Tarsier türkçesi Tarsier nedir

  • Maymunlar (primates) takımının, uzun bacaklıgiller (tarsiidae) familyasından, 17 cm kadar uzunlukta, 24 cm kadar kuyruğu olan, art bacakları daha uzun, hindistan'da yaşayan ve geceleri faal olan bir memeli türü.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Cadı maki.

Tarsier ingilizcede ne demek, Tarsier nerede nasıl kullanılır?

Tarsiers : Cadı maki.

Ossa tarsi : Üst sırasında aşık ve topuk kemiği, orta sırasında os tarsi centrale ve alt sırasında hayvan türlerine göre değişen sayıda bulunan kemikler, ossa tarsi. Arka ayak bilek kemikleri.

Tarsi : Böcek bacağının son bölütü. Kuş bacağının üçüncü bölütü. Kuş bacağının üçüncü bölütü (çoğul). Gözkapağı kıkırdağı. Ayak bileği. Ayak bileği kemiği.

Tarsia : Kakmacılık.

Tarsitis : Göz kapağı kenarında bulunan tarsal bezlerin yangısı. Tarsal eklem yangısı. göz kapağı yangısı. Tarsit. Arka bacaklardaki tarsal eklemin yangısı, tarsitis. Tarsitis. Tarsal eklem yangısı. Tarsal bezlerin yangısı.

Tarsals : Ayak bileği (ile ilgili). Tarsal. Ayak bileği. Ayak bileği kemiği. Gözkapağı kıkırdağı.

Tarsal bone : Ayak bileği kemikleri. Ayak bileği (ile ilgili). Ayak bileği kemiği. Kaval ve kamış kemikleri ile ayak tarağı kemikleri arasında bulunan, en büyüğü topuğu meydana getiren dokuz küçük kemik. tarsus kemikleri.

 

Intarsia : Kabartma motif işleme. Kakmacılık.

Tarsal : Tarsal. Ayak bileği (ile ilgili). Ayak bileği ile ilgili. Gözkapağı bağdokusu ile ilgili. Ayak bileği. Ayak bileği kemiklerine ait.

Tarsometatarsus : Kuşların bacaklarında ayağa yakın bir kemik. Tarsometatarsus. Kuşlarda bacağın tarsalının distal sırasının, metatarsusun 2, 3, 4 ve parçaları ile birleşmesinden oluşan kısa düz kemik.

İngilizce Tarsier Türkçe anlamı, Tarsier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tarsier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aardvark : Borudişli. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Karınca yiyen.

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan.

A cells : Alfa hücreleri. A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

 

Aardvarks : Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller.

Abiotic environment : Abiyotik çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

Tarsier synonyms : genus tarsius, tarsius syrichta, tarsius glis, tarsius, abductor muscle, tarsiers, abramis zone, abiotic factor, abo blood groups system, acacia, primate, a site.

Tarsier ingilizce tanımı, definition of Tarsier

Tarsier kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : [Bakınız: Tarsius].