Ufak tefek nedir, Ufak tefek ne demek

"Ufak tefek" ile ilgili cümleler

  • "Kapımın önünde ufak tefek bir kadın göründü." - R. H. Karay
  • "Tünelin öbür ucunda tekrar ufak tefek ışıklar belirmişti." - R. N. Güntekin
  • "Üç kat elbisemden, birkaç takım çamaşırımdan ve ufak tefeğimden başka hiçbir şeyim ve hiçbir kimsem yok." - P. Safa
  • "Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu." - B. Felek

Ufak tefek kısaca anlamı, tanımı:

Ufak : Boyutları normalden küçük. Makam, derece bakımından geri olan. Yaşça daha küçük olan. Kısa bir süre. Önemsiz, çok az.

Tefe : Dokuma tezgâhında tarağı tutan ağaç veya metal parça.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Küçük : Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Geri aşamada. Yaşı daha az olan. Kısık, parlak olmayan (ses). Niceliği az olan. Küçük abdest. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Değersiz, önemsiz. Niteliği aşağı olan, bayağı.

Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

 

Gereç : Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal.

Kaplama : Üstü herhangi bir başka maddeyle kaplanmış olan. Kalınlığı 5 milimetreden az, ince ağaç levha. Kaplamak işi. Bir şeyin dışına süsleme veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat.

Zayıf : Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Çok az. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Başarısızlığı gösteren not. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan).

Gerekli : Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip, mukteza, zaruri.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Yer : Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Gezinilen, ayakla basılan taban. Görev, makam. İz. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Durum, konum, vaziyet. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Durum, konum. Yerküre. Önem. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Ülke.

Kısa : Az süren, uzun olmayan. Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı. Ayrıntısı çok olmayan. Kısa olan şey. Kısaca, kısaltarak.

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

 

Sönük : Göze çarpmayan, dikkat çekmeyen, silik. Parlaklığı, hızı az veya azalmış olan, etkisiz, zayıf. Sönmüş olan.

Önemsiz : Önemi olmayan, ehemmiyetsiz.

Ufak tefek ile ilgili Cümleler

  • Ne kazandığın patronun maaşı ile karşılaştırıldığında ufak tefek şey.
  • Ufak tefek şeylerle beni rahatsız etmeyin.
  • Ali ufak tefek işleri yapmak için istekli.
  • Ali ufak tefek, değil mi?
  • Ali benim için bazı ufak tefek işler yaptı.
  • Böyle ufak tefek şeylere üzülmene gerek yok.
  • Ufak tefek şeyler olur.

Diğer dillerde Ufak tefek anlamı nedir?

İngilizce'de Ufak tefek ne demek? : adj. small, petty, pint sized, bantam, footling, pint size, slender

Fransızca'da Ufak tefek : menu/e

Almanca'da Ufak tefek : klein und schmächtig

Rusça'da Ufak tefek : n. дешевка (F), побрякушка (F)