Taluk türkçesi Taluk nedir

  • Hindistanda bulunan kalıtsal mülk.

Taluk ingilizcede ne demek, Taluk nerede nasıl kullanılır?

Talus : Moloz. Ayak bilek kemiklerinden topuk kemiğinden sonra ikinci büyük kemik, talus, astragalus. Yokuşun dibindeki kaya parçaları. Aşık. Litoral zonun alt kısmından başlayarak profundal zona kadar devam eden eğimli kısım. Kaya yığını. Şev. Talus. Aşık kemiği.

Talus cone : Birikinti konisi. Moloz konisi. Bir yarın ya da dik bir yamacın önünde, yukarıdan kopmuş parçalardan yapılı taş yığını. Döküntü konisi.

Talus fan : Sel sularının dar ve dik yataktan düz geniş ovaya geldikleri yerde, yayılarak bıraktıkları maddelerden yapılı yassı birikinti yığını. Lığ yelpazesi.

Talus incline : Dinlenme açısı.

Taluses : Aşık kemiği. Ayak bileği. Yokuşun dibindeki kaya parçaları. Meyil.

Tal : Bir erkek veya bir bayan ismi (ibranice). Bir soyadı (ibranice).

Santalum : Asalak hint-malayan ağaçları cinsi (biyoloji terimi).

Tantalum carbide : Tantal karbür.

Tal nineteen to the dozen : Çançan ötmek. Hızlı ve çok konuşmak.

Tantalus : Tantal (mitoloji terimi).

İngilizce Taluk Türkçe anlamı, Taluk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Taluk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Wind : Kıvırmak. Çevirmek. Soluk. Sarmak. Boş laf. Dolamak. Nefes. Sarılmak. Kıvrıla kıvrıla gitmek. Kıvrılmak.

Dogmatise : Kesin ifadeler kullanmak. Dogmatik ifadeler kullanmak. Ahkam kesmek. Kesin bir dille söylemek. Kestirip atmak. Dogma ifade etmek veya belirtmek (dogmatize olarak da yazılır). (britanya ingilizcesi) dogmatikleştirmek. Kesin olarak fikrini söylemek.

Go on : Güvenmek. Sürdürmek. Geçmek (zaman). Konuşup durmak. Devam etmek. Gelmek (ışık). İleri gitmek. Yer almak. Yerine geçmek. Bel bağlamak.

Yak : Tibet öküzü. Yak. Çift parmaklılar (artiodactyla) takımından, kuzey tibet çöllerinde 5000 m yükseklikteki alanlarda yaşayan, 90 cm kadar boynuzu olan, vücutları kıllı bir memeli türü. Tibet sığırı. Yak yünü. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Laklak etmek. Çift parmaklılar (aruodactyla) takımının, boynuzlugiller (bovidae) familyasından, orta asya'da yaşayan, 4 m kadar uzunlukta, 190 cm kadar yükseklikte, 750 kg kadar ağırlıkta, rengi kara, tüyleri sırtta kısa, yanlarda çok uzun ve dalgalı, binek ve çekim hayvanı olarak kullanılan, süt, et ve derisinden faydalanılan bir tür. Çenesi düşmek. Tibetöküzü.

Dogmatize : Kesin bir dille söylemek. Kestirip atmak. Ahkam kesmek. Kesin olarak fikrini söylemek.

Discourse : Söylev. Söylemek. Söylem. İşlemek. Söylev vermek. Konuşma. Vaız. Konuşmak. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Bahsetmek.

Cackle : Kıkırdamak. Gevezelik etmek. Gıdaklamak. (tavuk) gıdaklamak. Gürültülü bir şekilde konuşmak. Çenesi durmamak. Gıdıklamak. Laflamak. Kıkır kıkır gülmek. Çenesi düşmek.

Malarky : Saçmalık. Saçma. Zırva.

 

Talk down : Aşağılamak. Konuşarak kör iniş yaptırmak (uçak). Baskın çıkmak. Konuşarak bastırmak.

Talking : Sesli (film). Sesli film. Konuşuyor. İkaz. Konuşan. Konuşma. Konuşkan.

Taluk synonyms : shop talk, monologuize, dish the dirt, idle words, monologuise, shmooze, pious platitude, level, malarkey, jazz, dialog, mash, converse, nothingness, speak, flirt, pontificate, carry on, continue, romance, dialogue, chatter, chat up, rap, philander, proceed, duologue, talk turkey, soliloquize, gossip, soliloquise, heart to heart, coquet.

Taluk zıt anlamlı kelimeler, Taluk kelime anlamı

Whisper : Dedikodu yapmak. Dedikodu. Fısıltı. Fıs fıs konuşmak. Fısfıs. Fısıltı ile konuşmak. Fısıldamak. Hışırdamak. Fısıldaşmak. Kulağına söylemek.

Shout : Bağırarak söylemek. Ses. Haykırış. Bağırma. Haykırmak. Banlamak. Bağırış. Seslenmek. Bağırmak. Çağırmak.

Close up : Kapatmak (işyerini). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Samimi anlatım. Kapanmak. Kapamak (işyerini). Birbirine yaklaşmak. Geçici olarak kapatmak. Kapanmak (işyeri). Kapamak. Şıkışmak.

Taluk antonyms : specify, keep quiet.