Talked türkçesi Talked nedir

Talked ile ilgili cümleler

English: After I talked with my teacher, I decided to work hard.
Turkish: Öğretmenimle konuştuktan sonra çok çalışmaya karar verdim.

English: A nice boy talked to Kate.
Turkish: Güzel bir çocuk Kate'le konuştu.

English: Ali and I talked on the phone.
Turkish: Ali ve ben telefonda konuştuk.

English: Ali and I usually talked to each other in French.
Turkish: Ali ve ben birbirlerimizle genelde Fransızca konuştuk.

English: Ali and I talked this morning.
Turkish: Ali ve ben bu sabah konuştuk.

Talked ingilizcede ne demek, Talked nerede nasıl kullanılır?

Be talked out : Söyleyecek sözü kalmamak.

Get oneself talked about : Dile düşmek.

Stalked : Saplı.

Talkee talkee : Masal. Palavra. Saçmalık.

Talker : Konuşan. Konuşkan kimse. Konuşmacı.

Deerstalker : Avcı şapkası. Geyik avcısı.

Deer stalker : Bir tür avcı şapkası çeşidi. Geyik avcısı şapkası.

Stalker : Takipçi sapık. Kafayı birine takıp o kimseyi takip eden sapık. İz süren avcı. Sapkın bir şekilde birilerini izleyen kimse.

Stalkers : Takipçi sapık. İz süren avcı. Kafayı birine takıp o kimseyi takip eden sapık. Sapkın bir şekilde birilerini izleyen kimse.

Talk a blue streak : Çok hızlı konuşmak. Çok konuşmak. Jet gibi konuşmak. Çenesi düşmek.

 

İngilizce Talked Türkçe anlamı, Talked eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Talked ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spout : Püskürtmek. Fışkırmak. Hararetli bir biçimde konuşmak. Cafcaflı bir şekilde söylemek. Ezbere okumak. Tumturaklı konuşmak. Yüksek sesle okumak. Heyecanla okumak. Havalı bir şekilde maval okumak. Püskürmek.

Canvasses : Brandayla örtmek. Kaputbezi. Reklam yapmak. Propaganda yapmak. Keten bezi. Tuvale yapılmış tablo. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Kanava. Branda bezi. Gözden geçirmek.

Drone : Homurdanmak. Erkek arı. Uzaktan kumandalı uçak. Başkalarının sırtından geçinen kimse. Haylazlık etmek. Asalak. Vızıltı. Parazit. Başkasının sırtından geçinmek. Tembellik etmek.

Slur : İftira etmek. Hecelerini karıştırmak. Kötü telaffuz etmek. Notaları birleştirerek çalmak. Kirletmek. Lekelemek. Leke sürmek. Gizlemek. İki notayı birleştirmek. Karalamak.

Falter : Sersem sersem yürümek. Azalmak. Hızını kaybetmek. Sendelemek. Gücünü kaybetmek. Tereddüt etmek. Titremek (ses). Düşmek. Kekelemek. Tereddüd etmek.

Open up : Açılmak. Konuşmaya başlamak. Ateş açmak. Söz açmak. Gaza basmak. -e açmak. Rahat konuşmak. Oyuncunun (gövdesini seyirciye doğru döndürmesi. Açmak. Görüşmeye başlamak.

Fairytale : Diğerlerini kandırmak için yaratılan hayali veya inanılmaz hikaye. Peri masalı. Masal. Fantastik güçler ve varlıklar içeren öykü (periler, cadılar, vb.).

Speak : Konuşma yapmak. Söylemek (gerçeği veya sözü). Söylemek. Ses çıkarmak. Belirtmek. Bilmek. Konuşabilmek. Söz söylemek. Tekellüm etmek.

 

Buzzes : Alçaktan uçmak (uçak). Vızıltı. Vızlamak. Sinyal ile çağırmak. Fısıldamak. Vızıldamak. Uğuldamak. Çınlamak. Ayrılmak.

Prate : Boş konuşmak. Gevezelik etmek. Gereksiz konuşma. Tıraşlamak. Gevezelik. Dem vurmak.

Talked synonyms : shoot one's mouth off, siss, speak in tongues, blubber out, sizz, lip off, talk of, yack away, mussitate, mouth off, yap away, phonate, drone on, whine, murmur, sob stuff, generalise, blunder out, blab, tearjerker, fairy tale, confers, nursery rhyme, approaches, commune with, vocalise, inflect, rattle on, approached, chatter, bark, peep, whisper.

Talked zıt anlamlı kelimeler, Talked kelime anlamı

Whisper : Fısfıs. Dedikodu. Fıs fıs konuşmak. Fısıldamak. Fısıltı ile konuşmak. Hışırdamak. Fısıltı. Dedikodu yapmak. Fısıldaşmak. Kulağına söylemek.

Shout : Bağırma. Haykırmak. Seslenmek. Bağırarak söylemek. Banlamak. Kışkırmak. Bağırış. Ses. Çağırmak. Haykırış.

Close up : Kapanmak (işyeri). Bitirmek. Bir insanı omuzlarından yukarısına kadar çerçeveleyen çekim. Birbirine yaklaşmak. Kapatmak. Kapamak. Kapamak (işyerini). Geçici olarak kapatmak. Sıklaşmak. Samimi anlatım.

Talked antonyms : specify, refrain.