Tefe nedir, Tefe ne demek
Yerel Türkçe anlamı:
Dokuma tezgâhlarında tarağı tutan ve mekik ipliklerini sıkıştırmaya yarayan araç.
Dokuma tezgâhında tarağı tutan, mekik ipliklerini sıkıştırmaya yarayan araç.
Yeni süren, ekşi asma filizi.
Tarih'teki anlamı:
İçinde yirmi altın yaprak bulunan paket;10 deste yerli altın yaprak ya da 200 yaprak Avrupa altını.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
[tife]: Dokuma tezgahlarında, mekiğin attığı ipi sıkıştırmağa yarayan düzen. (*Yalvaç -Isparta; Bekilli *Çal -Denizli; Kandilli *Bozüyük -Bilecik; Hacılar -Kayseri; Başkışla *Karaman -Konya; Köselerli *Tarsus -İçel) [tife] : (Kandilli *Bozüyük -Bilecik)
Diğer sözlük anlamları:
[Bakınız: defe]
İktisat alanındaki kelime anlamı:
[Bakınız: toptan eşya fiyat dizini]
Tefe kısaca anlamı, tanımı:
Tefe koymak : Biri hakkında alaylı dedikodu yapmak.
Tefe koyup çalmak : Tefe koymak.
Tefeci : El altından yüksek faizle ödünç para veren kimse, faizci, murabahacı.
Tefecilik : Tefecinin işi, faizcilik, murabaha, murabahacılık.
Tefehhüm : Anlama.
Tefekkür : Düşünme, düşünüş.
Tefekkür etmek : Düşünmek.
Tefekküre dalmak : Derin düşünmek, düşünceye dalmak.
Tefeli : Sık dokunmuş (bez).
Tefenni : Burdur iline bağlı ilçelerden biri.
Teferruat : Ayrıntı.
Teferruatlı : Ayrıntılı.
Teferruatsız : Ayrıntısız.
Teferrüç : Gezinti. Açılma, ferahlama.
Teferrüt : Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma. Benzeri bulunmama, benzersiz olma, sivrilme.
Tefessüh : Çürüme, bozulma, kokuşma. Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulma, kokuşma.
Tefessüh etmek : Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulmak, kokuşmak. çürümek, kokuşmak.
Tefeül : Uğur sayma, hayra yorma. Fal açma, fala bakma.
Tefeül etmek : Fala bakmak, fal açmak.
Tefevvuk : Üstünlük, üstün gelme.
Tefevvuk etmek : Üstün gelmek, bastırmak.
Tefeyyüz : Feyzalma. Yükselme, ilerleme.
Tefeyyüz etmek : Yükselmek, ilerlemek.
Ufacık tefecik : Kısa boylu ve zayıf, küçük yapılı, çelimsiz.
Ufak tefek : Kısa ve zayıf. Sönük, zayıf. Gerekli küçük eşya, araç gereç. Çok gerekli olmayan, önemsiz. Çok yer kaplamayan, küçük.
Dokuma : Dokumak işi, tekstil. Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.
Ağaç : Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.
Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Bu maddeden yapılmış.
Parça : Nesne. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Pasaj.
Tefebaş : Sırma ile işlenmiş atlas ya da kadife kumaş giysi.
Tefecik : Yün ipliğinden el tezgâhlarında dokunan kumaş.
Tefek : 1.Asma. 2.bk. tevek- 3.Asmanın koruk olacak çiçekleri. 4.bk. tevek- 5.bk. tevek- 6.Yaprak : Ağacın tefekleri dökülmüş. 7.Çalı süpürgelerini bağlamakta kullanılan yabanıl asma çubuğu. 8.Ebegümecinin en kalın dalı ya da kartlaşmış ebegümeci. 9.Tavana asılmış mısır hevengi. Kavun, karpuz, hıyar vb. bitkilerin yaprakları. Asma yaprağı. Üzüm asmasının taze filizi. Asma, üzüm ağacı. Filiz, asma filizi. Asma yaprağı.
Tefekli : Samsun ili, Alaçam ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Tefengi sıkılamak : Tüfeği doldurmak.
Tefetefelü : Sağlam.
Tefe ile ilgili Cümleler
- Hayatımızın, birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu, çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum.
- Ne kazandığın patronun maaşı ile karşılaştırıldığında ufak tefek şey.
- Ali almaması gerektiğini bilmesine rağmen bir tefeciden ödünç para aldı.
- Ali ufak tefek, değil mi?
- Ali ufak tefek işleri yapmak için istekli.
- Teferruat.
- Önemsiz bir problem, uzun tefekküre ihtiyaç duymaz.
- Ali benim için bazı ufak tefek işler yaptı.
Diğer dillerde Tefe anlamı nedir?
İngilizce'de Tefe ne demek? : [Tefé] n. leather strip, cloth strip
n. tambourine
Almanca'da Tefe : n. Weblade


Bu kısımda Tefe nedir? Tefe ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tefe tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tefe hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.