Taxe türkçesi Taxe nedir

Taxe ile ilgili cümleler

English: Ali didn't pay his taxes on time.
Turkish: Ali vergilerini zamanında ödemedi.

English: All these goods are heavily taxed.
Turkish: Tüm bu mallar ağır biçimde vergilendiriliyor.

English: Ali pays about 25% of his income in taxes.
Turkish: Ali gelirinin yaklaşık %25' ini vergi olarak ödüyor.

English: All Americans have to pay their taxes.
Turkish: Bütün Amerikalılar vergilerini ödemek zorundadır.

English: Ali forgot to file his taxes.
Turkish: Ali vergilerini dosyalamayı unuttu.

Taxe ingilizcede ne demek, Taxe nerede nasıl kullanılır?

Entertainment taxe : Eğlence resmi. Çeşitli ülkelerde tiyatro, konser, sirk, varyete, vb. gösterilerden, bu arada sinemalardan belediyelerce alınan resim. (türkiye'de 1.7.1948 gün, 5237 sayılı belediye gelirleri yasasına göre "gayrısafi hasılat"tan yerli filmlerde % 25'e, yabancı filmlerde % 70'e kadar eğlence resmi alınır). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Handling taxe : Yükleme vergisi.

Taxed : Vergili. Vergi koymak. Çalıntı. Vergilendirmek. Yormak. Suçlamak. Yük olmak. Mahkeme masrafını belirlemek. Çalınmış. Vergilendirilmiş.

Taxeme : Düzenbirim. Dilbilgisel özellik. En ufak gramer bölümü.

Taxer : Değer biçici. Vergi memuru. Vergici.

 

Back taxes : Geçmiş dönemlere ait ödenmemiş vergiler. Ödenmemiş vergiler. Eski dönemlere ait ödenmemiş vergi bakiyesi. Vergi borcu.

Before taxes : Brüt. Vergi öncesi. Vergiler hariç.

Taxes calculation : Belirtilen ve bildirilen bir verginin ödenebilecek duruma, gerçek bir düzeye getirilmesi. Verginin gerçekleştirilmesi.

Taxexempt : Vergiden muaf.

Taxers : Değer biçici. Vergici. Vergi memuru.

İngilizce Taxe Türkçe anlamı, Taxe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Taxe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exhaust : Bitirmek. Boşalmak. Egzoz etmek. Bitap düşürmek. Paçavrasını çıkarmak. Kurutmak. Egzoz. Yormak. Yorgunluktan tüketmek. Çıkarmak.

Imposition : İstenmeyen misafir. Yükleme. Haksız talep. Uygulama. Bir görüş ya da düşünceyi benimsetmeye çalışma; bir nesneye yargı ya da değer yükleme. Koyma. Zorla kabul ettirme. Aldatma. Vergilendirme. Taciz.

Duties : Hizmet. Ödev. Rüsum. Gümrük. Ödevler. Gümrük vergisi. Vergiler. Devlet alacaklarına ilişkin haklarla vergilerin gereği gibi gerçekleşmesi, izlenilmesi ve alınması sağlanılmak üzere yasalarıyla görevlilerine verilmiş, yapılmaması halinde sorumluluğu gerektiren ödevler. Yükümlülük.

Move : Taşıma. Kıpırdatmak. Kımıldatmak. Hareket ettirmek. İlerlemek. Oynamak. Taşınmak. Taşımak. Devinmek. Hamle.

Duty : Eşya ve kişilerin ülke sınırlarından giriş ve çıkışlarında denetimlerinin yapıldığı ve vergilerin tahakkuk ettirildiği kamu kuruluşu. bk. gümrük vergisi. İş. Borç. Vecibe. Gümrük vergisi. Gümrük. Ödev. Güç. Saygı.

Use : Harcamak. Bir toprağın ya da yapının hangi amaçlarla kullanıldığını ya da düzentasarda hangi amaçla kullanılacağını belirleyen tasarlama terimi. bk. toprak kullanımı. İstismar etmek. Kullanım. Adet edinmek. Kullanmak. Faydalanmak. Kullanma. Muamele etmek. Sömürmek.

 

Assessment : Köy gelirlerinin, köyün zorunlu işlerini ve köydeki aylıklı görevlilerin aylıklarını karşılamaya yetmediği durumlarda, 20 lirayı geçmemek üzere her aileden alınan bir tür yerel vergi. Tahakkuk ettirme. Fikir. Taşınmaz mal vergilerinde bir ölçü olarak kullanılmak üzere, kentlerde ve kırsal alanlarda, bireylerin ve tüzel kişilerin ellerinde bulunan topraklann değerlerinin devletçe belirli aralıklarla saptanması. bk. yazım. Tarh. Kentlerde ya da kırsal alanlardaki taşınmaz mallara, nesnel ölçütler kullanarak, değer biçme. Değeryazım. Bir alacak hakkının doğması. Bellilendirme.

Eat up : Haklamak. Kökünü kurutmak. Yiyip tüketmek. Kısa zamanda katetmek. Tüketmek. Yutmak (kelimeleri). Yitirmek. Silip süpürmek. Yiyip bitirmek.

Cessing : Vergilendirmek. Değer biçmek. İhmal etmek.

Occupy : Zaptetmek. Doldurmak. Meşgul etmek. -de oturmak. İşgal etmek.

Taxe synonyms : farm, be, dowering, deplete, apanage, assessments, consume, act, gabelle, wipe out, dowered, run through, impositions, eat, use up, expend, dues, cesses, dowers, dower.

Taxe zıt anlamlı kelimeler, Taxe kelime anlamı

Refrain : Çekinmek. Kendini tutmak. Sakınmak. Kaçınmak. Nakarat. Frenlemek. Geri durmak. Alıkoymak.

Stay : Beklemek. Bırakmamak. Geciktirmek. Kalma süresi. Bastırmak. ...olarak kalmak. Sürdürüp tamamlamak. Kalış. Geçiştirmek. Germek.