own short-term gain.
Turkish: Biz hiç kimsenin kendi kısa vadeli kazançları için Amerikan halkından yararlanmadıklarından emin olacağız.

English: Stop taking advantage of his weakness.
Turkish: Onun zayıflığından yararlanmaktan vazgeç.

English: He disappeared, taking advantage of the confusion.
Turkish: O, karışıklıktan yararlanarak ortadan kayboldu.

Taking advantage of ingilizcede ne demek, Taking advantage of nerede nasıl kullanılır?

Taking : Heyecan. Alma. Çekici. Sari. Sallanma. Çalkalanma. Alış. Ele geçirme. Telaş. Çevirim.

Advantage : Üstünlük. Getiri. İntifa. Avantaj. İyilik. Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma. Üstünlük sağlayan şey. Futbol, bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Yarar. İstifade.

Of : In. -den. Nin. Yüzünden. -in. -li. Den. -den övünerek bahsetmek. -nın. Hakkında.

Taking advantage of an opportunity : Fırsattan istifade.

Have the advantage of : Avantajına sahip olmak.

Take advantage of : -den istifade etmek. Zaafından faydalanmak. Kazanç sağlamak. Kullanmak. Yararlanmak. İyi niyetini kötüye kullanmak. -den yararlanmak. Nemalanmak. Çıkar sağlamak. -dan faydalanmak.

 

Taken advantage of : Kullanmak. Çıkar sağlamak. Faydalanmak. İstismar etmek. Yararlanmak.

Have the advantage of somebody : Avantajlı olmak. Daha iyi tanımak. Hakkında daha çok şey bilmek.

Took advantage of : -den faydalanmak. Çıkar sağlayan. Nemalanmak. İyi niyetini kötüye kullanmak. Zaafından faydalanmak. Faydalanmak. Yararlanan. Yararlanmak. Faydalanan. -den istifade etmek.

İngilizce Taking advantage of Türkçe anlamı, Taking advantage of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Taking advantage of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Parlayed : Yönlendirmek. Yararlanmak. Bir sonraki yarışa yatırmak (kazanılan parayı). Konuşmaya girmek. Kazandığını sonraki yarışa yatırmak. Faydalanma. Bahis. Birden fazla karşılaşma üzerine yapılan bahis. Kazandığını sonraki yarışa oynama.

Parlaying : Kazandığını sonraki yarışa oynama. Faydalanma. Değerlendirmek. Kazandığını sonraki yarışa yatırmak. Bir sonraki yarışa yatırmak (kazanılan parayı). Bahis. Yararlanmak. Konuşmaya girmek. Yönlendirmek.

Draft : Planlamak. Müsvedde. Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Bir alacaklının borçlusuna hitap ederek borcunu ödemesi için yazı ile gönderdiği ödeme emri. Para çekme. Hava akımı. Taslağını çizmek. Askerlik. Askere almak. Tasarı hazırlamak.

Parlay : Kazanılan parayı bir sonraki yarışa yatırmak. Bir sonraki yarışa yatırmak (kazanılan parayı). Kazandığını sonraki yarışa oynama. Kazandığını sonraki yarışa yatırmak. Faydalanma. Yönlendirmek. Bahis. Yararlanmak. Değerlendirmek. Konuşmaya girmek.

 

Exploitation : Çalıştırma. Kaynak kullanımı. Sömürgenlik. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kötüye kullanma. Kullanma. İşletme. Bireylerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, görece daha güçsüz bireylerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların emeğini ve kaynaklarını kendi çıkarlarına kullanmaları. Kıymetlendirme. Yasal veya uygun olmayan bir biçimde bir ülke, kişi veya kaynak üzerinden ayni veya parasal çıkar elde etme. marksist kuramda, üretim araçları sahiplerinin emeğin yarattığı değere el koyması.

Exploitations : Kıymetlendirme. Kullanma. Suistimal. Sömürü. Çalıştırma. Sömürgenlik. Kötüye kullanma. Sömürme. İşletme.

Drafts : Müsvedde. Sıkıntı. Rahatsızlık. Hava akımı. Çekiş. Dama. Askerlik. Dama oyunu. Taslak. Para çekme.