Tanginess türkçesi Tanginess nedir

Tanginess ingilizcede ne demek, Tanginess nerede nasıl kullanılır?

Tangibility : Gerçek olma. Tutulabilme. Somutluk. Elle dokunulur. Dokunulurluk.

Tangible : Mülk. Somut. Müşahhas. Elle tutulur. Maddi. Elle hissedilebilen. Hissedilir. Kesin. Dokunulabilir. Duyulur.

Tangible asset : Fiziki kıymeti olan sabit varlık. Maddi kıymet. Maddi varlık. Maddi duran varlık.

Tangible assets : Menkul kıymetler. Maddi varlıklar. Fiziki varlıklar. Sabit varlıklar. Maddi kıymetler. Maddesel varlıklar. Maddi aktifler. Maddi duran varlıklar. Bir firmanın üretim sürecinde kullandığı bina, makine ve donanım, toprak gibi uzun ömürlü ve süreklilik gösteren varlıklar.

Tangible fixed assets : Maddi duran varlıklar.

Tangibles : Elle tutulur. Gerçek. Somut.

Tangier disease : Plazma lipoproteinlerinden alfa-lipoproteinin yokluğu, kolesterol esterlerinin tüm retiküloendoteliyal dokularda depolanması ve bademciklerin büyük ve portakal sarısı renkte olmasıyla belirgin hastalık. Tangierhastalığı.

Tangibleness : Dokunulabilirlik.

Tangible property : Mallar. Maddi mallar. Yararlanılabilecek ve kullanılabilecek nitelikte olan taşınır mallar. Maddi varlıklar. Hakiki mülk.

Tangier : Fas'ta cebelitarık boğazı'nda bir şehir. Virginia eyaletinde yerleşim yeri.

İngilizce Tanginess Türkçe anlamı, Tanginess eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Tanginess ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nip : Yudumlamak. Çimdik atmak. Kırağı çalmak. Soğuktan kavrulmak. Dondurmak. Azıcık içki içmek. Çimdiklemek. Acele ile gitmek. Bir koşu gitmek. Budamak.

Palpation : Palpasyon. El ile muayene. Elle muayene. Elle yoklama. Ellle hissetme, avuç içi, parmaklar veya yumrukla çok hafif bir basınç uygulayarak elin altındaki dokunun niteliği hakkında fikir edinebilme, palpasyon, elle yoklama. Tuşe.

Feeling : Duyarlık. Duyarlı. Gibi gelme. Şefkat. Duygusal. Zan. Heyecan. Duygu. Kanı. Duygulu.

Let be : Kendi haline bırakmak. Bozma. Karışmamak. Öyle kalsın. Rahat bırakmak.

Hand off : Çek elini. Dokunma!. Elleme.

Dab : Klişe yapmak. Hafifçe sürmek. Parmak izi bırakmak. Usta. Hafifçe dokunmak. Kurulamak. Hafif hafif vurmak. Tıklamak. Hafifçe vurmak.

Interference : Vericilerin ürettiği dalgaların dışında, elektrik yüklerinin hızlı yer değiştirmesinden doğan ve bu dalgaların ilettiği yayını bozan radyoelektrik yayın. Bir hücreyi enfekte eden bir virüsün, bu hücrenin diğer bir virüs tarafından enfekte edilmesini engellemesi, engelleme. krosing-overler arasındaki etkileşim. homolog kromozomlar arasında bir krosing over olması bir diğerinin oluşumunu engeller veya artırır. çoğu organizmalarda krosing-overler arasındaki ara azaldıkça interferans artar. Yakın ya da aynı yinelenimdeki iki yayının birbirini etkilemesi durumu. Işık dalgalarının üst üste gelmesiyle ışık yeğinliğinin kimi yerlerde çok, kimi yerlerde az çıkması olayı. İki markanın, birbirine ayırt edilemeyecek derecede benzemesi. Parazit. Engelleme. Bir gözlem ya da bir ölçme sürecine bozucu ya da saptırıcı etkenlerin girmesi durumu. Kurcalama. Bir ışınım titreşimlerinin genliğinin, aynı dalga dizisinin bölümlerinin üst üste gelmesiyle yer yer zayıflaması ya da büyümesi.

 

Spicery : Baharat.

Fingering : Çalma niyeti ile eline alma. Parmakları kullanma yöntemi. İnce örgü yünü. Parmaklama. Parmakla dokunma. Parmakları doğru kullanma. Yoklama. Parmakları ile bir müzik aleti çalma eylemi. Elleme.

Piquance : Etkileyicilik.

Tanginess synonyms : piquantness, get your hands off, tang, palpations, piquancy, contact, spice, handling, tact, spiciness, derogation, handlings, hands off, appulse, zest.