Telescreen türkçesi Telescreen nedir
- Ekran.
- Televizyon ekranı.
- Sınalgı ekranı.
Telescreen ingilizcede ne demek, Telescreen nerede nasıl kullanılır?
Telescope : Dürbün. Gökgözler. İç içe geçerek kısalmak. Ezilip iç içe geçmek. Irakgörür. Fizik, uzay alanlarında kullanılır. Ezip iç içe geçirmek. Bir elemanı başka bir elemanın içine geçirmek. Teleskopun elemanları gibi iç içe geçmek. Gökcisimlerini büyüterek ayrıntılarını gösteren, mercek ve aynalardan oluşmuş ışıksal gözlem aygıtı.
Telescope sight : Teleskopla bakma.
Telescoped : İç içe geçirilmiş. İç içe geçmek.
Telescopes : Teleskop. Bir elemanı başka bir elemanın içine geçirmek. Teleskopun elemanları gibi iç içe geçmek. İç içe geçerek kısalmak. Ezilip iç içe geçmek. İç içe geçmek. Ezip iç içe geçirmek. Irakgörür. Dürbün.
Telescopic : İç içe girerek uzayıp kısalan. Teleskopik. Geçmeli. İç içe geçen. Teleskopa ilişkin.
Telescopic stand : İçice giren destek. İç içe giren çatkı. İç içe geçen destek. Ayakları uzayıp kısalabilen sehpa. Dürbün sehpa. Kulis ışıldaklarının konulduğu, oyuklu ayakları iç içe girip çıkabildiği için yükseltilip alçaltılabilen çatkı. Sahne gerisindeki ışıkların konduğu ve oyuklu ayakların içice girip çıkabildiği için yükseltilip alçaltılabilen destek.
Telescopic damper : Borulu sönümleç. İçine yağ doldurulmuş bir yuvgu ve bunun içinde gidip gelen, ucu tekerleğe bağlı bir tokaçtan oluşan sönümleç. Teleskopik amortisör.
Telescopic sight : Teleskopik bakış. Dürbünlü nişan tertibatı.
Telescopic prop : Teleskopik direk. İçe geçmeli direk. Teleskobik dikme.
Telescopical : Teleskopik.
İngilizce Telescreen Türkçe anlamı, Telescreen eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Telescreen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Screen : Filme almak (kitap vb.). Siper etmek. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri. ilk kez seneca bölmüştür, beş perde - beş bölüm (bk. bölüm.) tiyatronun sahneyi seyirciye açan ve kapayan perdesi. ilk kez roma ve barok tiyatrolarında kullanılmıştır. bundan başka da bugünkü tiyatroda çeşitli perde biçimleri var: a) kulis perdesi, b) projeksiyon perdesi (bk. gergi,) c) arka perde, fon perdesi, ufak perde, d) ses perdesi: seste pesliği ve tizliği gösteren kesimler. Kamufle etmek. Perdeleme. Saklamak. Bürgü. Ekranda göstermek.
Display monitor : Görüntüleme aygıtı. Ekranlı monitör. Görüntü izletici. Görüntü birimi. Görüntü uçbirimi. Görüntü monitörü. Görüntü izleyici.
Display device : Görüm aygıtı. Gösterim aygıtı. Görümlük. Görüntü aygıtı.
Crt : Kupa. Eksiuç ışıtacı. Yaygın bir bilgisayar ekranı türü (bilgisayar). Cathode ray tube (katot ışınlı tüp). Uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Eksiuç ışınlarının devinimini doğrudan doğruya gözlemeyi sağlayabilen, havası boşaltılmış ışıtaç. (eksiuç ışıtaçları, almaç ışıtaçlarının temelini oluşturur). Bir takımyıldızın adı.
[#video Videoing] : Video kaset. Video. Video terminal. Görüntü. Video filmi.
Display : Sergileme. Görüntülemek. Görüntü. Büyük puntolarla basmak. Gösterme. Sergi. Sergilemek. Açığa çıkarmak. Göstermek.
Monitress : İzleme tertibatı. Varan. Gözleme. Monitor. Gözlemci öğrenci. Etobur kertenkele.
Display unit : Gösterici birim. Görüntü birimi. Genellikle bir katod ışınlı ekrandan oluşan, istenen verilerin kullanıcıya ya da işletmene iletilmesi için veri çıkışı (ya da ışık kalemiyle veri giriş-çıkışı) amacıyla kullanılan donanım birimi. kısaca gösterici de denir. Gösterim birimi. Görüntü ünitesi. Gösterme ünitesi. Gösterici. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.
Video : Video kaset. Video terminal. Video. Televizyon. Devinimli görüntülerin kablolar ya da telsiz bağlantısıyla çok uzaklardaki yerlere ulaştırılması ve buralarda izlenebilmesi. (bunu gerçekleştirmek için gerekli başlıca aygıt ve donanımlar alıcı, kablolar, verici, verici dalgalık, alıcı dalgalık, almaçtır. alıcı, aktarılacak konuyu satır satır, nokta nokta tarayarak çözümler. bu çözümlemeye uygun biçimde oluşan televizyon imleri, eşeksenli kablolar ya da verici yayacın verici dalgalığı yoluyla almaca doğru yola çıkarılır. bu ikinci durumda, televizyon imlerini bir taşıyıcı dalga, dalgalığa ulaştırır. bu dalgalığın almaca verdiği televizyon imleri almacın çeşitli katlarından geçerek bir elektron topundan çıkan elektron demeti yardımıyla almacın görüntülüğünde konuyu yeniden kurar. görüntülükteki bu resim, alıcının ereğindeki resmin tıpkısıdır). bir ülkede televizyonu oluşturmak için gerekli kuruluşların tümü, televizyon işleyimi. güzel sanatların bir kolu olarak televizyon sanatı. televizyonu gerçekleştirmek için yapılan çalışmaların tümü, televizyonculuk. bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal televizyonu. Görüntü. Video filmi. Sın. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Telescreen synonyms : crt screen, buffle, on screen presentation, television screen.

Bu kısımda Telescreen kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Telescreen ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Telescreen anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Telescreen ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.