Abdest nedir, Abdest ne demek

Abdest; bir din b. terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma

Abdest hakkında bilgiler

Abdest, Müslümanların, namaz gibi belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma ve temizliktir. Kur'ana göre her namazın yanında bedensel temizlenme amacıyla belli organları yıkamak (gasil) ve meshetmek (mesih مسح)şeklinde anlatılır . Suyun Abdeste uygun olması önemlidir . Su Abdeste tadı , bulanıklığı ve kokusunun olağan olması ile uygun olmaktadır .

"Abdest" sözcüğü Türkçeye Selçuklular zamanında Farsça'dan geçmiştir. Anlamı "su tutmak"tır. âb (su) ve dest (tutmak, kavramak) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. İran ve bazı diğer Müslüman ülkeler ile İngilizce konuşan ülkelerde abdest yerine "vudu" kelimesi kullanılır.

Abdest Kur'an' da gasil veya gusül (Arapça: غسل) olarak geçer. Bu sözcük, Arapça'da "bir sıvıyı bir nesne üzerinden akıtmak, koku sürünmek" anlamlarına gelir. Bazı hadisçiler ve fıkıhçılar vudû (Arapça: وضوء) kelimesini abdest anlamında kullanmakta ve gusül kelimesini boy abdesti için kullanmaktadırlar. Kur'an'da boy abdesti' için ıttıhar (Arapça: اطهار) yani taharlanma (temizlik) sözcüğü kullanılmaktadır.

 

Fakihlere (fıkıh alimi) göre namaz kılmak için abdest yerine bazı durumlarda teyemmüm (Arapça: تيمم) yapılabilir. Ayrıca teyemmüm, hastalık, yolculuk, su bulmama/suyun olmaması veya erişilememesi gibi durumlarda boy abdesti yerine de yapılır. Kur'an'da teyemmüm yapmak için türâb تراب (toprak) sözcüğü kullanılmaz, bunun yerine said صعيد sözcüğü kullanılır ki bu sözcük "toz, toprak, taş vs." anlamına gelmektedir . Kullanıma uygun su bulunduğu zaman bozulmaktadır .

Abdest anlamı, kısaca tanımı:

Müslüman : İslam dininin kurallarını yerine getiren kimse. İslam dininden olan kimse, Muhammedî, Müslim, Müselman, mümin. Doğru, haktan ayrılmaz kimse.

İbadet : Bir dinin buyruklarını yerine getirme.

Düzen : Dolap, hile. Alet edevat takımı. Bez dokuma tezgâhı. Yerleştirme, tertip. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri.

 

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Mesh : Abdest alırken ıslak eli başa ve meste sürme. Bir şeyi elle sıvazlama.

Arınma : Duyguların sanat yoluyla arı duruma getirilmesi. Ruhun tutkulardan temizlenmesi. Arınmak işi, temizlenme.

Abdest almak : Boy abdesti almak. Müslümanlar, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh ederek temizlenmek.

Abdest bozmak : İdrar veya dışkı yapmak.

Abdest tazelemek : Abdesti bozulmadığı hâlde yeniden abdest almak.

Abdesti bozulmak : Yeniden abdest alma gereği ortaya çıkmak.

Abdesti gelmek : Abdest bozmaya gereksinim duymak.

Abdesti kaçmak : Abdesti bozulmak.

Abdestinden şüphesi olmamak : Yaptığı işte kusuru olmadığını kesin olarak bilmek.

Abdestini vermek : Birini azarlamak.

Abdestbozan : Şerit.

Abdesthane : Tuvalet.

Büyük abdest : Dışkı, büyük.

Küçük abdest : İdrar.

Boy abdesti : İslam dininin gerekli gördüğü durumlarda ve belirlenen biçimde yıkanıp abdest alma, gusül.

Abdestbozan otu : Gülgillerden, almaşık yapraklı, yeşilimsi veya kan kırmızı çiçekler açan, idrar söktürmede ve kan dindirmede kullanılan bir bitki (Poterium spinosum).

Abdestinde namazında olmak : Dindar olmak.

Abdestli : İyi adam. Abdesti bozulmamış olan (kimse). Abdest almış (kimse). Abdest alarak, abdest almış olarak.

Abdestlik : Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.

Abdestlilik : Abdestli olma durumu.

Abdestsiz : Kötü adam. Abdest almamış olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Abdesti bozulmuş olan (kimse).

Abdestsiz yere basmamak : Dinî kurallara titizlikle bağlı olmak.

Abdestsizlik : Abdestsiz olma durumu.

Adını ağzına abdestle almak : Bir kişiyi anarken çok saygılı davranmak.

Aldığı abdest ürküttüğü kurbağaya değmemek : Sağladığı yarar, verdiği zararı karşılamamak.

Boy abdesti almak : İslam dininin gerekli bulduğu durumlarda ve biçimde yıkanıp abdest almak.

Bu abdestle daha çok namaz kılınır : "bir tutum veya davranışın etkisi sürekli olur" anlamında kullanılan bir söz.

Büyük abdesti gelmek : Dışkı yapma ihtiyacı duymak.

Çapanoğlunun abdest suyu gibi : Çok sulu, tatsız ve kötü görünüşlü olan (içilecek şeyler).

İmamın abdest suyu gibi : Soğuk veya sıcak olması gerekirken ılık olan içecekler için kullanılan bir söz.

Küçük abdesti gelmek : İdrar yapma ihtiyacı duymak.

Namaz : İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet, salat.

Temizlik : Temiz olma durumu, arılık, saffet, nezafet. Ortadan kaldırma, yok etme, öldürme. Temiz durma veya tutma durumu. Temizleme işi.

Bedensel : Bedenle ilgili, bedenî.

Temizlenme : Temizlenmek işi.

Yıkamak : Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek. Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek.

Anlatı : Ayrıntılarıyla anlatma. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Abdest vermek : İyice darılmak, haşlamak.

Diğer dillerde Abdest anlamı nedir?

İngilizce'de Abdest ne demek? : [Wudu] n. ablution, ritual cleansing or washing; washing of the body