Telling türkçesi Telling nedir

Telling ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't know whether Mary is telling the truth or not.
Turkish: Ali Mary'nin gerçeği söyleyip söylemediğini bilmiyor.

English: Ali didn't come right out and say so, but he implied that I wasn't telling the truth.
Turkish: Ali dışarı gelmedi ve öyle söylemedi fakat gerçeği söylemediğimi ima etti.

English: Ali has been telling everyone that he doesn't plan to attend the meeting.
Turkish: Ali herkese toplantıya katılmayı planlamadığını söylüyor.

English: Ali appears to be telling the truth.
Turkish: Ali doğruyu söylüyor gibi görünüyor.

English: Ali and Mary can't both be telling the truth.
Turkish: Ali ve Mary'nin her ikisi de gerçeği söylüyor olamaz.

Telling ingilizcede ne demek, Telling nerede nasıl kullanılır?

Telling off : Azar.

Give somebody a telling off : Fırça atmak. Azarlamak.

Story telling film : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gerçek yaşamdan alınma ya da oyunluk yazarının düşgücüyle yarattığı bir konuyu öykü biçiminde sunan film. Öykülü film.

Fortune telling : Falcılık. Bakıcılık.

Manner of telling : Anlatım. Anlatış. Halen.

 

Foretelling : Önceden haber vermek. Geleceğini haber vermek. Gaipten haber verme. Gaipten haber vermek. Önceden bildirmek. Önceden bilmek. Kestirimde bulunmak. Kehanette bulunmak.

Intellingibility : Anlaşılabilme.

Story telling : Hikaye anlatımı. Öykü anlatıcılığı.

Arteria vitellina : Embriyoda hemotropik beslenmeyi sağlayan vitellus kesesi atardamarı. Vitellin arter.

There is no telling : Tahmin etmek mümkün değil.

İngilizce Telling Türkçe anlamı, Telling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Telling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Recitals : Ezberden okuma. Hikaye. Solist konseri. İfade. Öykü. Beyan. Resital.

Mention : İma. Söz etmek. Mansiyon. Lafını etmek. Söz konusu etmek. Zikretmek. İleri sürme. Söz etme. -den söz etmek. Anmak.

Indicant : Gösterge. Gösterici. Gösteren. İşaret eden. Gösteren (şey). Belirten.

Intensest : Son derece. İstekli. Aşırı. Şiddetli. Yoğun. Kuvvetli. Dikkatli. Koyu.

Affectional : Güçlü bir his ile tanımlayanmış olan. Duygulu. Duyguya hitap eden veya duygu ifade eden. Sevgi ile ilgili. Etkileyen.

Effectives : Etkin. Efektif. Etki yaratan. Fiili. Aktifler. Sökmek. Bir ordunun aktif gücü toplamı. Geçerli olan. Tesir.

Flashiest : Parıltılı. Göz alıcı. Janjanlı. Cafcaflı. Göze çarpan. Frapan. Gösterişli. Havalı. Parlak.

Attracting : Çekici. Cazip.

Energetic : Enerji gösteren. Enerjik. Aktif. Çalışkan. Faal. Güçlü. Diri. Dipdiri. Kuvvetli.

Explicators : Açıklayan. Açıklayan kimse. İzah eden. Yorumcu. Tefsir eden. Yorumlayan.

Telling synonyms : informatory, rehearsals, verbalism, sayings, describers, dominants, dominant, pronouncement, confessions, affective, speaking, forceful, influential, explicating, describer, telltale, pithiest, explaining, expressional, informative, business like, pathetic, discloser, articulation, recitation, relation, evincive, narrator, indication, narrators, effectual, commentary, impartation.

 

Telling zıt anlamlı kelimeler, Telling kelime anlamı

Uninformative : Bilgi sağlamayan. Bilgilendirmeyen. Bilgilendirici olmayan. Bilgi vermeyen. Aydınlatıcı olmayan. Bilgi içermeyen.

Ineffective : Yararsız. Faydasız. Etkisi olmayan. Kabiliyetsiz. Sonuçsuz. Boş. Geçersiz. Başarısız. Beceriksiz. Yeteneksiz.

Telling ingilizce tanımı, definition of Telling

Telling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Effective. As, a telling speech. Operating with great effect.