Teyemmüm nedir, Teyemmüm ne demek

Teyemmüm; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak, kum vb. şeylerle abdest alma

Teyemmüm hakkında bilgiler

Teyemmüm, suyun bulunmaması veya zorunluluk nedeniyle kullanılamaması hâlinde abdest veya boy abdesti yerine yapılmış olan bir fiziksel nötrleşme ve ibadete hazırlık faaliyetidir.

Hangi maksatla teyemmüm edeceğine niyet edip ellerini toprak veya toprak cinsinden bir şeye iki defa vurarak, birincide yüz, ikincide dirseklere kadar eller meshedilerek yapılır.

Namaz kılmak için abdest yerine bazı durumlarda teyemmüm (Arapça: تيمم) yapılabilir. Ayrıca teyemmüm, hastalık, yolculuk, su bulamama/suyun olmaması veya erişilememesi gibi durumlarda boy abdesti yerine de yapılır.

Teyemmüm (Arapça:تيمم) sözcüğü TDK sözlüğüne göre Arapça kökenli olmakla beraber kökeninin Arapça olmadığına dair iddialar mevcuttur . Kur'an'da teyemmüm yapmak için türâb تراب (toprak) sözcüğü kullanılmaz, bunun yerine said صعيد sözcüğü kullanılır ki bu sözcük "toz, toprak, taş vs." anlamına gelmektedir.

Teyemmüm anlamı, kısaca tanımı:

Bulunma : Bulunmak işi.

Niyet : Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası. Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat. Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama.

 

Toprak : Memleketli. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Ülke. Arazi, tarla. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış.

Abdest : Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

Suyu görünce teyemmüm bozulur : "bir zorunluluk dolayısıyla yapılmakta olan bir işin, bu zorunluluk ortadan kalktığında gereği gibi yapılmak için yeni baştan ele alınması gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Zorunluluk : Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma, mecburluk, mecburiyet, mecburilik, zaruret, ıztırar, zorunluk, zarurilik.

Fiziksel : Genel olarak doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olan, fiziki. Fizikle ilgili olan.

Nötr : Etkisiz. Tarafsız, yansız. Yansız.

İbadet : Bir dinin buyruklarını yerine getirme.

Hazırlık : Hazırlanmak için gereken şey veya durumların bütünü.

Faaliyet : İşler durumda olma, etkinlik. Çalışma. Canlılık, hareket.

Maksat : İstenilen şey, amaç, gaye, erek.