Wind türkçesi Wind nedir

  • Kıvrılmak.
  • Havayuvarında ayrımlı basınç altındaki yöreler arasında oluşan, yatay yönde, esiş yönü, süresi ve biçimleriyle ayrımlı hava devinimi.
  • Kıvırmak.
  • Midede gaz.
  • Rüzgar.
  • Dolamak.
  • Boş laf.
  • Soluklandırmak.
  • Soluğunu kesmek.
  • Sarılmak.
  • Dolambaçlı olmak.
  • Kurmak.
  • Açmak (yol).
  • Çevirmek.
  • Soluk.
  • Dolanmak.
  • Bükülmek.
  • Zemberekli alıcılarda, motoru çalıştıran zembereği kurulu duruma geçirmek üzere kolu ya da anahtarı çevirmek.
  • Hava cıva.
  • Bilgisayar, coğrafya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Döndürmek.
  • Nefes.
  • Sarmak.
  • Kıvrıla kıvrıla gitmek.
  • Sonuçlandırmak.
  • Dolaşmak.
  • Yel.

Wind ile ilgili cümleler

English: A gentle wind was blowing.
Turkish: Nazik bir rüzgar esiyordu.

English: A cold wind was blowing.
Turkish: Soğuk bir rüzgar esiyordu.

English: A hard wind is blowing.
Turkish: Sert bir rüzgar esiyor.

English: A cold wind blew in.
Turkish: Evde soğuk bir rüzgar esti.

English: A gentle wind is blowing.
Turkish: Yumuşak bir rüzgar esiyor.

Wind ingilizcede ne demek, Wind nerede nasıl kullanılır?

Wind around : Etrafına dolamak. (yol) kıvrılıp durmak.

Wind back : Geri sarmak.

Wind borne : Rüzgar taşıması. Yel tarafından dağılmış. Rüzgar tarafından dağıtılan. Rüzgarla taşınan.

Wind bound : Rüzgarın uygun olmamasından dolayı limandan çıkamama.

 

Wind box : Emiş kasası.

Wind chimes : Rüzgar çanları.

Wind down : Giderek yavaşlamak. Dinlenmek. Araba camını kapamak. Kapamak. Araba camını aşağı indirmek. Çözmek. Yan gelip yatmak. Aşağı indirmek.

Wind farm : Rüzgar santrali. Rüzgar çiftliği. Elektrik üretmek için üzerinde çok sayıda rüzgar türbini bulunan alan.

Wind exposure : Rüzgara maruz kalma.

Wind direction : Rüzgar istikameti. Rüzgar esiş yönü. Rüzgarın estiği yön. Rüzgar yönü.

İngilizce Wind Türkçe anlamı, Wind eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wind ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Assembly : Birleştirme. Çevirme. Dizileme. Topluluk. Kurguya hazırlık olmak üzere, bir gün içinde birikmiş çekimlerin değişik çevirimlerini ve bunlarla ilgili ses kuşaklarını bir araya getirme. Özel bir amaçla bir araya toplanmış insanlar. İçtima. Çatma. Çevirme (bilgisayar).

Annuller : Sözleşme vb'ni bozmak. Kaldırmak. Yürürlükten kaldırmak. Fesheden kimse. Fesh etmek. Bozmak. İptal eden kimse. Feshetmek. İptal etmek.

Deflecting : Caymak. Saptırmak. Dönmek. Saptırıcı. Sapmak.

Revolves : Devir yapmak. Devretmek. Düşünüp taşınmak. Etrafında dönmek. Dönmek.

Averts : Defetmek. Engellemek. Meydan vermemek. Yön değiştirmek. Gidermek. Menetmek. Başka tarafa çevirmek. Olmasını önlemek. Bertaraf etmek.

Cant : Eğilmek. İkiyüzlülük etmek. Dönmek. İkiyüzlülük. Meyil vermek. Dilenmek. Eğmek. Yan yatırmak. Yapmacık konuşmak. Argolu konuşmak.

Batch : Bir pişimde pişirilenler. Grup. Türküm. Bir fırın ekmek. Boş film yapımında, aynı işlemden geçerek bir kezde gerçekleştirilmiş duyarkatlı yüzey. (aynı yapraktan çıkan boş filmler aynı duyarkat sayısıyla belirlenir). Yığın. Bir defada alınan miktar. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kuru gereç karışımı.

 

West wind : Batı yönünden gelen rüzgar. Batı rüzgarı.

Decolored : Rengi olmayan. Boyası çıkmış. Solmuş. Renksiz.

Rotated : Her sene değişik ekin ekmek. Dönmek. Dönüşümlü olarak yer değiştirmek. Dönüşümlü olmak. Rotasyonlu olarak çalıştırmak. Dönüştürülmüş. Eksen çevresinde dönmek. Dolandırmak.

Wind synonyms : santa ana, chinook wind, sou'easter, high wind, catabatic wind, sou'wester, calm air, locomote, snow eater, prevailing wind, accomplishing, puffs, averting, air, empty rhetoric, begird, revolve, revolved, breaths, deflects, northwester, clip, chinook, reverse, become tangled, crook, boloneys, bandages, enwinding, bring to an issue, frizz, flip over, bind.

Wind zıt anlamlı kelimeler, Wind kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Unwind : Açmak. Açılmak. Rahatlatmak. Çözmek. Makaradan çıkarmak. Yan gelip yatmak. Gevşemek. Çözmek (sarılı bir şeyi). Çözülmek.

Uncoil : Boşalmak. Çözülmek (halka şeklinde sarılı bir şey). Sarımı çözmek. Açmak (makaraya sarılı bir şeyi). Çözmek. Açmak. Kangalını açmak. Çözülmek. Çözmek (kangal). Kangalı açmak.

Wind ingilizce tanımı, definition of Wind

Wind kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To twist. The mark. To winnow. To expose to the wind. Esp., to sound with prolonged and mutually involved notes. To wreathe. To turn completely or repeatedly. A twist. As, to wind thread on a spool or into a ball. To become coiled about anything. To sound by blowing. Especially, to turn about something fixed. To turn completely, or with repeated turns. To blow. A current of air. To ventilate. A turn. A winding. The act of winding or turning. To cause to form convolutions about anything. To coil. Air naturally in motion with any degree of velocity. The region of the pit of the stomach, where a blow may paralyze the diaphragm and cause temporary loss of breath or other injury. To twine. To assume a convolved or spiral form. As, vines wind round a pole. A bend.