Taking türkçesi Taking nedir

Taking ile ilgili cümleler

English: "Hold on," Dima said, taking out his phone. "I know someone who could lend me some money."
Turkish: Dima " Bekle," "Ben, bana biraz borç verebilecek birini biliyorum." dedi.

English: "Come on, let's go." "Where are you taking me?"
Turkish: "Hadi gidelim." "Beni nereye götürüyorsunuz?"

English: "I'm taking the whole day off today." "Really? The whole day?"
Turkish: "Bugün bütün gün izne çıkıyorum." "Gerçekten mi? Bütün gün mü?"

English: "Would you mind taking me home?", she said.
Turkish: "Beni eve götürür müsünüz? dedi.

English: "Which language class are you taking this semester?" "Arabic Level 5."
Turkish: "Bu yarıyıl tatilinde hangi dilin kursunu alacaksın?" "Arapça 5. seviye."

Taking ingilizcede ne demek, Taking nerede nasıl kullanılır?

Taking a bath : Yıkanmak. Banyo yapmak.

Taking a breath : Nefes alma.

Taking a long time : Uzun süren.

Taking a position : Pozisyon alan. Bir ihtilafın hangi tarafında olduğuna karar veren.

Taking a seat : Oturmak.

Taking a wife : Bir eş (kadın) alan. Evlenen. Bir karı alan. Bir hanım alan. Bir kadınla evlenen.

Taking an examination : Sınav olmak.

Taking advantage of : İstismar.

 

Taking apart : Sökme. Ayırmak. Koparmak.

Taking an oath : Ahdetmek. Yemin etmek. Ant içmek.

İngilizce Taking Türkçe anlamı, Taking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Taking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Extraction : Sıvıdan özütleme. Çekip çıkarma, çıkarma, özütleme. yem maddesindeki yağın organik çözücüler yardımıyla çıkarılması. Asıl. Bir çözücü içinde çözünen katı ya da sıvıdan bir maddenin çıkarılması. ekstraksiyon. Sülale. Çıkarma. Sızdırma. Çıkartma. Özütleme.

Ferment : Ekşimek. Tahammür etmek. Heyecanlandırmak. Heyecanlanmak. Enzim. Maya. Kışkırtmak. Telaşlanmak. Ferment.

Agitation : Çalkama. Sıkıntı. Acı. Galeyan. Çalkalama. Daha düzgün bir açındırma sağlamak, yönsel açındırma etkisini önlemek amacıyla, açındırılmakta olan filmin yüzüne yakın yerdeki açındırmacın sallanması. Endişe. Kışkırtıcılık. Çalkantı.

Lurching : Silkinmek. Sallanan. Sendelemek. Sallanmak.

Arrestive : İlginç. Dikkat çeken. Etkileyici. Alımlı.

Disturbances : Fitne. Bozukluk. Üzüntü. Karışıklık. Kargaşa. Endişe. Rahatsızlık.

Discomposure : Rahatsızlık. Kaygı. Sinirlenme.

Interception : Durdurma. Önleme. Tutma. Dinleme. Kesme. Alıkoyma. Tevkif. Yakalama. Yolunu kesme.

Receiving : Mal kabul. Karşılama. Kabul. Tahsilat. Yataklık. Yayını alma. Alıcı. Alarak.

Procurement : Tedarik. Satın alma. Üretim. Temin. Sağlama. Vekalet. Firmanın üretim sürecinde kullanmak üzere aramalı, hammadde ve sermaye mallarını sağlaması. Bulma.

Taking synonyms : oscillations, animation, procurements, takeovers, occupancies, rocking, agitations, acceptance, ados, imbibition, takeover, arousal, dramas, alluring, labefaction, bonnie, purchasing, attractive, pickings, adorable, bustles, accepting, jolts, hijackings, filming, occupancy, pendulation, oscillation, emotion, oblique, bustled, alarms, swashed.

 

Taking zıt anlamlı kelimeler, Taking kelime anlamı

Unattractive : Güzel olmayan. Cazibeli olmayan. Cazibesiz. Çekici olmayan. İtici. Çirkin. Albenisiz. Sevimsiz. Gösterişsiz. Alımsız.

Taking ingilizce tanımı, definition of Taking

Taking kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Apprehension. Attracting. Seizure. A seizing. Apt to take. Alluring. The act of gaining possession.